|
acil çıkış kapısı nerede
-
Where is the emergency exit
-
Hemen yapılması gereken, ivedi, ivedili, evgin, müstacel.
-
Urgent. immediate. pressing. exigent. importunate. crying. insistent. direful. instant.
-
Burning. immediate. importunate. instant. pressing. urgent.
-
Urgent. pressing. prompt. immediate. hasty. swift. speedy. it admits of no delay. sore.
-
American Council of Independent Laboratories.
-
Çıkma işi veya biçimi
Örnek:
Çiğ patatesle patlıcanı düşününüz, sıcak külden çıkışına bakınız, ne leziz yemektir. R. H. Karay
-
Bir yerden çıkmak için kullanılan yer.
-
Yokuş.
-
Güreşte cazgırın alana çıkardığı pehlivanların izleyicilere doğru yürüyerek çalım yapmaya başlaması.
-
Mezuniyet, okul bitirme.
-
Belgesi.
-
Beklenilmeyen bir sırada yapılan sert konuşma.
-
Uçağın bir havaalanından başka bir havaalanına gitme süreci, sorti.
-
Çıkış belgesi.
-
Bir sinemada izleyicilerin salondan ve yapıdan çıkmalarını sağlayan kapı, geçit ve dış kapılar; özellikle salon kapıları.
-
Çıkış imi ileçıkış yerinden koşuya başlama. İki türü vardır: Kısa koşularda uygulanan alçakçıkış; uzun koşularda uygulanan yüksekçıkış.
-
Exit
-
Starting. exit. out. way out. outlet. outrun. check-out. rising. boom. start. up. ascent. egress. hit. issue. sortie.
-
Exit. rise. start. outlet. sally. sortie. the start. scolding.
-
Output. ascent. exit. issue. outflow. starting. sortie. sally. start. rise. up-grade. gradient. run. discharge. dismissal. outlet. outgoing. graduation. departure. uplift. mounting. increase. landing. drive. exhaust. emission. mill tail. dis.
-
Power output
-
Start
-
Abgang, Ausgang
-
Start
-
Sortie
-
Départ
-
Bir yere girip çıkarken geçilen ve açılıp kapanma düzeni olan duvar veya bölme açıklığı.
-
Bu açıklıktaki açılıp kapanan kanat
Örnek:
Evlerin kapılarında kocaman yeşil bronz tokmaklar vardı. S. F. Abasıyanık
-
Gelir, geçim, kısmet sağlayan yer, kaynak veya imkân
-
Gidere yol açan gereksinim.
-
Tavla oyununda iki pul üst üste getirilerek karşı oyuncunun o haneyi kullanmasına engel olunan yer.
-
Devlet dairesi.
-
Ev gezmesi için gidilen yer.
-
Door. gate. portal. entrance. gateway. entry. hatchway. opening.
-
Port. door. gate. possibility. place of work. course. outlet. valve. vessel.
-
"Hangi yerde?" anlamına yer zarfı
Örnek:
Bu kadın nerede imiş, babası onu nerede görmüş? M. Ş. Esendal
-
"İmkânsız" anlamında bir söz
Örnek:
Sözde hislerimi, hatıralarımı günü gününe yazacaktım. Nerede! Ö. Seyfettin
-
Where.
-
Where. whereabouts. wherever.
-
Hangi yer?.
-
Vücudun hangi tarafı veya hangi organı.
-
Whence. what place. what part. whatsoever place.
-
Were not.
-
What part of. where. wherever. what place.
-
Yer, nere
-
Nere, nerede, nereye
-
Da
-
Zam
the
(nedir ne demek)
-
(Eski ye) (s.), (z.) bir, o (tarif edatı, harfi tarif, belirtme sıfatı)
-
Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
-
Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|