|
ağıl resmi
-
Osmanlılarda koyun ve keçi sürülerinin barındıkları ağıl için hayvan sahiplerince toprak sipahisine ödenen yıllık vergi.
-
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer
Örnek:
Bir keçi kokusu sarmış ağıllarda çobanlarla arkadaş oldum. S. F. Abasıyanık
-
Bazı yıldızların, özellikle ayın çevresinde görülen geniş ve aydınlık teker, ayla, hale.
-
Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.
-
1. Duyarkatın üzerine gelen ışığın tabana çarpıp yansıyarak aynı duyarkatı ikinci kez etkilemesinden doğan ve görüntülerdeki çok ışıklı nesneleri çevreleyen ışıklı teker
-
Fosforlu özdeklerin bulunduğu bazı alıcı ışıtaçlarından dolayı televizyon görüntülerinde ortaya çıkan aynı durum.
-
Halo, halation
-
Sheep fold. sheep pen. fold. halation. aureola. aureole. compound. corral. cot. cote. hovel. lair. pen. pinfold. pound. stockyard. yard.
-
Barn. fold. halo. pen. sheep-fold. halo hale.
-
Fold. pen for cattle. halo. cattleguard. corona. cote. pen. pound.
-
Lichthof
-
Halo, halation
-
Devletin olan, devlete ait, devletle ilgili, özel karşıtı
Örnek:
Bulunduğumuz yer resmî bir dairenin bürosudur. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Devletin öngördüğü yöntemlere uygun olarak yapılan.
-
Samimi olmayan, teklifli, ciddi, içten olmayan
Örnek:
Kâmuran hemen hemen resmî tavırla hafifçe eğildi. R. N. Güntekin
-
Görevsel (officiel, öffentlich). ~ sened : görevsel dayanç, görevsel belgit (öffentliche Beurkundung). ~ şekil: görevsel biçim. tasfiye: görevsel arıtım.
-
1. Devletle ilgili olan. 2. Törenle yapılan. 3. Çok ciddi.
-
Official. regulation. formal. ceremonious. ceremonial. legal. solemn. state. civil. authorized. certificated. starchy. statutory.
-
Bond. ceremonious. formal. frigid. official. solemn. starchy. stiff. stuffy. ceremonial.
-
Affidavit. formal. official. government. pertaining to the government or to a government office. authorized. ceremonious. device. ceremonial. solemn. starchy. stately. stiff. technical.
-
Kamu hizmetlerine harcanmak için hükûmetin, yerel yönetimlerin yasalara göre doğrudan doğruya veya bazı malların fiyatlarının üstüne koyarak dolaylı yoldan herkesten topladığı para
Örnek:
Önce vergiyi kolay tahsil etmenin vesilesini hazırlasınlar. B. Felek
-
Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik
Örnek:
Ne de olsa sapasağlam bir kır çocuğuydum o sıralar, şehirlilere vergi incelikleri öğrenmemiş, bozulmamıştım. A. İlhan
-
Çeşitli ülkelerde, almaç iyelerinden belirli sürelerde vergi biçiminde alınan para. (Örnek olarak Türkiye'de, almacın bulunduğu yerin nüfusuna ve almacın kullanılma amacına göre "Televizyon yıllık ruhsat ücreti" adı altında, değişen bir para alınır).
-
Bir kimsenin doğuştan sahip olduğu iyi nitelik.
-
Television licence fee
-
Assessment. duty. excise. gabelle. imposition. impost. scot. tax. dues.
-
Duty. impost. tax. taxation. tribute. gift. talent. present.
-
Contribution. duty. imposition. impost. tax. tribute. assessment. levy. toll. title. surtax. apanage. charge. cloud on title. tallage. taxation.
-
Fernsehgebühr
-
Redevance, tqxe de télévision
-
Eve ve insana alışmış, kendisinden yararlanabilen (hayvan), ehlî, yabani karşıtı
Örnek:
Ham ağaçları evcile çeviririm, aşı yapmayı bilirim, budamayı bilirim. N. Araz
-
Yerli.
-
Evine düşkün kimse.
-
Domestic. pet. domesticated. tame. housebroken.
-
Domestic. tame. domesticated.
-
Domestic. tame. domesticated. home abiding.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|