|
ağı otu
-
Zehir.
-
1- Bir organizmayı tedirgin eden ya da öldüren özdek. 2- Bir metal ya da alaşımın niteliğini bozan özdek. 3- Bir tezgenin etkinliğini azaltan ya da yok eden özdek.
-
Network of.
-
Poison. venom zehir.
-
Venom.
-
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü.
-
Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü.
-
Ülke yüzeyine yaygınlaştırılmış örgü, şebeke.
-
Tuzak
Örnek:
Onu, ağına düşmüş bir av gibi ne öldürdü ne ondurdu. S. Ayverdi
-
Oyun alanını ortadan ikiye bölen veya kale direkleri arkasına gerilen, iple yapılmış örgü.
-
Çaprazlama örgü ile yapılan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file.
-
Donun veya pantolonun apış arasına gelen yeri, apışlık.
-
Elektriksel erkeyi bir bölge içine dağıtan iletken örgüsü.
-
1. Bir kentin, bir ülkenin tek elde toplanmış sinema salonlarının oluşturduğu bütün. TV
-
Aynı televizyon kurumuna bağlı yaymaçların, vericilerin oluşturduğu bütün
-
Bir ülkede birbirine eşeksenli kablolar ya da telsiz bağlantılı ara yayaçlarıyla bağlı olup, aynı anda aynı izlenceyi yayınlayan yayaçların tümü
-
Çeşitli ülkelerin, gerektiğinde, aynı izlenceyi yaymak amacıyla oluşturdukları bütün.
-
İplik, tel, boru vb. örülmüş bir yapı türü.
-
1. circuit, 2. network, television network, programme (ABD: program) network, network of television stations, (ABD) system (of television stations), transmission network, television transmission netwo
-
Network
-
1. Verleihbezirke, Filmtheaterkreis, 2. Fernsehnetz, Fernsehleitungsnetz, Sendernetz, Sendergruppe, Senderkette
-
Netzwerk
-
Réseau
-
Toprak üstündeki bölümleri odunlaşmayıp yumuşak kalan, ilkbaharda bitip bir iki mevsim sonra kuruyan küçük bitkilere verilen ortak ad
Örnek:
Etrafımızda uzun otlar, yalçın kayalar vardı. A. Gündüz
-
Ağı, zehir.
-
İlaç.
-
Esrar.
-
Otla yapılmış veya otla doldurulmuş.
-
Toprak üstü gövdeleri genelde yeşil renkli olan ve ikincil kalınlaşmanın olmadığı bitkiler.
-
Herbal. herby. herbaceous. grass. herb. weed. hay. hashish. joint. greenstuff. herbage. pasturage. pasture. vegetable.
-
Feed. grass. pasturage. pasture. pot. herb. weed. fodder. filled or made with straw.
-
Herb. weed. wild grass. medicine. poison. plant.
-
Occupational Therapy Use of a vocational or vocational tasks as a form of therapy.
-
Occupational therapy.
-
Occupational Therapist. occupational therapist.
-
Operational Testing. occupational therapy.
-
Operational Testing.
-
Occupational therapy, or therapist.
-
Occupational Therapist.
-
In the context of Guardian's Office operations and programmes, an abbreviation for 'Operating Target'.
-
Occupational Therapy Focuses on delays in fine motor areas Delayed pencil control.
-
Abbreviation for overtime.
-
Operating Thetan.
-
Open Transport Name for new Macintosh networking protocol that advertises greater connectivity and processor speeds for some Macintosh PCs.
-
Occupational therapy A person who specializes in OT is called an occupational therapist They help with babies who are having feeding difficulties. abbreviation for Operating Thetan See Operating Thetan.
-
Abbreviation of Off Topic Used in message board postings to denote content that is not specifically related to the theme of the message board For example, a posting about a video game in an action figure message board might have the title OT: new Allied Assault game released. output transformer.
-
Herb
-
Herbe
-
Old Testament.
-
Maydanozgillerden, nemli yerlerde yetişen zehirli bitkilerin ortak adı, ağı otu, baldırgan (Conium maculatum)
Örnek:
Döndüğümde karımın mezarını dolduran otları, baldıranları kendi elimle ayıkladım. A. Gündüz
-
Bu bitkiden çıkarılan zehir, şeytantersi.
-
Maydanozgiller (Umbelliferae) familyasından, beyaz çiçekli, kurumuş dalları süpürge olarak kullanılan bir ya da iki yıllık, otsu bitki. Şemsiye otu, yılan otu.
-
Hemlock.
-
Poison hemlock, herb bennet
-
Ciguë, grande ciguë
-
Conium maculatum
-
Organizmaya girdiğinde kimyasal etkisiyle fizyolojik görevleri bozan ve miktarına göre canlıyı öldürebilen madde, ağı, sem
Örnek:
Evvela bir yumruk vurdu sersemledim, sonra ağzıma bilmediğim bir zehir tıktı, işte bu zehirle bayıldım. F. R. Atay
-
Büyük üzüntü, acı, keder, sıkıntı
Örnek:
Dünya ile küsmüş, içi zehir dolu olarak yaşamıştı bütün gençliğini. N. Cumalı
-
Hücrelere ve yaşayan dokulara kimyasal ya da biyokimyasal nitelikte zararlar veren her türlü madde. Zehrin en tipik özelliği bu zararlı etkisini en küçükdozlarda bile göstermesidir.
-
Hemlock. poison. venom.
-
Poison. potion. poison ağı.
-
Poison. venour. bane.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|