|
aşama
-
Önem veya değer bakımından gitgide yükselen bir sıra basamakların her biri, rütbe, mertebe, paye.
-
Varılması istenen bir amaca doğru geçilmesi gerekli dönemlerden her biri, evre, basamak, adım, merhale.
-
Evre.
-
Yargılıkların görev bakımından ayrıldıkları basamakların her biri.
-
1- Bayrak yarışlarına katılan takımların her bir koşucusuna düşen uzaklık. 2- Yarışın belirli uzaklığı kapsayan bölümlerinden her biri.
-
Half-Way house. stage. degree. grade. rank. phase. tier. instance. cycle. estate. gradation. pitch. process. strand.
-
Phase. stage. stage evre. merhale. rank rütbe. mertebe.
-
Milestone. rank. stage. phase. functional grade. lap. nadir.
-
Degree, grade
-
Stage
-
Vorgabe
-
Defré
-
Étape
-
Bir şeyin nitelik veya nicelik bakımından değeri olma durumu, ehemmiyet.
-
İmportance. consideration. value. weight. significance. accent. account. amount. consequence. emphasis. gravity. import. interest. magnitude. matter. moment. prominence. regard. significancy. stature. strength. stress. substantiality.
-
Account. consequence. gravity. heed. immediacy. importance. magnitude. matter. meaning. moment. note. prominence. significance. stature. stress. value. weight.
-
Severity. importance. account. concernment. consequence. consideration. emphasis. gravity. import. magnitude. matter. meaning. moment. note. prominence. significance. stress. value. weight.
değer(nedir ne demek)
-
Bir şeyin önemini belirlemeye yarayan soyut ölçü, bir şeyin değdiği karşılık, kıymet.
-
Bir şeyin para ile ölçülebilen karşılığı, paha.
-
Yüksek ve yararlı nitelik.
-
Üstün, yararlı nitelikleri olan (kimse)
Örnek:
Bu kız aramaya, düşünmeye değer bir şey değildi. R. N. Güntekin
-
Kişinin isteyen, gereksinim duyan bir varlık olarak nesne ile bağlantısında beliren şey.
-
Bir değişkenin veya bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
-
Neoklasik iktisada göre tüketicinin son biriminin faydasını dikkate alarak bir mala verdiği göreli önem.
-
Emek-Değer kuramına göre bir malın içerdiği emek zamanı.
-
Neoklasik ve emekdeğer kuramlarına göre iki mal arasında olması gereken değişim oranı. krş. değişimdeğeri,
-
Dışalım eşyasının Dünya Ticaret Örgütünün ilgili yönetmelik hükümleri uyarınca tespit edilen bedeli.
-
Bir büyüklüğün ya da bir özelliğin bir birim cinsinden nicel tutan.
-
Yüksek nitelik.
-
Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse.
-
Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık.
-
1-Bir varlığın ruhsal, toplumsal, ahlaksal ya da güzellik yönünden taşıdığı düşünülen yüksek ya da yararlı nitelik. 2- Bir değişkenin yada bilinmeyenin sayı ile anlatımı.
-
Worth. worthy. worthy of. worthwhile. worth. value. price. worthiness. valuation. rate. amount. costliness. currency. dearness. merit. preciousness.
-
Account. cost. dignity. meaning. merit. price. significance. value. weight. worth. worthy.
-
Value. asset. assets. price. worth. valuable quality. actual value. account. cost. esteem n. merit. premium. valuation. valuta.
-
Value
-
Wert
-
Valeur
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|