Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ağırlık merkezi nedir, ağırlık merkezi ne demek, ağırlık merkezinin anlamı, ingilizcesi (ağırlık merkezi nnd)

ağırlık merkezi nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ağırlık merkezi

  1. Bir cismin bütün noktalarına ayrı ayrı etki yapan yer çekimi kuvvetlerinden oluşmuş tek kuvvet durumundaki bileşkenin uygulama noktası.
  2. Bir işin en önemli bölümü.
  3. Bir cismi oluşturan parçacıkları etkileyen çekim kuvvetleri bileşkesinin uygulandığı kuramsal nokta. Cisim ister Yer'de, ister başka bir gezegende olsun, her konumu için bu nokta değişmez.
  4. Bk. ağırlık özeği
  5. Bk. ağırlık noktası
  6. (en) Center of gravity.
  7. (en) Centre of gravity
  8. (fr) Centre de gravité

ağırlık özeği (nedir ne demek)

  1. Bir cismin bütün ağırlığının toplandığı varsayılan nokta; cisim bu noktadan desteğe ya da askıya alınırsa dengede kalır.
  2. Bir ülkede ya da bölgede, nüfusun ve ekonomik etkinliklerin yoğunlaştığı, yeri fizik bilimindeki çekim yasalarına göre hesaplanan kent ya da yerleşim yeri.
  3. (en) Centre of gravity
  4. (en) Center of gravity
  5. <(al) Schwerkraftzentrum, Schwerpunkt
  6. (fr) Centre de gravité

ağırlık (nedir ne demek)

  1. Ağır olma durumu.
  2. Değerli olma durumu.
  3. Ağırbaşlılık.
  4. Tehlikeli olma durumu.
  5. Sıkıntılı, bunaltıcı durum.
  6. Çeyizini düzmek için güveyinin geline verdiği para, kalın.
  7. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum.
  8. Yük, külfet.
  9. Bir nesne ile bir gökcismi arasındaki ağınımsal çekim kuvveti ile özekkaç itim kuvvetinin, gökcisminin yakınında tartı ile ölçülen birleşik etkisi.
  10. (en) Weight. heaviness. weightiness. gravity. force of gravity. dullness. slowness. severity. arduousness. avoirdupois. heft. massiveness. plummet. ponderosity.
  11. (en) Ballast. brunt. gravity. weight. heaviness. slowness. gravity ağırbaşlılık. severity. burden yük. responsibility sorumluluk. drowsiness. lethargy. foulness.
  12. (en) Heaviness. weight. load. ponderosity. gravity. slowness. calmness. seriousness. graveness. richness. indigestibleness. fetidness. putrefaction. dullness. uneasiness. languor. effects. luggage. portion. set.
  13. (en) Gravity
  14. (al) Schwere
  15. (fr) Gravité

merkezi (nedir ne demek)

  1. Merkezde olan, merkezi oluşturan
    Örnek: Dur bakalım; biraz daha merkezî mahallelere yaklaşalım, diyordu. Y. K. Karaosmanoğlu
  2. Bk. özeksel
  3. (en) Central. centric. centrical. centrically.
  4. (en) Central. centric.

merkez (nedir ne demek)

  1. Bir ülkenin, bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri.
  2. Bir işin öğretildiği yer.
  3. Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer
    Örnek: İki harp esnasında, burası kolay kazançların, vurgunculuğun en işlek merkezlerinden biriydi. Y. K. Karaosmanoğlu
  4. Belirli bir yerin ortası.
  5. Polis karakolu
    Örnek: Sizi merkezimize gönderip tevkif ettireceğim. A. Gündüz
  6. Biçim, durum, yol.
  7. Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası.
  8. Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta, özek.
  9. Özek.
  10. Bk. özek
  11. (en) Centric. focal. centrical. centrically. center. centre. headquarters. head office. station. bosom. hub. navel. omphalos.
  12. (en) Arterial. artery. base. centre. focus. heart. root. seat. station. center. headquarters. central office. head office. administrative centre. police station karakol.
  13. (en) Center. heart. centre. center. head quarters. main office. police station. midpoint. centre point. middle. focus. central point. principal firm. principal office. head office. home office. central office. head. central core. centrum. head firm.

bütün (nedir ne demek)

  1. Eksiksiz, tam
    Örnek: Güller bütün güller bu sabah / Bir ağızdan şarkı söyler gibi açıyor her bahçede. N. Cumalı
  2. Çok sayıdaki varlık ve nesnelerin hepsi
    Örnek: Bütün civar köylerde onu sevmeyen yoktu. Y. K. Karaosmanoğlu
  3. Bozuk olmayan (para).
  4. Parçalanmamış.
  5. Birlik, tamlık
    Örnek: Şiirde bir bütünün lüzumuna inananlar bile mısralar arasında birtakım aralıklar kabul eder. O. V. Kanık
  6. Tümel niceleyicinin Türkçe'deki bir karşılığı.
  7. Eksiksiz, tüm.
  8. (en) Whole. entire. complete. total. all. every. solid. undivided. gross. all-out. aggregate. clear. continuum. out-and-out. round. sheer. unbroken. utter. one and only. the whole. the total. entire. gross. totality. complement. holo-. omni-. pan-. all ov.
  9. (en) Aggregate. all. entire. entirety. grand. intact. total. whole.
  10. (en) Whole.

ayrı(nedir ne demek)

  1. Yerleri bir olmayan.
  2. Başka, başka türlü.
  3. Yalnız, tek başına.
  4. (en) Apart. separate. unconnected. divided. another. dissimilar. discontinuous. discrete. distanced. distinct. divergent. especial. isolated. segregate. apart. aside. aloof. detachedly. hetero-. another.
  5. (en) Apart. detached. different. dissimilar. distinct. especial. separate. single. singular. torn.
  6. (en) Separate. apart. different. distinct. freestanding. aloof. aside. differing. free. independent. individual. remote. semi. several.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük