|
ağılamak
-
Zehirlemek.
-
Bir şeye zehir katmak.
-
To poison.
-
Öldürmek amacıyla yedirme, içirme vb. yollarla zehir vermek, ağılamak.
-
Birine zararlı düşünceler, zararlı duygular aşılamak
Örnek:
Derdini size aktarıp arınmış, sizi zehirleyip bırakmıştır. H. Taner
-
Contaminate. poison. to poison ağılamak.
-
To poison. to fill sb's mind with harmful ideas. administer poison. envenom. taint.
-
Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem
Örnek:
Evvela bir yumruk vurdu sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım. F. R. Atay
-
Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı
Örnek:
Dünya ile küsmüş, içi zehir dolu olarak yaşamıştı bütün gençliğini. N. Cumalı
-
Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal ya da biyokimyasal nitelikte zararlar veren her türlü madde. Zehrin en tipik özelliği bu zararlı etkisini en küçükdozlarda bile göstermesidir.
-
Hemlock. poison. venom.
-
Poison. potion. poison ağı.
-
Poison. venour. bane.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|