Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > acele posta nedir, acele posta ne demek, acele postanın anlamı (acele posta nnd)

acele posta nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






acele posta

  1. Özel ücreti olan ve hızlı bir biçimde gönderilen posta.

acele (nedir ne demek)

  1. Hızlı yapılan, çabuk, tez, ivedi.
  2. Vakit geçirmeden, tez olarak
    Örnek: Acele bir karar vermek ihtiyacındayım. P. Safa
  3. Çabuk davranma, ivecenlik.
  4. (en) Hasty. urgent. hurried. hurry-up. early. flying. pressing. too previous. hastily. hurriedly. in haste. in a hurry. discomposedly. hotfoot. hurry. haste. rush. dispatch. precipitancy. urgency. bustle. expedition. precipitance. precipitate. press. whir.
  5. (en) Crash. cursory. dispatch. haste. hasty. hurried. hurry. hustle. immediate. nippy. precipitate. precipitation. pressing. rush. urgent. hastily. in a hurry.
  6. (en) Haste. urgency. hurry. flurry. bustle. cursory. dispatch. with dispatch. expedition. hasty. hustle. make a beeline. precipitance. press. pressing. prompt. in short order. speedy. white heat.

posta (nedir ne demek)

  1. Bir yere gelen veya bir yerden gönderilen mektup ve emanetlerin tümü
  2. Bu emanetleri toplayan ve dağıtan kuruluş ve bu kuruluşun bulunduğu yer
    Örnek: Yazısı silinmiş, kâğıdı sarı / Mektubunu geri getirdi / Dünya postaları. A. N. Asya
  3. Genellikle posta götüren taşıt.
  4. Takım, kol.
  5. Kez, defa, sefer.
  6. 24 saatlik çalışma gününün, çalışma bölümlerinden her biri, vardiya.
  7. Bir sanayi veya ticaret işletmesinde aynı süre içinde çalışanların tümü.
  8. Hizmet nöbetinde bulunan er.
  9. Bk. radyo yayacı
  10. Bk. televizyon yayacı
  11. (en) Postal. mail. post. postal service. post-boy.
  12. (en) Mail. post. relay. gang.
  13. (en) Mail. shift. watch. post. postal service. the post office. mail train. orderly. trip. run. team. crew. gang. postillion. section. course. group. labour shift. frame. postal. upright. station.

radyo yayacı (nedir ne demek)

  1. Radyo izlencelerini veren yayaç.
  2. (en) Radio station, broadcasting station
  3. <(al) Rundfunkanstalt, Rundfunkstation, Sendestation
  4. (fr) Station radio(phonique)

özel (nedir ne demek)

  1. Yalnız bir kişiye, bir şeye ait veya ilişkin olan
    Örnek: Kendisini özel olarak görmek istediğini söyledi. F. R. Atay
  2. Bir kişiyi ilgilendiren veya kişiye ait olan, hususi, zatî
    Örnek: Özel bir diyeceği varmış gibi koluma girdi sokakta. N. Cumalı
  3. Devlete değil, kişiye ait olan, hususi, resmî karşıtı.
  4. Dikkatle değer, istisnai.
  5. Her zaman görülenden, olağandan farklı.
  6. 1- Genelden ayrı olan; bir nesneler öbeğine ya da tek bir nesneye özgü olan. 2-(Mantıkta) Cinse karşıt olarak türle ilgili olan.
  7. (en) Special. personal. private. distinctive. particular. specific. proper. ad hoc. closet. esoteric. especial. exclusive. express. extraordinary. individual. intimate. peculiar. privy. proprietary. sole. state. very. self.
  8. (en) Distinctive. especial. exclusive. individual. intimate. particular. peculiar. personal. private. special. specific.
  9. (en) Custom. private. special. personal. exceptional. different. especial. express. own. particular. peculiar. privy. proprietary. single. specific. very.
  10. (en) Special
  11. (fr) Spécial

ücret(nedir ne demek)

  1. İş gücünün karşılığı olan para ve mal
    Örnek: Ücret emeğin karşılığıdır. Anayasa
  2. Kiralanan veya satın alınan bir şey için ödenen para
    Örnek: Fiyatından daha yüksek bir ücretle satın aldı. P. Safa
  3. Üretim faktörlerinden biri olan emeğin üretimden aldığı pay, diğer bir deyişle emek faktörünün fiyatı.
  4. İşçilere üretim sürecine katılmaları karşılığında belli sürelerde yapılan ödeme. krş. maaş
  5. Emek karşılığında alınan para.
  6. Bk. ödemelik
  7. (en) Dues. fee. charge. terms. payment. wages. pay. wage. salary. earnings. rate. emolument. hire. honorarium. remuneration. stipend. wage rate.
  8. (en) Emolument. fee. pay. payment. rate. screw. wage. wages. cost. price.
  9. (en) Wage. fee. charge. compensation. disposable income. emolument. hire. honorarium. kickback. pay. quittance. rate. rate regulation. remuneration. reward. stipend.
  10. (en) Salary
  11. (en) Wage
  12. (fr) Cachet

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük