Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ağzı açık kalmak nedir, ağzı açık kalmak ne demek (ağzı açık kalmak nnd)

ağzı açık kalmak nedir, ağzı açık kalmak ne demek?

ağzı açık kalmak

  1. Çok şaşırmak, şaşakalmak: “Başımı kaldırıp yukarı bakınca şaşkınlıktan ağzım açık kalıyor.” -A. Ümit.
  2. Şaşırmak: “Dillere destan İstanbul nezaketini o evde gördüm, ağzım açık kaldı.” -A. Kutlu.
  3. (en) Gape.

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi.
  10. Gelirin gideri karşılamaması durumu.
  11. Bk. gedik
  12. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  13. Bk. açılma
  14. (en) Deficit.
  15. (en) Open.
  16. (en) On.
  17. (en) Uncovered.
  18. (en) Wide-Open.
  19. (en) Visible.
  20. (en) Apparent.
  21. (en) Obvious.
  22. (en) Bare.
  23. (en) Clear.
  24. (en) Unclouded.
  25. (en) Cloudless.
  26. (en) Definite.
  27. (en) Exposed.
  28. (en) Blank.
  29. (en) Aboveground.
  30. (en) Articulate.
  31. (en) Avowed.
  32. (en) Broad.
  33. (en) Candid.
  34. (en) Categorical.
  35. (en) Clean-Cut.
  36. (en) Clear-Cut.
  37. (en) Confessed.
  38. (en) Crystal.
  39. (en) Decided.
  40. (en) Declared.
  41. (en) Decollete.
  42. (en) Blunt.
  43. (en) Concrete.
  44. (en) Debit.
  45. (en) Demonstrable.
  46. (en) Distinct.
  47. (en) Evident.
  48. (en) Explicit.
  49. (en) Fine.
  50. (en) Forthright.
  51. (en) Graphic.
  52. (en) İntelligible.
  53. (en) Manifest.
  54. (en) Outstretched.
  55. (en) Overt.
  56. (en) Patent.
  57. (en) Picturesque.
  58. (en) Plain.
  59. (en) Shortage.
  60. (en) Shortfall.
  61. (en) Signal.
  62. (en) Specific.
  63. (en) Square.
  64. (en) Transparent.
  65. (en) Unequivocal.
  66. (en) Unreserved.
  67. (en) Vacant.
  68. (en) Weak.
  69. (en) Offing.
  70. (en) Vacancy.
  71. (en) Free.
  72. (en) Exposed to.
  73. (en) Unoccupied.
  74. (en) Deficient.
  75. (en) Frank.
  76. (en) Light.
  77. (en) İndecent.
  78. (en) Obscene.
  79. (en) Saucy.
  80. (en) Frankly.
  81. (en) Closely.
  82. (en) Absolute assignment.
  83. (en) Bald.

gedik (nedir ne demek)

  1. Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne.
  2. Dağ geçidi.
  3. Boşluk, eksiklik
    Örnek: ... kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü. H. Taner
  4. Güçlük, güç durum.
  5. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer.
  6. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz.
  7. Eksik dişli.
  8. (gap) Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık
  9. Osmanlı İmparatorluğunda 1
  10. Yüzyılın başlarında İstanbul'da mal ve hizmet gereksinimlerinin karşılanmasında oluşan istem-sunum dengesizliğini gidermek amacıyla belirli bir zenaat ya da ticareti yapabilmek için devletçe verilen ayrıcalık ve bu ayrıcalık karşılığında alınan bir tür vergi.
  11. Kaynakçada, özellikle geri dönüşlü çalışmalarla doldurulması gereken boşluk ya da boşluklar.
  12. Kitaplıktaki dermede doldurulması beklenen boşluk ya da boşluklar.
  13. Büyük çentik, yıkık yer.
  14. Yüksek yer, tepe.
  15. Ayrıcalık, verilmiş hak.
  16. Görev, vazife.
  17. (en) Breach.
  18. (en) İnroad.
  19. (en) İnroads.
  20. (en) Defect.
  21. (en) Privilege.
  22. (en) Gap.
  23. (en) Lacuna (lacunae).
  24. (en) Crevice.
  25. (en) Notch.
  26. (en) Nick.
  27. (en) Rent.
  28. (en) Mountain pass.
  29. (en) Pass.
  30. (en) Difficulty.
  31. (en) Fault.
  32. (en) İndentation.
  33. (en) Notching.
  34. (en) Slap.
  35. (en) Brach.
  36. (en) Chase.
  37. (en) Serrate.
  38. (en) Skip.
  39. (en) Dent.
  40. (en) Kerfi nick.
  41. (en) Dented.
  42. (en) License.
  43. (en) Aperture.
  44. (en) Chasm.
  45. (en) Pocket.
  46. (en) Rift.

kalmak (nedir ne demek)

  1. Olduğu yeri ve durumu korumak, sürdürmek
    Örnek: Sıkı sıkı kucakladı ve öylece kaldı. T. Buğra
  2. Zaman, uzaklık veya nicelik belirtilen miktarda bulunmak
  3. Konaklamak, konmak
  4. Oturmak, yaşamak, eğleşmek
  5. Hayatını sürdürmek, yaşamak.
  6. Varlığını korumak, sürdürmek
  7. Oyalanmak, vakit geçirmek
  8. Sınıf geçmemek.
  9. 1) yapılması düşünülmüş olduğu hâlde yapılmamak; 2) kararı bağlandığı hâlde uygulanmamak.
  10. (en) Stay.
  11. (en) Remain.
  12. (en) Continue.
  13. (en) Keep.
  14. (en) Stand.
  15. (en) Fail.
  16. (en) Be left.
  17. (en) Be left over.
  18. (en) Abide.
  19. (en) Come to.
  20. (en) Devolve.
  21. (en) Flunk.
  22. (en) Keep to.
  23. (en) Leave.
  24. (en) Put up.
  25. (en) Refuge.
  26. (en) Rest with.
  27. (en) Room.
  28. (en) Sleep.
  29. (en) Stop.
  30. (en) Survive.
  31. (en) Tarry.
  32. (en) Wait.
  33. (en) Descend.
  34. (en) Persist.
  35. (en) To remain.
  36. (en) To be left.
  37. (en) To be leftover.
  38. (en) To stay in a place temporarily.
  39. (en) To come to a halt.
  40. (en) To reach a standstill.
  41. (en) To fail.
  42. (en) To be postponed to.
  43. (en) To be entrusted to sb to be left to sb by sb else.
  44. (en) To be kept from doing sth.

çok (nedir ne demek)

  1. Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
    Örnek: Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
  2. Aşırı bir biçimde
    Örnek: Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
  3. (en) Much.
  4. (en) Many.
  5. (en) Very.
  6. (en) Awfully.
  7. (en) Badly.
  8. (en) Considerably.
  9. (en) Copious.
  10. (en) Dearly.
  11. (en) Dreadfully.
  12. (en) Too much.
  13. (en) Too many.
  14. (en) Bountiful.
  15. (en) Devilish.
  16. (en) Downright.
  17. (en) Galore.
  18. (en) Great.
  19. (en) Handsome.
  20. (en) İnfinite.
  21. (en) Like blazes.
  22. (en) Perfectly.
  23. (en) Power of.
  24. (en) Profu.
  25. (en) Plenty.
  26. (en) Plentiful.
  27. (en) Good.
  28. (en) Fair.
  29. (en) Like hell.
  30. (en) Deadly.
  31. (en) Heavy.
  32. (en) Abounding.
  33. (en) Abundant.
  34. (en) Affluent.
  35. (en) Ample.
  36. (en) Countless.
  37. (en) Dead.
  38. (en) Exuberant.
  39. (en) Hearty.
  40. (en) Hell of.
  41. (en) Helluva.
  42. (en) İnnumerable.
  43. (en) Lavish.
  44. (en) Multitudinous.
  45. (en) Numerous.
  46. (en) Piping.
  47. (en) Plenteous.
  48. (en) Precious.
  49. (en) Eminently.
  50. (en) Enormously.
  51. (en) Exceedingly.
  52. (en) Excess.
  53. (en) Extreme.
  54. (en) Extremely.
  55. (en) Full.
  56. (en) Greatly.
  57. (en) Hard.
  58. (en) Heartily.
  59. (en) Highly.
  60. (en) Hugely.
  61. (en) İmmensely.
  62. (en) Jolly.
  63. (en) Large.
  64. (en) Madly.
  65. (en) Manifold.
  66. (en) Most.
  67. (en) Multiple.
  68. (en) Myriad.
  69. (en) Positively.
  70. (en) Power.
  71. (en) Profoundly.
  72. (en) Profuse.
  73. (en) Rich.
  74. (en) Roaring.
  75. (en) Simply.
  76. (en) Soaking.
  77. (en) Sorely.
  78. (en) Stinking.
  79. (en) Substantially.
  80. (en) Such.
  81. (en) Terribly.
  82. (en) Terrifically.
  83. (en) Umpteen.
  84. (en) Uncommonly.
  85. (en) Unduly.
  86. (en) Unusually.
  87. (en) Vast.
  88. (en) Vastly.
  89. (en) Whacking.
  90. (en) Wildly.

şaşırmak (nedir ne demek)

  1. Bir işe nasıl başlayıp o işi nasıl sürdüreceğini ve nasıl sonuçlandıracağını bilemeyecek duruma gelmek, içinden çıkamamak.
  2. Doğru, gerçek ve gerekli olanı ayırt edemeyecek duruma gelmek
    Örnek: Hastasını muayene ederken başında bulundular mı, hele söz söylediler mi eli ayağı dolaşır, ya kalbi bulamaz ya nabzı şaşırır. A. İlhan
  3. Ne yapmak gerektiğini bilememek, nasıl davranacağını kestirememek, hayret etmek
    Örnek: ... o kadar bağırırdı ki nihayet herif sersem olur, şaşırır, istediğini verirdi. M. Ş. Esendal
  4. (en) Mistake.
  5. (en) Reel.
  6. (en) To be surprised.
  7. (en) To be bewildered / confused.
  8. (en) To be astonished / surprised.
  9. (en) Be surprised.
  10. (en) Be amazed.
  11. (en) Be at a loss.
  12. (en) Be mixed up.
  13. (en) Be confused.
  14. (en) Be puzzled.
  15. (en) Puzzle.
  16. (en) Be baffled.
  17. (en) Blink at.
  18. (en) Be scandalize at.
  19. (en) To be confused.
  20. (en) To be astonished.
  21. (en) To be taken aback.
  22. (en) To make a mistake.
  23. (en) To wonder.
  24. (en) To get muddled.
  25. (en) To lose track.
  26. (en) To be baffle.
  27. (en) Confound.
  28. (en) To become entangled.
  29. (en) Flabbergast.
  30. (en) Jolt.
  31. (en) Lose.
  32. (en) Strike dumb.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.017