|
aşırı duyu
-
Herhangi bir duyu organıyla ve özellikle dokunma duyusuyla sağlanan her tür uyarana karşı olağan dışı bir duyarlık gösterme durumu.
-
Alışılan veya dayanılabilen dereceden çok daha fazla, taşkın
Örnek:
Ticaret az gelişmiş toplumlarda aşırı bir gelişme gösterir. O. Rifat
-
Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, müfrit.
-
Gereğinden fazla, çok.
-
Ötede, ötesinde.
-
Gereğinden fazla olarak, çokça.
-
Extreme. excessive. ultra. super. acute. breakneck. camp. crusted. deep. desperate. devilish. disproportionate. exaggerated. exceeding. exorbitant. exquisite. extortionate. extravagant. fancy. ferocious. fond. fucking. fulsome. heavy. like hell. hell.
-
Astronomical. awfully. excess. excessive. exorbitant. extortionate. extravagant. extreme. extremely. fierce. immoderate. inordinate. mortal. overdone. overmuch. redundant. steep. surplus. too. undue. unduly. unrestrained.
-
Beyond. over. devilish. exaggerated. in excess. to excess. excessive. exorbitant. fanatic. fulsome. heavy. immoderate. inordinate. like anything. overflowing. overmuch. over the top. rabid. red hot. sore. steep. too too. ultimate. ultra. undue. ungodly. u.
-
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, hasse.
-
Algılama yeteneği.
-
İnsan ve hayvanlarda dış dünyanın etkisini duyma yeteneği.
-
Sensation. sense.
-
Sense. sensation.
-
Sense
-
Elektrik ampulünün takıldığı bakır veya pirinçten yivli yer.
-
Bir lambanın "dipini yerleştirmeye ve elektrik bağlantısını sağlamaya yarayan parça.İng.: socket, lamp holder (İngiltere'de)
-
Socket. holder. receptacle. snout.
-
Point. socket.
-
Lighting fixture. socket. light socket. body. lamp holder.
-
Socket, lamp holder (İngiltere'de)
-
Fassung
-
Douille
-
Belli olmayan, rastgele bir (kimse veya şey)
Örnek:
Son üç senedir herhangi bir adamdan farkım yok. H. E. Adıvar
-
Whatever.
-
Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
-
Any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.
-
Whichever. whatever. any. whoever.
-
Any.
özellikle(nedir ne demek)
-
Özel olarak, her şeyden önce, başta, hele, bilhassa, hususuyla, bahusus, mahsus
Örnek:
Eşiğinde bulunduğu delilik üzerine konuşmaktan özellikle zevk alırmış. H. Taner
-
Especially. specially. in particular. particularly. exclusively. above all. in especial. expressly. notedly. principally.
-
Especially. notably. particularly. peculiarly.
-
Especially. particularly. above all. accepted pairing. bosom. chiefly. consumerization. expressly. fat cat. intransigent. notably. peculiarly.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|