|
adalet mahkemesi
-
Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe
Örnek:
Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya ... çalışmaktır. Anayasa
-
Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları.
-
Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme
-
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması.
-
Tüze.
-
Bk. tüze
-
Justice. equity. fairness. equitableness. reason.
-
Equity. justice.
-
Justice. equity. act of justice. jus. law. reason.
-
Hukuk.
-
Yaygın ve geniş anlamı ile herkesin yasalarla tanınmış olan türesini yerine getirme, verme, başkalarının türesine uyma, saygı gösterme.
-
Adalet; hukuk.
-
Law. jurisprudence. justice.
-
Justice
-
Justice
-
Bir yargıçtan veya bazen savcı ve yargıçlardan oluşan bir kurulun, yargı görevini yerine getirdikleri yer, yargı yeri, yargıevi.
-
Duruşma.
-
Yargılık.
-
Bk. yargılık
-
Trial. court. court of justice. court of law. tribunal. curia. forum. law court.
-
Court. justice. tribunal. law court. trial. hearing. forensic.
-
Bank. bar. court. law court. trial. court of law. legal tribunal. hearing. chamber. civic center. forum. judicator tribunal. judicial court. judiciary.
-
Anayasa mahkemesi, genel mahkemeler, askerî ve idari mahkemeler dışında kalan ve denetim mahkemesi olan Yargıtay ile hüküm mahkemeleri, adalet mahkemesi
Örnek:
Yargıtay, adliye mahkemelerince verilen ve kanunun başka bir adli yargı mercisine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme mercisidir. Anayasa
-
General Court.
-
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları.
-
Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı
Örnek:
Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler. R. Enis
-
Judiciary. justice. justice.
-
Administration of justice. judicial court. judiciary. law court.
hak(nedir ne demek)
-
Toprak.
-
Toprak.
-
Adalet.
-
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
Örnek:
Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler. B. Felek
-
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
-
Geçmiş ve harcanmış emek.
-
Pay.
-
Emek karşılığı ücret.
-
Doğru, gerçek
-
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
-
Kâğıttaki yazıyı kazıma.
-
Tanrı.
-
Bk. oymabaskı
-
Condign. right. justice. claim. benefit. authority. dibs. due. franchise. jus. title. warrant. warranty.
-
Claim. due. franchise. title.
-
God. the right. justice. law. just. a right. renumeration.
-
Benefit.
-
God. right. justice. right dealing. claim. title. one's due / right / share. fairness.
-
True. pay. allowance. margin. benefice. beneficium. competence. franchise. jus. prerogative. privilege. reason. remuneration. truth.
-
Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EBRACK in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 940
[Jim
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|