Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > adalet kapısı nedir, adalet kapısı ne demek, adalet kapısıın anlamı (adalet kapısı nnd)

adalet kapısı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






adalet kapısı

  1. Hak ve hukukun aranılacağı yer
    Örnek: Memlekette bir mahkeme, bir adalet kapısı var. Y. K. Karaosmanoğlu

adalet (nedir ne demek)

  1. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe
    Örnek: Devletin temel amaç ve görevleri ... kişinin temel hak ve hürriyetlerini sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya ... çalışmaktır. Anayasa
  2. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları.
  3. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme
  4. Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması.
  5. Tüze.
  6. Bk. tüze
  7. (en) Justice. equity. fairness. equitableness. reason.
  8. (en) Equity. justice.
  9. (en) Justice. equity. act of justice. jus. law. reason.

tüze (nedir ne demek)

  1. Hukuk.
  2. Yaygın ve geniş anlamı ile herkesin yasalarla tanınmış olan türesini yerine getirme, verme, başkalarının türesine uyma, saygı gösterme.
  3. Adalet; hukuk.
  4. (en) Law. jurisprudence. justice.
  5. (en) Justice
  6. (fr) Justice

kapı (nedir ne demek)

  1. Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
  2. Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat
    Örnek: Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık
  3. Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân
  4. Gidere yol açan gereksinim.
  5. Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
  6. Devlet dairesi.
  7. Ev gezmesi için gidilen yer.
  8. (en) Door. gate. portal. entrance. gateway. entry. hatchway. opening.
  9. (en) Port. door. gate. possibility. place of work. course. outlet. valve. vessel.

hak (nedir ne demek)

  1. Toprak.
  2. Toprak.
  3. Adalet.
  4. Adaletin, hukukun gerektirdiği veya birine ayırdığı şey, kazanç
    Örnek: Üstelik adli tatil olduğu için hak sahipleri bekleşirler. B. Felek
  5. Dava veya iddiada gerçeğe uygunluk, doğruluk.
  6. Geçmiş ve harcanmış emek.
  7. Pay.
  8. Emek karşılığı ücret.
  9. Doğru, gerçek
  10. Maden, ağaç, taş üzerine elle yazı veya şekil oyma.
  11. Kâğıttaki yazıyı kazıma.
  12. Tanrı.
  13. Bk. oymabaskı
  14. (en) Condign. right. justice. claim. benefit. authority. dibs. due. franchise. jus. title. warrant. warranty.
  15. (en) Claim. due. franchise. title.
  16. (en) God. the right. justice. law. just. a right. renumeration.
  17. (en) Benefit.
  18. (en) God. right. justice. right dealing. claim. title. one's due / right / share. fairness.
  19. (en) True. pay. allowance. margin. benefice. beneficium. competence. franchise. jus. prerogative. privilege. reason. remuneration. truth.
  20. (en)
    Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EBRACK in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 940
    [Jim

yer  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. (en) Location
  11. (en) Terraneous. earth. premises. footing. whereabouts. glebe. ground. locale. locality. location. locus. mother earth. place. position. post. quarter. room. seat. site. situation. situs. slot. space. spot. stand. standing. station. stead. terrain. ubiety.
  12. (en) Ground. earth. landmark. locality. location. place. point. position. room. seat. site. situation. space. spot. stand. station. stead.
  13. (en) Location. floor space. ground. land. lieu. locale. locality. locus. place. room. seat. slot. spot. spot of land. station. stead. terrain. way. world.
  14. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  15. (fr) Heu
  16. Önce, evvel (Eski Kullanım)

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük