Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ağır suçlara ilişkin davalar nedir, ağır suçlara ilişkin davalar ne demek, ağır suçlara ilişkin davaların anlamı (ağır suçlara ilişkin davalar nnd)

ağır suçlara ilişkin davalar nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ağır suçlara ilişkin davalar

  1. Ölüm, ağır kapatım ve beş yıldan çok kapatım cezalarını gerektirenağır suçlara ilişkin davalar.

ağır (nedir ne demek)

  1. Tartıda çok çeken, hafif karşıtı.
  2. Değeri çok olan, gösterişli
  3. Çapı, boyutları büyük.
  4. Çetin, güç
    Örnek: Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu. F. F. Tülbentçi
  5. Tehlikeli, korkulu, vahim.
  6. Sıkıntı veren, bunaltıcı.
  7. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı
  8. Ağırbaşlı, ciddi
  9. (en) Heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.
  10. (en) Heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. desperate. drudge. drudgery. grave. grievous. hulking. nasty. onerous. ponderous. rich. slack. sluggish. stodgy. strenuous. tardy. torpid. unwieldy.
  11. (en) Heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.

ilişkin (nedir ne demek)

  1. İlgisi, ilişiği olan, bağlı, ilgili, ait, merbut, müteallik
    Örnek: Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler... Anayasa
  2. (en) Related. concerning. regarding. respecting.
  3. (en) Regarding. relative. concerning. relating to.
  4. (en) Corresponding. relating to. concerning. regarding. about.

dava (nedir ne demek)

  1. Korunmanın bir hüküm ile sağlanması için yargı organlarına başvurma.
  2. İleri sürülerek savunulan düşünce, çözümlenmesi gerekli olan konu, sav
    Örnek: Erkekler davalarını hanımlar kadar hararetle müdafaa edememişlerdir. H. C. Yalçın
  3. Sorun
    Örnek: O kırkyıllık davada beyhude akıntıya kürek çekmişiz. Y. K. Beyatlı
  4. Ülkü
  5. Sevgili.
  6. Yargılıklarca çözümlenmesi gereken uyuşmazlıklar için, yasada gösterilen yöntemine göre açılan ve yapılacak yargılama sonucunda, yargıcın kararıyla yargıya bağlanan uyuşmazlıklara ilişkin istemler.
  7. Aranç, dilem, ~ etmek: arançlamak, dilemlemek. ~ nın ihbârı : arancın, dilemin bildirilmesi, ~ ya müdâhale: aranca, dileme katılma. ictinâb ~ sı: önleme arancı, dilemi. îfâ ~sı: ödeme arancı, dilemi, inşâî ~ biçimleyici aranç, dilem (Gestaltungsklage), men' ~sı: giderme arancı, dilemi, tesbît ~ sı: belirtme (saptama) arancı, dilemi.
  8. Bk. kanıtsav
  9. (en) Lawsuit. trial. suit. action. claim. case. process. prosecution. cause. instance. law. litigation. plea. pleading.
  10. (en) Action. case. cause. lawsuit. plaint. proceeding. process. suit. trial. claim. assertion. thesis. problem. question. matter.
  11. (en) Case. law suit. court case. theorem. thesis. lawsuit. action. appeal. trial. claim. assertion. allegation. complaint. quarrel. proposition. problem. question. matter. cause. grand purpose. actio. vi vulgaris. actio. legal acuse. court suit.
  12. (en) Action, suit, lawsuit, claim, dispute, litigation
  13. (fr) Action, procès, cause, poursuite, litige
  14. (fr) Dava

kanıtsav (nedir ne demek)

  1. İlksavlı bir biçimsel dizgede kanıtlanabilen, başka bir deyişle ilksavlardan çıkarım kuralları yardımıyla türetilebilen tamdeyim. || Temel mantıklı bir biçimsel dizgeninkanıtsavları yinelgen sayılabilir olan bir küme oluşturur.
  2. (en) Theorem, formal theorem, thesis
  3. (fr) Théorème, thèse

ölüm (nedir ne demek)

  1. Bir insan, bir hayvan veya bitkide hayatın tam ve kesin olarak sona ermesi, ahiret yolculuğu, emrihak, irtihal, memat, mevt, vefat
    Örnek: Çenesinde babamın ölüm günü gördüğüm asabi buruşmalar var. Y. Z. Ortaç
  2. Ölme biçimi.
  3. İdam cezası.
  4. Ölmesi istenen canlı için kullanılan bir söz.
  5. Sona erme, yok olma, ortadan kalkma.
  6. Çok büyük sıkıntı, üzüntü
    Örnek: Sürgün benim için ölüm gibi bir şey olmuştu. R. N. Güntekin
  7. Canlılarda yeniden başlamamak üzere bütün hayatî olayların son bulması. Mortalité.
  8. (en) Capital. deadly. dying. mortal. mortuary. obituary. death. decease. passing away. departure. bitter end. end. last. rest. sleep. demise. dissolution. the great divide. doom. ending. exit. killing. kiss-off. latter end. longed-for rest. passing. quiet.
  9. (en) Death. decease. demise. doom. fatality. fate. murder. quietus. end.
  10. (en) Death. decease. way of death. curtains. demise. dissolution. doom. fatality. last sleep. passing. passing away. rest. terminus vitae.
  11. (en) Death
  12. (fr) Mort

beş(nedir ne demek)

  1. Dörtten sonra gelen sayının adı.
  2. Bu sayıyı gösteren 5, V rakamlarının adı.
  3. Dörtten bir artık.
  4. İlkokul
    Örnek: Biz okumadık. Beşi bitirdik; gazete, mektup okumasını söküp meramımızı anlatacak kadar... T. Dursun K
  5. (en) Five. five. cinque. penta-. quin-. quint-.
  6. (en) Five.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük