|
abis
-
Okyanusların çok derin yeri ve daha özel olarak güneş ışığının erişemediği kesim.
-
Abyss.
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
derin(nedir ne demek)
-
Dibi yüzeyinden veya ağzından uzak olan
Örnek:
Genç kız onun kırık dişli ağzının içindeki derin karanlığa bakıyor. Ö. Seyfettin
-
Yüzeyden içeri inen.
-
Kendi türünde çok gelişmiş, en ileri durumda olan.
-
Yoğun
Örnek:
Bu büyük köşkü derin bir sessizlik kapladı. M. Ş. Esendal
-
Uzun süren
Örnek:
Bir iki derin nefesten sonra teneffüsünün ritmi düzeldi. P. Safa
-
Ayrıntıya önem verilerek hazırlanan
Örnek:
Üzerindeki tesirleri ölçmek için derin tetkikler yapmak lazımdır. F. R. Atay
-
İçten gelen.
-
Uyanılması güç, ağır (uyku).
-
Çok gelişmiş, çok ilerlemiş.
-
Yoğun.
-
Deep. profound. abstruse. fathomless. recondite. religious.
-
Deep. exquisite. extensive. profound. recondite. sound. thorough.
-
Deep. profound. bottom. depth.
-
Sound
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|