Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > ağır ceza görmek nedir, ağır ceza görmek ne demek, ağır ceza görmenin anlamı, ingilizcesi (ağır ceza görmek nnd)

ağır ceza görmek nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






ağır ceza görmek

  1. (en) Get it in the neck

ağır (nedir ne demek)

  1. Tartıda çok çeken, hafif karşıtı.
  2. Değeri çok olan, gösterişli
  3. Çapı, boyutları büyük.
  4. Çetin, güç
    Örnek: Denizcilik tarihinin en ağır sorumluluklarından birini üzerine alıyordu. F. F. Tülbentçi
  5. Tehlikeli, korkulu, vahim.
  6. Sıkıntı veren, bunaltıcı.
  7. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı
  8. Ağırbaşlı, ciddi
  9. (en) Heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome.
  10. (en) Heavy. heavyweight. hard. weighty. serious. severe. dignified. slow. dull. not fast. slow moving. lazy. strong. indigestible. unwholesome. oppressive. repressive. sharp. foul. serious minded. arduous. back-breaking. bovine. burdensome. deliberate. desperate. drudge. drudgery. grave. grievous. hulking. nasty. onerous. ponderous. rich. slack. sluggish. stodgy. strenuous. tardy. torpid. unwieldy.
  11. (en) Heavy. weighty. ponderous. not quick. slow. serious. grave. severe. reserved. hard. dull. earnest. too rich. difficult to digest. cumbersome. deep. dense. dilatory. easy. flat footed. high. hulking. inert. languid. lazy. massive. oppressive.

ceza (nedir ne demek)

  1. Uygunsuz davranışlarda bulunanlara uygulanan üzüntü, sıkıntı, acı verici işlem veya yaptırım.
  2. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı yasaların öngördüğü yaptırım
    Örnek: ... kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz. Anayasa
  3. Suç işleyen bir kimsenin yaşantısına, özgürlüğüne, mallarına, onuruna karşı devletin koyduğu sınırlama.
  4. (en) Criminal. penal. punitive. punishment. penalty. fine. correction. forfeit. infliction. pain. recompense. retribution.
  5. (en) Correction. discipline. forfeit. infliction. payoff. penalty. penance. punishment. sanction. fine.
  6. (en) Penalty. punishment. retribution. discipline. infliction. lacing. rap. recompense. rod.
  7. (en) Punishment, penalty
  8. (en) İmposition
  9. (en) Sconce
  10. (fr) Peine
  11. Bk. ödek

ödek (nedir ne demek)

  1. Bk. poliçe
  2. (en) Suspension
  3. Kural dışı, yakışıksız bir davranışta bulunan ayaktopu oyuncusuna verilen, oyuncunun para vermesini gerektiren ya da onu belirli bir zaman, kimi kez de ömür boyu oynamaktan uzaklaştıran karşılık.

görmek (nedir ne demek)

  1. Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek
    Örnek: Merdivenin başındaki paravanın arkasında garip bir sahne gördüm. A. Gündüz
  2. Anlamak, kavramak, sezmek
    Örnek: Türk iradesinin ne demek olduğunu da sen göreceksin. R. E. Ünaydın
  3. Yanına gidip konuşmak.
  4. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek.
  5. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak
    Örnek: Hangi memlekete gitsek, resmî makamlar kadar halkın da rağbetini görürdük. F. R. Atay
  6. Yapmak, etmek.
  7. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak.
  8. Almak.
  9. (en) See. observe. spot. view. catch sight of. get sight of. consider. wake to. waken. sight. see into. behold. experience. espy.
  10. (en) Behold. catch. distinguish. espy. experience. know. look. perceive. place. recognize. remember. see. sight. spot. square. tip. treat. view.
  11. (en) To see. to see and recognize. to spot. to recognize. to realize. to consider. to judge. to regard. to experience. to live through. to perform. to pay. to receive from another. to face (in the direction of.
  12. (en) Transact

get it   US UK (nedir ne demek)

  1. Anlamak, kavramak, bir şŸeyi anlamak, bir şŸeyin farkına varmak; cezasını çekmek

get   US UK (nedir ne demek)

  1. Yavru, hayvan yavrusu.
  2. (Got,
  3. Yakalamak
  4. Götürmek
  5. Hazırlamak
  6. Yaptırmak
  7. Sebep olmak
  8. (Netice
  9. Ögrenmek
  10. (Hastalığa) (hastalığa) tutulmak, olmak
  11. Bağlantı kurmak
  12. (Trene) (trene) yetişmek
  13. Gebe bırakmak (gen
  14. Almak, edinmek, elde etmek, ele geçirmek; satın almak; getirmek, götürmek; varmak, gelmek; kazanmak; yapmak; idrak etmek; kavramak, canına okumak; öldürmek; açığını bulmak

the   US UK (nedir ne demek)

  1. (Eski
  2. Ne kadar, o kadar (mukayese sıfatlarından evvel)
  3. Belirli durumlarda isimden önce kullanılır: The mail hasn´t come yet. Posta henüz gelmedi. Where´s the school? Okul nerede? Which of you´s the boss? Hanginiz patron? The more I get to know them the better I like them. Onları tanıdıkça daha çok seviyorum.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük