|
açkılama tekerleği
-
Açkılama işi için kullanılan bezli ya da fırçalı tekerlek.
-
Açkılamak işi.
-
Metal yüzeyleri, uygun bir çözelti emdirilmiş bezli ya da fırçalı tekerlekle parlatma.
-
Buffing
-
Bir sonuç elde etmek, herhangi bir şey ortaya koymak için güç harcayarak yapılan etkinlik, çalışma
Örnek:
İş bittikten sonra denize karşı sigara içilir. S. F. Abasıyanık
-
Bir değer yaratan emek.
-
Birinden istenen hizmet veya birine verilen görev
-
Sanayi, ticaret, tarım, maliye vb. alanlara ilişkin ekonomik etkinliklerin bütünü.
-
Kamu yararına yapılan işler.
-
Herhangi bir yere düzen verici, günlük yaşayışı sağlayıcı her türlü çalışma.
-
Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek
-
İş yeri
-
1. Bir mal veya hizmet üretmek için harcanan emek. 2. Tarım, sanayi ve hizmetler gibi çeşitli iktisadi alanlarda yürütülen etkinlikler. 3. Geçim sağlamak için herhangi bir alanda yapılan çalışma, meslek. 4. Birinden istenen hizmet veya ona verilen görev.
-
Bir kuvvetin etki noktasını devindirmesi. İş, kuvvetin yol boyunca birleşeni ile alınan yolun çarpımına ya da 'kuvvet yönleci ile yol yönlecinin sayıl çarpımına eşittir.
-
Job. working. occupational. regulation. biz. work. things to do. job. occupation. profession. business. trade. concern. affair. function. piece of work. works. working. activity. appointment. assignment. ball game. billet. calling. cause. commerce. d.
-
Act. action. affair. appointment. assignment. berth. business. commission. concern. deal. dealing. dealings. deed. duty. employment. field. function. handiwork. job. labour. matter. occupation. occupational. office. operation. position. post. profession. pursuit. service. show. situation. task. trade. transaction. undertaking. work. working. workpiece.
-
Act. business. work. job. action. affair. commerce. employment. matter. occupation. profession. service. task. trade. duty. mission. the chief problem. something worth doing. agency. term. avocation. billet. biz. boom. breeze. commercial operation. commis.
-
1. work. 2. business, activity. 3. profession. 4. job
-
Work
-
Arbeit
-
Travail
-
Pamuk veya keten ipliğinden yapılan dokuma
Örnek:
Arkamıza kefenimsi bezler geçirip kuşakla bağladılar. F. R. Atay
-
Pamuktan, düz dokuma.
-
Herhangi bir cins kumaş.
-
Herhangi bir iş için kullanılan dokuma.
-
Gelişigüzel kumaş parçası, çaput.
-
Kumaş veya dokumadan yapılmış.
-
İçinden geçen kandan veya öz sudan bazı maddeler ayırarak salgı oluşturan organ.
-
Organizmada kullanılmak ya da dışarı çıkarılmak üzere salgı yapan özelleşmiş bir hücre (tek hücrelibez) ya da özelleşmiş hücreler topluluğu (çok hücrelibez). Salgılarını bir kanalla boşaltan (dış salgıbezleri: ekzokrinbezler) ya da doğrudan kana veren (iç salgıbezleri: endokrinbezler), salgılarını tek kanalla boşaltan basitbezler (basit tüp, dallı tüp, bükülmüş tüp, asinarbezler), birden fazla kanalla boşaltan bileşikbezler (bileşik rübüler, bileşik asinar, bileşik tübüloasinarbezler), salgılarını sitoplâzma kaybı olmadan salgılayan (merokrin), az kayıpla salgılayan (apokrin) ya da hücrenin de tahrip olmasıyla salgılayan (holokrin) tipleri, yoğun salgılı (mükoz) ya da daha sıvı salgılı (seröz)bezler gibi gruplandırılan çeşitli özellikteki hücreler topluluğu.
-
Cloth. fabric. linen. gland. swab. materials.
-
Cloth. fabric. gland. dustcloth.
-
Cloth. fabric. piece of cloth. linen. linen cloth. canvas. tissue. rag. ganglion. gland.
-
Gland
-
Glande
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|