|
acı ot
-
Kuzey Anadolu dağlarının ormanlarında yetişen, toprak altında bilek kalınlığında kökü bulunan çok yıllık ve otsu bir bitki (Tamus communis).
-
Ballıbabagiller (Labiatae) familyasından, 10-40 cm kadar boyda, sık ve gri beyaz tüylü, beyaz çiçekli, toprak üstü kısımları kaynatılarak iştah açıcı ve mide ağrılarını giderici olarak kullanılan, çok yıllık, yarı çalımsı, yarı otsu bir bitki. Sancı otu, pelin otu.
-
Cat thyme, hulwort, mountain germander
-
Polium, pouliot de montagne
-
Teucrium polium
-
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı.
-
Tadı bu nitelikte olan
Örnek:
Acı kahvesini yudumluyordu. T. Buğra
-
Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ıstırap
Örnek:
Omuzlarına kadar vücudun derisini haşlayan bayıltıcı yanma acısı ve dehşeti çok sürmedi. P. Safa
-
Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem
Örnek:
İnsan, ölümün acısını en çok günün iki uzak saatinde hissetmektedir. Y. Z. Ortaç
-
Koyu (renk)
Örnek:
Sıcak iklimlerde bu mevsim, tek renktedir, sadece acı yeşildir. R. H. Karay
-
Keskin, hoşa gitmeyen, şiddetli
Örnek:
Acı poyraz kuvvetle esiyordu. O. Kemal
-
Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, korkunç
Örnek:
Acı söz insanı dininden çıkarır. Atasözü
-
Hot. bitter. peppery. brackish. acrid. biting. painful. sad. sorrowful. lamentable. grievous. tragic. cutting. poignant. sardonic. scathing. shrill. splitting. harsh. severe. incisive. pungent. trenchant. vitriolic. pain. ache. hurt. sting. gnawing.
-
Acid. acrid. acrimonious. affliction. agitation. anguish. astringent. bitter. cutting. distress. gnawing. grief. grievous. heartache. heartbreak. hot. pain. pang. piercing. poignant. pungent. rank. sardonic. sorrow. sting. suffering. tart.
-
Pain. suffering. affliction. tribulation. grief. sorrow. ache. biting. bitter. distress. gip. hard. harsh. hurt. ill. piercing. sour. sting. trenchant. vitriolic. woe.
-
Bk. fil dişi
-
Warning: eregi_replace() [function.eregi-replace]: REG_EBRACK in /var/www/nedir/inc-fonksiyonlar.php on line 940
[Ac
-
Account.
-
La [müz.], pek iyi
-
Filin silah olarak kullandığı iki uzun ve eğri dişi
Örnek:
Munise bana, fil dişleri gibi beyaz teninde mor lekeler, çürükler gösteriyordu. R. N. Güntekin
-
Bu dişten yapılmış.
-
Diş tacında mine, köklerde ise seman denilen ve dişin sert bölümünü oluşturan doku.
-
Fillerin uzamış olan kesici dişleri.
-
Dişlerin dentin bölgesi.
-
İvory
-
Elfenbein
-
İvoire
-
Ebur:Fil dişi
-
Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkilere verilen ortak ad
Örnek:
Etrafımızda uzun otlar, yalçın kayalar vardı. A. Gündüz
-
Ağı, zehir.
-
İlaç.
-
Esrar.
-
Otla yapılmış veya otla doldurulmuş.
-
Toprak üstü gövdeleri genelde yeşil renkli olan ve ikincil kalınlaşmanın olmadığı bitkiler.
-
Herbal. herby. herbaceous. grass. herb. weed. hay. hashish. joint. greenstuff. herbage. pasturage. pasture. vegetable.
-
Feed. grass. pasturage. pasture. pot. herb. weed. fodder. filled or made with straw.
-
Herb. weed. wild grass. medicine. poison. plant.
-
Occupational Therapy Use of a vocational or vocational tasks as a form of therapy.
-
Occupational therapy.
-
Occupational Therapist. occupational therapist.
-
Operational Testing. occupational therapy.
-
Operational Testing.
-
Occupational therapy, or therapist.
-
Occupational Therapist.
-
In the context of Guardian's Office operations and programmes, an abbreviation for 'Operating Target'.
-
Occupational Therapy Focuses on delays in fine motor areas Delayed pencil control.
-
Abbreviation for overtime.
-
Operating Thetan.
-
Open Transport Name for new Macintosh networking protocol that advertises greater connectivity and processor speeds for some Macintosh PCs.
-
Occupational therapy A person who specializes in OT is called an occupational therapist They help with babies who are having feeding difficulties. abbreviation for Operating Thetan See Operating Thetan.
-
Abbreviation of Off Topic Used in message board postings to denote content that is not specifically related to the theme of the message board For example, a posting about a video game in an action figure message board might have the title OT: new Allied Assault game released. output transformer.
-
Herb
-
Herbe
-
Old Testament.
-
Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı.
-
Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.
-
Bu yöne düşen, bu yönle ilgili olan, şimali.
-
Kutup Yıldızı'nın bulunduğu taraf.
-
Gözerimi düzleminde doğu- batı doğrultusuna dik, kutupyıldızının bulunduğu yandaki yön, sol eli doğuya, sağ eli batıya uzanmış bir insanın arka yönü.
-
North. northern. boreal. north. the north. north.
-
North. northern.
-
North. upstate.
-
North
-
Nord
anadolu(nedir ne demek)
-
Ön Asya'nın bir parçası olarak Türkiye'nin Asya kıtasında bulunan toprağı.
-
Türkiye'Nin Asya kıt'asında bulunan topraklarına verilen ad. (Yunanca "Anatolia, güneşin doğduğu yön" anlamında olduğu sanılıyor.)
-
Anatolia. asia minor.
-
Anatolia. anatolian.
-
Anatolia.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|