Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > a b sarması nedir, a b sarması ne demek, a b sarmasının anlamı, ingilizcesi (a b sarması nnd)

a b sarması nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








a b sarması

  1. Tek sıra delikli filmlerde kullanılan ve duyarkatın içte ya da dışta kalmasına göre iki çeşit olan sarma biçimi.
  2. (en) A and B winding
  3. (al) A und B Aufrollen
  4. (fr) Enroulement de la pellicule dans le sens A ou B

a (nedir)

  1. Ülke, kurum ve yatırımAraçlarının yüksek güvenilirlikAralığını gösteren ve derecelendirme kuruluşu tarafından verilen not.A'nın sayılarıArttıkça güvenilirlik derecesi yükselir; işaret değişiklikleri her bir konum için olumlu veya olumsuz gelişmelere işaret eder (AA,AAA,A+,AA- vb).
  2. Yunanca yokluk ifade eden ön ek.
  3. (i). ingiliz alfabesinin ilk harfi; birinci kalite veya derece; (müz). la notası, la perdesi; A.B.D. en yüksek not.
  4. (s) bir, herhangi bir (ünsüzle başlayan kelimelerden önce kullanılır; bak. an).; her bir, -de,-ne: twice a year senede iki defa, two lira a dozen düzinesine iki lira.
  5. I. lâ [müz.], pek iyi

b (nedir)

  1. L.Bor. 2.5-Bromoüridin.
  2. I. si notası, iyi (not)

sarma (nedir)

  1. Saran, içine alan şey, zarf.
  2. Çevirme.
  3. Lahana, pazı ve üzüm yaprağının hazırlanan içle sarılmasıyla yapılan etli veya zeytinyağlı yemek.
  4. Bir ayakta alınan paralel veya dik olarak dikmelerin üzerine yerleştirilen direk.
  5. Sarılarak yapılan.
  6. Sarmak işi.
  7. Erkek dansçının kadın dansçıyı kollarıylasarması.
  8. Bir filmi ya da bir mıknatıslı kuşağı bir makaradan, bir göbekten öbür makaraya, göbeğe aktarma.
  9. (en) Winding, spooling
  10. (en) Wrapping. winding. envelopment. packing. twine. infestation. involvement. stuffed dish.
  11. (en) Wrapping. surrounding. joint. reefer.
  12. (en) Encapsulation. wrapping. bandaging. surrounding. enveloping. embracing. coiling up. twining around. hot dish made of grape or cabbage leaves stuffed with meat and rice. a wrestling maneuver. an embossed motif. design. envelopment. involution.
  13. (en) Wrapping
  14. (al) Wicklung
  15. (fr) Enroulement, bobinage, embobinage
  16. (fr) Enveloppement

tek (nedir)

  1. Eşi olmayan, biricik, yegâne
    Örnek: Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
  2. Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
    Örnek: Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
  3. Bir kadeh içki.
  4. Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
  5. Yalnızca.
  6. Hiç, hiçbir
    Örnek: Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
  7. İki ile bölünemeyen (sayı).
  8. Sessiz, hareketsiz, uslu.
  9. 1. Biricik, eşi olmayan. 2. sessiz, hareketsiz, uslu.
  10. (en) Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
  11. (en) Individual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
  12. (en) A Siberian ibex.
  13. (en) Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
  14. (en) Uneven

sıra (nedir)

  1. Yan yana, art arda olan şey veya kimselerin tümü, dizi
    Örnek: Şehir esnafı şekercisinden tutun da, berberine kadar iki sıra durup kendisini alkışladılar. S. F. Abasıyanık
  2. Bu biçimdeki topluluğun durumu.
  3. Belirli bir düzene ve niteliğe göre dizilme durumu.
  4. Bir şeye ayrılan, uygun görülen veya rastlayan zaman
    Örnek: Bu sırada, elinde paketiyle gelen Mustafa Efendi yaklaştı. M. Ş. Esendal
  5. Tahtadan oturak
    Örnek: Oturacak yerler tahta sıralardan olur. S. Birsel
  6. Dershane, meclis vb. yerlerde kullanılan ve oturup yazı yazacak biçimde yapılmış olan mobilya.
  7. Düzen.
  8. Durumunda olan, sıra oluşturan.
  9. Sıra durumunda olan, sıra oluşturan.
  10. Bir salonda yan yana dizilen koltuklardan oluşan dizi.
  11. (en) Desk
  12. (en) Row
  13. (en) Ordinal. line. queue. linage. order. row. series. file. rank. sequence. turn. bench. alignment. arrangement. array. form. occasion. place. progression. range. settle. slot. spell. succession. tier. train.
  14. (en) Alignment. array. bench. file. line. occasion. order. queue. range. rank. row. sequence. series. string. succession. tier. turn.
  15. (en) Bank. sequence. file. line. order. pitch. range. round. row. series. tier. train. turn. queue. course. number. coordinate. ply. alternate. suite. tail. evolution. serial. catena. grade. alinement. alignment. procession. arrangement. array. bench. hand. ju.
  16. (al) Reihe
  17. (fr) Rang (de fauteuils)

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)