Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ad çekimi ekleri nedir, ad çekimi ekleri ne demek, ad çekimi eklerinin anlamı, ingilizcesi (ad çekimi ekleri nnd)

ad çekimi ekleri nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ad çekimi ekleri

  1. Adların birbirleri veya fiillerle olan geçici ilişkilerini belirleyen, durum gösterme kavramını karşılamak üzere aldıkları eklerdir. Türleri ve örnekleri için bk. ad çekimi.
  2. (en) Case ending
  3. (fr) Suffixes de cas

ad  US UK (nedir ne demek)

  1. Bir kimseyi, bir şeyi anlatmaya, tanımlamaya, açıklamaya, bildirmeye yarayan söz, isim: Çocuk, kedi, ağaç, düşünce, iyilik, Ahmet, Ertuğrul birer addır.
  2. Herkesçe tanınmış veya işitilmiş olma durumu, ün, nam, şöhret.
  3. Anılacak değer, önem.
  4. İsim.
  5. Sayma.
  6. Sayılma.
  7. Varlıkları bildiren sözcük: Ev, kedi, Ali, Ayşe, hayal, ordu, vermek, yarış vb.
  8. Bir filme verilen ad ve bu adı yazılı olarak belirten görüntüler. TV
  9. Bir izlenceye verilen ad ve bu adı belirten yazıların görüntüleri.T.: isim, filmin ismi. isim, programın ismi, programın adı
  10. (en) Main title,
  11. (en) Programme (ABD: program) title
  12. (en) Appellation. denomination. forename. name. noun. renown. reputation. repute. title.
  13. (en) As a prefix ad- assumes the forms ac-, af-, ag-, al-, an-, ap-, ar-, as-, at-, assimilating the d with the first letter of the word to which ad- is prefixed.
  14. (en) It remains unchanged before vowels, and before d, h, j, m, v.
  15. (en) Examples: adduce, adhere, adjacent, admit, advent, accord, affect, aggregate, allude, annex, appear, etc.
  16. (en) It becomes ac- before qu, as in acquiesce. a public promotion of some product or service in the Christian era; used before dates after the supposed year Christ was born; 'in AD 200'.
  17. (en) Name. reputation. noun. substantive. appellation. designation. first name. monniker. nomen. repute.
  18. (en) A public promotion of some product or service. in the Christian era; used before dates after the supposed year Christ was born; 'in AD 200'.
  19. (en) Alzheimer'S Disease Alzheimer's disease is a degenerative disorder that strikes brain neurons, causing memory loss and impairing the patient's ability to communicate, pay attention and make judgments As it progresses, the disease also affects the ability to perform simple everyday tasks on one's own, such as bathing, dressing and eating The disease was named for German neurologist Alois Alzheimer, who, in 1907, first described the brain lesions that mark the condition Some 4 million Americans are estimated to suffer from Alzheimer's disease, most of them over age 65.
  20. (en) Administrative Director.
  21. (en) Active Duty Full-time duty in the active military service of the United States It includes federal duty of the active list , full-time training duty, annual training, and attendance while in the active military service at a school designated as a service school by law or the Secretary of the Military Department concerned As it relates to medical care, the term Active Duty does not include Active Duty for Training.
  22. (en) Administrative Domain Group of hosts, routers, and networks operated and managed by a single organization.
  23. (en) Administrative leaders within OSU Extension who provide program direction The four program areas in OSU Extension are: Agriculture and Natural Resources, Family and Consumer Sciences, 4-H Youth Development, and Community Development.
  24. (en) This abbreviation stands for the Latin phrase 'anno domini' It designates a year since the hypothetical birth year of Christ This is a common western method of citing historical dates Dates prior to the birth of Christ are designated with the abbreviation BC.
  25. (en) Symbol for a dichromatic absorbance It is equal to the absorbance at the secondary wavelength subtracted from the absorbance at the primary wavelength.
  26. (en) Entering a two-digit or four-digit number into a terminal which has been pre-programmed to recognize the number as an abbreviation for a frequently dialed number which can be automatically dialed by the switching center.
  27. (en) Active Directory.
  28. (en) Active Duty.
  29. (en) A graphic or a banner on a web page that when clicked on, takes the visitor to another site.
  30. (en) Applicable Document abbreviation for the documentation.
  31. (en) The two-character ISO 3166 country code for ANDORRA.
  32. (en) The final and conclusive level of appeal of your claim unless you take your case to the Supreme Court of B C on judicial review An appeal to the Appeal Division can only be made on facts, law or policy.
  33. (en) Athletic Director- responsible for organizing, scheduling and supervising interscholastic sports for the high school.
  34. (en) Ace Directive/Assistant Director. advertisement GO - to move along ON - batsman's side of wicket.
  35. (en) Airworthiness Directive.
  36. (en) Automatic double, sometimes called a Ground Rule Double.
  37. (en) Name, noun, substantive
  38. (al) Haupttitel,
  39. (al) Programmstitel, Titel der Sendung, Sendungstitel
  40. (fr) Substantif, nom
  41. Ad Anno Domini milâttan sonra
  42. İlân, reklâm.
  43. La [müz.], pek iyi
  44. Reklam, duyuru, ilan

çekim (nedir ne demek)

  1. Çekme işi.
  2. Fiillerin çeşitli zaman, kişi ve kiplere, isimlerin de isim hâllerine göre uğradıkları değişiklikler, tasrif.
  3. Herhangi bir cismin, başka bir cismi kendine doğru çekme gücü, cazibe.
  4. Alıcının sürekli olarak çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası, plan.
  5. Eylem veya ad soylu sözcüğe kişi kavramı vermek için, eklerin getirilmesi (bk. adçekimi, eylemçekimi) .
  6. Nesnelerin ağınımsal, elektriksel ve mıknatıssal nitelikli kuvvetlerle birbirlerini çekmeleri.
  7. Alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilen film parçası
  8. Çevirim oyunluğunda, alıcının sürekli olarak bir kez çalıştırılmasıyla elde edilecek olan, her biri ayrı bir sayıyla belirtilen bölüm
  9. Alıcının bir kez çalıştırılması sırasında alıcı açısı, alıcı görüş noktası, alıcı ile çevrilen görünçlük arasındaki uzaklık, mercek çeşidi, vb. etkenlere göre başka başka özellikler gösteren görüntülerin tümü. (Bu son durumda görüntüler gerek çerçeve içinde kapladıkları yer, gerek görüş açısı ve noktası, gerekse çevirim sırasında alıcının devinimiyle değişik özellikler kazanır ki, bunların her biri özel bir terimle belirtilir). TV
  10. Televizyon yayınında, sinemadakiçekimin özelliklerine karşılık olan durumlar.
  11. Bk. çevirim
  12. (en) Shot, take
  13. (en) Flexional. gravitational. attraction. pull. gravity. force of gravity. gravitation. shot. shooting. filming. inflection. inflexion. conjugation. declension. draw. shoot.
  14. (en) Affinity. appeal. lure. attraction. inflection. declination. conjugation. shot. take.
  15. (en) Attraction. shot. take. graceful appearance. act of drawing. inflection. draft. gravity.
  16. (en) Attraction
  17. (al) Aufnahme, Einstellung, Szene, "Take"
  18. (al) Anziehung
  19. (fr) Plan
  20. (fr) Attraction

çevirim (nedir ne demek)

  1. Çevirme işi.
  2. Filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
  3. Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
  4. Sinema filmini gerçekleştirmek üzere alıcının çalıştırılarak duyarkatın üzerine gizli görüntülerin saptanması
  5. Alıcının çalıştırılmasına bağlı olarak yapılan işlerin tümü
  6. (Genel anlamda) Bir filmi gerçekleştirmek için yapılan işlerin tümü.
  7. (en) Filming, shooting, film shooting, camera shooting, take, taking, recording
  8. (en) Shooting. filming. taking. development of a film.
  9. (en) Filming. development of a film.
  10. <(al) Aufnahme, Filmaufnahme, Kameraaufnahme, Bildaufnahme, Dreh, Dreharbeiten
  11. (fr) Tournage, prise (de vues), prise de vues cinématographique, filmage

ek (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin eksiğini tamamlamak için ona katılan parça.
  2. Bir gazete veya derginin günlük yayımından ayrı ve ücretsiz olarak verdiği parça, ilave.
  3. Sonradan katılan, dikilen, yapıştırılan parçanın belli olan yeri.
  4. İki borunun birbirine birleştirildiği yer.
  5. Kelime türetmek veya kelimenin görevini belirtmek için kullanılan şekil verici ses veya sesler, lahika.
  6. Eklenmiş, katılmış
  7. Sözcük türetmek veya sözcüğün görevini belirtmek için kullanılan biçim verici ses ya da sesler: Evci (ev-ci) , evcil (ev-cil) , evli (ev-li) , ev-lenmek (ev-le-n-mek) eve (ev-e) , evden fev-den) , evde (ev-de) , evim (ev-im) vb.
  8. Bk. ek yeri
  9. 1- Bir yapıttaki bilgiyi tamamlamak, dahaeksiksiz olmasını sağlamak amacıyle sonradan çıkarılan kitap. 2- Metin içinde verilmesi yersiz görülen tablo, çizim, sayılama vb. bilgiyi metnin ya da yapıtın arkasında ayrıca gösteren bölüm.
  10. (en) Additional. extra. supplemental. supplementary. further. addition. supplement. extension. extra. annex. appendix. appendage. addendum. adjunct. appurtenance. formative. insertion. inset. postscript. schedule. supplementation. by-. bye-. super-.
  11. (en) Accession. additional. adjunct. annexe. appendage. appendix. collateral. excess. extension. extra. inclusion. special. subsidiary. supplement. supplementary. addition. addendum. joint. patch. affix.
  12. (en) Appendix. attachment. addendum. additional. annex. coupling. supplement. supplementary. joint. joining. easement. tailpiece. fastening. patching. splice. bond. link. extra. insert. appurtenance. enclosure. annexed. pull-out. addition. adjunct.
  13. (en) Affix
  14. (en) Supplement, appendix
  15. (fr) Affixe

olan (nedir ne demek)

  1. Olmak eyleminin şimdiki zaman ortacı.
  2. (en) [Olan] [Olan] pron. one

geçici(nedir ne demek)

  1. Çok sürmeyen
    Örnek: Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim. P. Safa
  2. Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı
    Örnek: Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım? H. E. Adıvar
  3. Bulaşan, bulaşıcı.
  4. Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu
    Örnek: Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor. C. Şehabettin
  5. Muvakkat. ~ yazım:muvakkat tescîl.
  6. (en) İnterlocutory. temporary. transient. provisional. pro forma. ad interim. band-aid. casual. curable. deciduous. ephemeral. extrinsic. fading. flying. fortuitous. fugacious. fugitive. impermanent. interim. jury. makeshift. momentary. palliative. passin.
  7. (en) Ephemeral. fugitive. interim. makeshift. momentary. passing. provisional. temporal. temporary. transient. transitory. short-lived. contagious. infectious.
  8. (en) Provisional. temporary. interim. tentative. ad hoc. momentary. transient. migrant. migratory. passing. infectious. fugacious. instant. occasional. ephemeral. fleeting. fortuitous. fugitive. impermanent. interlocutory. picknicky. provisory. temporal. trans.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük