|
adalet kapısı
-
Hak ve hukukun aranılacağı yer
Örnek:
Memlekette bir mahkeme, bir adalet kapısı var. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe
Örnek:
Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya ... çalışmaktır. Anayasa
-
Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları.
-
Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme
-
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması.
-
Tüze.
-
Bk. tüze
-
Justice. equity. fairness. equitableness. reason.
-
Equity. justice.
-
Justice. equity. act of justice. jus. law. reason.
-
Hukuk.
-
Yaygın ve geniş anlamı ile herkesin yasalarla tanınmış olan türesini yerine getirme, verme, başkalarının türesine uyma, saygı gösterme.
-
Adalet; hukuk.
-
Law. jurisprudence. justice.
-
Justice
-
Justice
-
Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
-
Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat
Örnek:
Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık
-
Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân
-
Gidere yol açan gereksinim.
-
Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
-
Devlet dairesi.
-
Ev gezmesi için gidilen yer.
-
Door. gate. portal. entrance. gateway. entry. hatchway. opening.
-
Port. door. gate. possibility. place of work. course. outlet. valve. vessel.
-
Toprak.
-
Toprak.
-
Adalet.
-
Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
Örnek:
Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler. B. Felek
-
Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
-
Geçmiş ve harcanmış emek.
-
Pay.
-
Emek karşılığı ücret.
-
Doğru, gerçek
-
Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
-
Kâğıttaki yazıyı kazıma.
-
Tanrı.
-
Bk. oymabaskı
-
Condign. right. justice. claim. benefit. authority. dibs. due. franchise. jus. title. warrant. warranty.
-
Claim. due. franchise. title.
-
God. the right. justice. law. just. a right. renumeration.
-
Benefit.
-
God. right. justice. right dealing. claim. title. one's due / right / share. fairness.
-
True. pay. allowance. margin. benefice. beneficium. competence. franchise. jus. prerogative. privilege. reason. remuneration. truth.
-
Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EBRACK in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 940
[Jim
yer
(nedir ne demek)
-
Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
Örnek:
İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
-
Gezinilen, ayakla basılan taban
Örnek:
Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
-
Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
-
Durum, konum, vaziyet.
-
Ülke, bölge.
-
Görev, makam
Örnek:
Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
-
Önem.
-
Yerküre.
-
Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
-
Location
-
Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
-
Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
-
Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
-
Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
-
Heu
-
Önce, evvel (Eski Kullanım)
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|