|
aÄŸa
-
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse
Örnek:
Bu köyün ağası ben miyim, o mu... T. Buğra
-
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan.
-
Büyük kardeş, ağabey
Örnek:
Köye varınca ağamdan parasını muhakkak alır, sana veririm. E. İ. Benice
-
Okur yazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan san.
-
Osmanlı İmparatorluğunda bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san.
-
Koca.
-
1- Osmanlı sarayında, yönetsel ve askerî örgütünde belli orun ve aşamadaki kişilere verilen ad. 2- Büyük konaklarda çalışan erkek görevlilerin başı.
-
Kırlık kesimde geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse.
-
Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen san.
-
Ağabey, büyük kardeş.
-
Yardım eden, cömert kimse.
-
Okuryazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan
-
Demirden bir ısıtma ve yemek pişŸirme fırını markası (Britanya); önemli bir memur ya da askerî komutana verilen İslamî unvan; Türk önde geleni
-
Eni çok olan, enli, vâsi
Örnek:
Geniş, bomboş bir taşlığın serin, rutubetli küf kokusu duyuldu. P. Safa
-
Alanı büyük olan, dar karşıtı
Örnek:
Bu ağaç, bir geniş bostan duvarının dış tarafında idi. O. C. Kaygılı
-
Bol (elbise).
-
Kapsamı büyük, dar sınırlar içinde kalmayan, yaygın.
-
Kolay kolay tasalanmayan, hoşgörülü, rahat
Örnek:
Besbelli geniş, olabildiğince umursamaz görünmek istiyordu. A. İlhan
-
Çok.
-
Wide. broad. capacious. vast. extensive. comprehensive. obtuse. extended. large. open. roomy. spacious. walk-in. ample. commodious. cosmic. cosmical. expansive. full. splay. broadly.
-
Ample. broad. catholic. comprehensive. cosmic. expansive. large. roomy. sizable. spacious. voluminous. wide.
-
Wide. extensive. spacious. vast. wide. broad. carefree. ample. broad. commodious. expansive. immense. large. volumed.
toprak(nedir ne demek)
-
Yer kabuğunun, toz durumuna gelmiş türlü kütle kırıntılarıyla, çürümüş organik cisimlerden oluşan ve canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.
-
Ülke
Örnek:
Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. R. E. Ünaydın
-
Arazi, tarla.
-
Kara.
-
Topraktan yapılmış
-
Kimyasal, fiziksel ve biyolojik faktörler etkisiyle oluşmuş, organik ve mineral maddelerin değişim ve karışımından meydana gelmiş olan litosferin gevşek kısmı.
-
Yer kabuğunun canlılara yaşama ortamı sağlayan yüzey bölümü.
-
Ülke, memleket.
-
İşlenmiş arazi.
-
Earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-.
-
Earthen. fictile. earthenware. terraneous. soil. earth. ground. clay. land. country. territory. glebe. terra firma. ground-. dirt. lump. roll. tract.
-
Agricultural geology. chunk. dike. dirt. domain. earth. ground. land. soil. territory. tract.
-
Soil
-
Tache
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|