|
ağır suçlara ilişkin davalar
-
Ölüm, ağır kapatım ve beş yıldan çok kapatım cezalarını gerektirenağır suçlara ilişkin davalar.
-
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı.
-
Değeri çok olan, gösterişli
-
Çapı, boyutları büyük.
-
Çetin, güç
Örnek:
Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu. F. F. Tülbentçi
-
Tehlikeli, korkulu, vahim.
-
Sıkıntı veren, bunaltıcı.
-
Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı
-
Ağırbaşlı, ciddi
-
Heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.
-
Heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. desperate. drudge. drudgery. grave. grievous. hulking. nasty. onerous. ponderous. rich. slack. sluggish. stodgy. strenuous. tardy. torpid. unwieldy.
-
Heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.
-
İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik
Örnek:
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler... Anayasa
-
Related. concerning. regarding. respecting.
-
Regarding. relative. concerning. relating to.
-
Corresponding. relating to. concerning. regarding. about.
-
Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
-
İleri sürülerek savunulan düşünce, çözümlenmesi gerekli olan konu, sav
Örnek:
Erkekler davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir. H. C. Yalçın
-
Sorun
Örnek:
O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz. Y. K. Beyatlı
-
Ülkü
-
Sevgili.
-
Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
-
Aranç, dilem, ~ etmek: arançlamak, dilemlemek. ~ nın ihbârı : arancın, dilemin bildirilmesi, ~ ya müdâhale: aranca, dileme katılma. ictinâb ~ sı: önleme arancı, dilemi. îfâ ~sı: ödeme arancı, dilemi, inşâî ~ biçimleyici aranç, dilem (Gestaltungsklage), men' ~sı: giderme arancı, dilemi, tesbît ~ sı: belirtme (saptama) arancı, dilemi.
-
Bk. kanıtsav
-
Lawsuit. trial. suit. action. claim. case. process. prosecution. cause. instance. law. litigation. plea. pleading.
-
Action. case. cause. lawsuit. plaint. proceeding. process. suit. trial. claim. assertion. thesis. problem. question. matter.
-
Case. law suit. court case. theorem. thesis. lawsuit. action. appeal. trial. claim. assertion. allegation. complaint. quarrel. proposition. problem. question. matter. cause. grand purpose. actio. vi vulgaris. actio. legal acuse. court suit.
-
Action, suit, lawsuit, claim, dispute, litigation
-
Action, procès, cause, poursuite, litige
-
Dava
-
İlksavlı bir biçimsel dizgede kanıtlanabilen, başka bir deyişle ilksavlardan çıkarım kuralları yardımıyla türetilebilen tamdeyim. || Temel mantıklı bir biçimsel dizgeninkanıtsavları yinelgen sayılabilir olan bir küme oluşturur.
-
Theorem, formal theorem, thesis
-
Théorème, thèse
-
Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat
Örnek:
Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var. Y. Z. Ortaç
-
Ölme biçimi.
-
İdam cezası.
-
Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz.
-
Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.
-
Çok büyük sıkıntı, üzüntü
Örnek:
Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu. R. N. Güntekin
-
Canlılarda yeniden başlamamak üzere bütün hayatî olayların son bulması. Mortalité.
-
Capital. deadly. dying. mortal. mortuary. obituary. death. decease. passing away. departure. bitter end. end. last. rest. sleep. demise. dissolution. the great divide. doom. ending. exit. killing. kiss-off. latter end. longed-for rest. passing. quiet.
-
Death. decease. demise. doom. fatality. fate. murder. quietus. end.
-
Death. decease. way of death. curtains. demise. dissolution. doom. fatality. last sleep. passing. passing away. rest. terminus vitae.
-
Death
-
Mort
beş(nedir ne demek)
-
Dörtten sonra gelen sayının adı.
-
Bu sayıyı gösteren 5, V rakamlarının adı.
-
Dörtten bir artık.
-
İlkokul
Örnek:
Biz okumadık. Beşi bitirdik; gazete, mektup okumasını söküp meramımızı anlatacak kadar... T. Dursun K
-
Five. five. cinque. penta-. quin-. quint-.
-
Five.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|