Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > adezyon kuvveti nedir, adezyon kuvveti ne demek (adezyon kuvveti nnd)

adezyon kuvveti nedir, adezyon kuvveti ne demek?

adezyon kuvveti

  1. Yan yana duran veya sürtünen iki cismin molekülleri arasındaki çekiş kuvveti.

adezyon (nedir ne demek)

  1. Yapışma
  2. Birleşme, yapışma, tutunma.
  3. Farklı molekülleri birarada tutan çekim veya kuvvet.
  4. Moleküller arasında birbirilerine tutunmalarını sağlayan çekim kuvveti.
  5. Birbirinden ayrı iki organ veya zarın yangı ve benzeri nedenlerle yapışması.
  6. Yangı sürecinde nötrofil lökositlerin, venül ve kılcal damar endoteline yapışması.
  7. Normalde birbirinden ayrı iki organ veya zarın iltihap gibi nedenlerle birbirine yapışması.
  8. (en) Adhesion.
  9. (en) Adh.
  10. (fr) Adh
  11. (la) Adhesio

kuvvet (nedir ne demek)

  1. Fiziksel güç, takat
    Örnek: Bu kadar cesur bir hamleye yetecek kuvvetim yok. Y. Z. Ortaç
  2. Güç
  3. Şiddet, zor, cebir.
  4. Yetke, erk, nüfuz.
  5. Dayanıklı olma durumu, tahammül, mukavemet.
  6. Bir ülkenin savaşçı silahlı kuruluşları veya gücü
  7. Durgunluğu harekete veya hareketi durgun bir duruma çeviren etken, direnci kıran veya direnç doğuran özellik.
  8. Bir niceliğin kendisi ile çarpılarak yükseltildiği derecelerden her biri: 2x2x2=23 denkleminde, 3 sayısı 2'nin kuvvetini gösterir.
  9. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  10. Bir cismin durgunluk ya da devinim durumunu değiştirebilen yönleçsel nitelikli etki. anlamdaş gürelik.
  11. Bk. güç
  12. Bir cismin durma ya da devinim durumunu değiştiren dış etken. (SI birimi newton'dur).
  13. (en) Power.
  14. (en) Force.
  15. (en) Strength.
  16. (en) Energy.
  17. (en) Vigor.
  18. (en) Vigour.
  19. (en) Potency.
  20. (en) Might.
  21. (en) Beef.
  22. (en) Command.
  23. (en) Dint.
  24. (en) Lustiness.
  25. (en) Main.
  26. (en) Pith.
  27. (en) Punch.
  28. (en) Robustness.
  29. (en) Sinew.
  30. (en) Stamina.
  31. (en) Vinegar.
  32. (en) Zing.
  33. (en) Thews.
  34. (en) Action.
  35. (en) Muscle.
  36. (en) Steam.
  37. (en) Might güç.
  38. (en) Drive.
  39. (en) Emphasis.
  40. (en) Fibre.
  41. (en) Function.
  42. (en) Heart.
  43. (en) İmperium.
  44. (en) İron.
  45. (en) Nerve.
  46. (en) Snap.
  47. (en) Substance.
  48. (en) Virtue.
  49. (al) Kraft
  50. (fr) Force

güç (nedir ne demek)

  1. Ağır ve yorucu emekle yapılan, müşkül.
  2. Yapılması zor, çetin, kolay karşıtı
    Örnek: Değiştirmedim ben düşüncemi. Güçtür şiir söylemek, nesir yazmaktan çok güçtür. N. Ataç
  3. Zorlukla
    Örnek: Kendini yatağa güç atmış ve sızıp kalmıştı. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Fizik, düşünce ve ahlak yönünden bir etki yapabilme veya bir etkiye direnebilme yeteneği, kuvvet.
  5. Bir olaya yol açan her türlü hareket, kuvvet, takat.
  6. Sınırsız, mutlak nitelik.
  7. Büyük etkinliği ve önemi olan nitelik.
  8. Bir cihazın, bir mekanizmanın iş yapabilme niteliği.
  9. Siyasi, ekonomik, askerî vb. bakımlardan etki ve önemi büyük olan devlet.
  10. Bir ulus, bir ordu vb.nin ekonomik, endüstriyel ve askerî potansiyeli.
  11. Bir toprağın verimlilik yeteneği.
  12. İş yapma hızı; birim zamanda yapılan iş.
  13. Görsel bir aygıtın ayrıntıları seçme yeteneği.
  14. 1-Fiziksel, düşüncel ve ahlaksal bir etki yapabilme ya da bir etkiye direnebilme yeteneği, a. Ağır bir cismi kımıldatabilme yeteneği: kas gücü. b. Etki vegüçlülük ilkesi: karakter gücü, direnme gücü, düşünce gücü, bir kanıtın gücü (idée force = kımıldatıcı, yöneticigüç). 2- Fizik-ötesi kavramı olarak: a. İtme ve çarpmada dıştan mekanik etki yapan şey; b. Bireylerde türlü biçimlerde ortaya çıkan itici, etki yapıcı ve biçimlendirici olan şey. (Leibniz'de temel etkinlik ilkesi; Herder ve Nietzsche'de de temel kavram.) 3- Bir şeyin yapılmasını tüzeyle, anlaşmayla değil de, baskı yoluyle sağlayan etkinlik. (Ör. Güce dayalı devlet.)
  15. Birim zamana düşen iş birimleriyle ölçülen iş yapma oranı
  16. Vatla ölçülen iş yapma oranı; elektrik gücü (1 vatlık birgüç, saniyede 1 jul iş yapar).
  17. Birim zamanda yapılan işin niceliği ile ölçülen iş yapabilme yeteneği.
  18. Bir iş veya enerjinin transfer edilme hızı, birimi J.s-1 (wat).
  19. Yorucu, emekle yapılan.
  20. Zor, çetin.
  21. Şiddet.
  22. İş, meşguliyet.
  23. Kuvvet.
  24. (en) Power,.
  25. (en) Electric power.
  26. (en) Ascendance.
  27. (en) Austere.
  28. (en) Effort.
  29. (en) Exacting.
  30. (en) Heavy.
  31. (en) İmpossible.
  32. (en) İmpulse.
  33. (en) Proficiency.
  34. (en) İnfluence.
  35. (en) Rating.
  36. (en) Task.
  37. (en) Delivery job.
  38. (en) Heavy duty.
  39. (en) Difficult.
  40. (en) Hard.
  41. (en) Arduous.
  42. (en) Baffling.
  43. (en) Tricksy.
  44. (en) Strength.
  45. (en) Power.
  46. (en) Force.
  47. (en) Energy.
  48. (en) Ability.
  49. (en) Capability.
  50. (en) Capacity.
  51. (en) Clout.
  52. (en) Clutch.
  53. (en) Command.
  54. (en) Control.
  55. (en) Dominance.
  56. (en) Forcefulness.
  57. (en) İntensity.
  58. (en) İron.
  59. (en) Might.
  60. (en) Pith.
  61. (en) Potency.
  62. (en) Potential.
  63. (en) Punch.
  64. (en) Sinew.
  65. (en) Spiri.
  66. (en) Laborious.
  67. (en) Muscle.
  68. (en) Onerous.
  69. (en) Push.
  70. (en) Rough.
  71. (en) Stamina.
  72. (en) Steam.
  73. (en) Sticky.
  74. (en) Stiff.
  75. (en) Strenuous.
  76. (en) Tough.
  77. (en) Troublesome.
  78. (en) Vigour.
  79. (en) Competence.
  80. (en) Faculty.
  81. (en) İmpetus.
  82. (en) Lift.
  83. (en) Painful.
  84. (en) Parlous.
  85. (en) Severe.
  86. (en) Solidi.
  87. (al) Leistung,
  88. (al) Kraftstrom
  89. (al) Leistung
  90. (fr) Puissance,
  91. (fr) Puissance (électrique)
  92. (fr) Force
  93. (fr) Puissance
  94. (la) Fortitudo

yan yana (nedir ne demek)

  1. Biri ötekinin sağında veya solunda olarak, birbirinin yanında, birlikte
    Örnek: İki karyolayı yan yana koymuşlar, adı olmuş ayrı yatak! M. Ş. Esendal
  2. (en) Abutted side by side.
  3. (en) Abreast.
  4. (en) Collateral.
  5. (en) Adjoining.
  6. (en) Side by side.
  7. (en) Cheek by jowl.

yan (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin ön, arka, alt ve üst dışında kalan bölümü
    Örnek: Yolcuların girdiği iskele yanından kendini denize attı. M. Ş. Esendal
  2. Sağ ve solun ortak adı, yön, taraf, cihet
    Örnek: Yaşlı garson yanımıza geldi. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Yer.
  4. Üst.
  5. Birlikte, beraberinde olma
    Örnek: Bir ara acıkıp yanlarında getirdikleri ekmek peyniri yediler. N. Cumalı
  6. Bedenin bir bölümü.
  7. Üstte, altta, arkada veya önde olmayan.
  8. İkinci derece olan.
  9. Yanal.
  10. (Kuramsal istatistik) (…) evrendeğerinin (…) kestiricisi için, (…) çıkarımı. Bu çıkarım artı, eksi ya da sıfır olabilir; sıfır ise, kestiriciyansızdır, ay. bak,yansız kestirici.
  11. (en) Ancillary.
  12. (en) Cockeyed.
  13. (en) Part.
  14. (en) Sideways.
  15. (en) Skew.
  16. (en) Neighbourhood.
  17. (en) Diggings.
  18. (en) Behalf.
  19. (en) Bias.
  20. (en) Side.
  21. (en) Aslant.
  22. (en) Asquint.
  23. (en) Awry.
  24. (en) Collateral.
  25. (en) Flanking.
  26. (en) Lateral.
  27. (en) Parietal.
  28. (en) Sidelong.
  29. (en) Sideward.
  30. (en) Subordinate.
  31. (en) Flank.
  32. (en) Bye-.
  33. (en) Place.
  34. (en) Vicinity.
  35. (en) Direction.
  36. (en) Auxiliary.
  37. (en) Subsidiary.
  38. (en) Askew.
  39. (en) Edge.
  40. (en) Hand.

duran (nedir ne demek)

  1. Yaşayan, varlığını sürdüren.
  2. Dağ yolu.
  3. Kalan.
  4. Dingin, sakin, huzurlu.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.011