|
a b dizilemesi
-
Özellikle 16 mm'lik filmlerin dizilemesinde kullanılan ve tek değil çift kangalın kullanılmasına dayanan yöntem.
-
A and B roll assembly, A and B roll method, A and B rolls
-
A und B Rohschnitt
-
Assemblage A et B
-
Ülke, kurum ve yatırımAraçlarının yüksek güvenilirlikAralığını gösteren ve derecelendirme kuruluşu tarafından verilen not.A'nın sayılarıArttıkça güvenilirlik derecesi yükselir; işaret değişiklikleri her bir konum için olumlu veya olumsuz gelişmelere işaret eder (AA,AAA,A+,AA- vb).
-
Yunanca yokluk ifade eden ön ek.
-
(i). ingiliz alfabesinin ilk harfi; birinci kalite veya derece; (müz). la notası, la perdesi; A.B.D. en yüksek not.
-
(s) bir, herhangi bir (ünsüzle başlayan kelimelerden önce kullanılır; bak. an).; her bir, -de,-ne: twice a year senede iki defa, two lira a dozen düzinesine iki lira.
-
I. lâ [müz.], pek iyi
-
L.Bor. 2.5-Bromoüridin.
-
I. si notası, iyi (not)
dizileme (nedir)
-
Kurguya hazırlık olmak üzere, bir gün içinde birikmiş çekimlerin değişik çevirimlerini ve bunlarla ilgili ses kuşaklarını bir araya getirme.
-
Assembly, shot assembly, first assembly, rough assembly, daily assembly
-
Tägliches Ausmustern von Aufnahmen, Musterzusammenstellen, Vormontage, Rohschnitt, Schnittrolle
-
Assemblage, groupage, montage premier positif
özellikle (nedir)
-
Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus
Örnek:
Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış. H. Taner
-
Especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.
-
Especially. notably. particularly. peculiarly.
-
Especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.
-
Eşi olmayan, biricik, yegâne
Örnek:
Hamit, biliyorsunuz edebiyatımızın tek dâhisidir. Y. Z. Ortaç
-
Birbirini tamamlayan veya aynı türden olan nesnelerden her biri
Örnek:
Dirseği hafifçe dizime dokunuyor ve bir saçı, bir tek tel saçı kaşının ucuna sürünüyordu. M. Ş. Esendal
-
Bir kadeh içki.
-
Önüne getirildiği cümleye istek ve özlem kavramı katar.
-
Yalnızca.
-
Hiç, hiçbir
Örnek:
Tek kelime konuşmadan bu yokuşu indik. R. H. Karay
-
İki ile bölünemeyen (sayı).
-
Sessiz, hareketsiz, uslu.
-
1. Biricik, eşi olmayan. 2. sessiz, hareketsiz, uslu.
-
Only. single. unique. one. solitary. odd. individual. exclusive. lone. singular. sole. one and only. single. one. fellow. mono-. uni-. homo-. homeo-. homoeo-.
-
Individual. isolated. lone. odd. one. only. particular. single. singular. sole. solitary. solo. unique. alone. merely. odd. single thing. a single thing. only once.
-
A Siberian ibex.
-
Mono. odd. single. one. only. sole. solitary. unique. unrivaled. inimitable. exclusive. individual. simple. uneven. unit. unitary.
-
Uneven
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|