|
ablalık etmek
-
Abla gibi yakın ve koruyucu davranışta bulunmak.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
Step
-
Say
-
Total
-
Aggregate
-
Sisterly
-
Bir kimsenin kendinden büyük olan kız kardeşi.
-
Büyük kız kardeş gibi saygı ve sevgi gösterilen kız veya kadın
Örnek:
Hatırda kalan şey değişmez zamanla / Ne vefalı komşumuzdun sen Fahriye abla. A. M. Dıranas
-
Genelev veya randevuevi işletmecisi kadın, çaça, mama
Örnek:
Bir akşam gel benimle, gidelim bir sarhoşluk edelim, ablaları şöyle bir dolaşalım. M. Ş. Esendal
-
Elder sister. sister. sis.
-
Elder sister.
-
Elder sister. madam.
gib
(nedir ne demek)
-
Çivi, pin, saplama
-
Erkek kedi.
-
Çivi, cıvata, pim
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|