|
açılış konuşması
-
Herhangi bir kurum, kuruluş, mağaza vb.nin açılması sırasında yapılan konuşma
Örnek:
Gerekli gördüğü takdirde, yasama yılının ilk günü Türkiye Büyük Millet Meclisinde açılış konuşmasını yapmak. Anayasa
-
İnaugural speech. opening speech.
-
Açılma işi veya biçimi.
-
Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
-
İnaugural. opening. opening. inauguration.
-
Opening.
-
KonuÅŸmak iÅŸi
Örnek:
Gecenin sessizliğini bozan bu gürültülü konuşmaların uğultusu yukarı katlara genişleyerek, sağırlaşarak çıkmaya başladı. M. Ş. Esendal
-
Görüşme, danışma, müzakere.
-
Dinleyicilere bilim, sanat, edebiyat vb. konularda bilgi vermek için yapılan söyleşi, konferans
-
Bk. söyleşme
-
Speech. spoken. talking. talking. speaking. talk. chat. conversation. speech. address. allocution. causerie. delivery. discourse. harangue. interlocution. oration. spiel. utterance.
-
Conversation. speech. talk.
-
Conversation. speech. talk. speaking. lecture. discussion.
-
Söyleşmek işi.
-
Bir filmde, bir televizyon oyununda yer alan, kişiler arasındaki konuşmaları oluşturan sözler.
-
Dialogue (ABD, ayrıca dialog)
-
Dialog, Filmdialog
-
Dialogue
-
Belli olmayan, rastgele bir (kimse veya ÅŸey)
Örnek:
Son üç senedir herhangi bir adamdan farkım yok. H. E. Adıvar
-
Whatever.
-
Belli olmayan, özellikleri iyice bilinmeyen, rastgele.
-
Any. whichever. soever. whichever. whatever. whatsoever.
-
Whichever. whatever. any. whoever.
-
Any.
-
Ocak bacalarında biriken veya çevrede savrulan kalın is
Örnek:
Vapur dumanı ve baca kurumuyla kapkara olan saçlarımla yastığı kirletmek istemiyordum. Halikarnas Balıkçısı
-
Kuruluş, müessese, tesis.
-
Evlilik, aile, ortaklık, mülkiyet gibi insanlar tarafından oluşturulan şey, müessese.
-
Kendini büyük ve önemli gösterme davranışı, büyüklenme, gösteriş, azamet, tekebbür
-
Belirli bir amacı gerçekleştirmek üzere kurulan özel veya kamu örgütü.
-
Belirli düşüncelerin, davranış kalıplarının, bireyler arasındaki ilişkilerin ve karşılıklı görevlerin oluşturduğu, kökü birtakım törelere dayalı toplumsal örgenleşme (örneğin: din, aile vb.).
-
Foundation. establishment. corporation. institution. institute. airs. vanity. pose. conceit. haughtiness. shop. smut. soot. swagger.
-
Arrogance. association. conceit. corporation. establishment. institute. institution. smut. society. soot. pose. self-importance.
-
Association. corporation. foundation. soot. institution. enterprise. establishment. fellowship. incorporated body. organization. party. society.
-
Institution
-
Establishment
-
Institution
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|