Nedir ne demek sorularına kısa cevaplar

Ana Sayfa > açık yara nedir ne demek, açık yaranın anlamı

açık yara nedir

nedir  -  ingilizce  -  fotoğraf  -  web araması  -  bulmaca  -  bis  -  matematik  -  sembol

açık yara

  1. Kapanmamış, sürekli işleyen yara.
  2. açık yara ne demek (en) An open wound. (sadece ingilizce sonuçlar)

açık (nedir)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. 1. Gelirin gideri karşılamaması durumu. 2. bk. gedik
  10. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  11. Bk. açılma
  12. açık ne demek (en) Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete. (sadece ingilizce sonuçlar)
  13. açık ne demek (en) Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
  14. açık ne demek (en) On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
  15. açık ne demek (en) Deficit

açılma (nedir)

  1. Çatlama.
  2. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama.
  3. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi.
  4. Açılmak işi.
  5. Bir grupta, sıraların cimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi.
  6. 1. Bir çekimin karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama çeşidi. Kararmanın karşıtı. TV
  7. Aynı sonucun televizyonda sağlananı.
  8. Açma
  9. açılma ne demek (en) 1. fade-in (shot, light). 2. fade-up, fading up (sadece ingilizce sonuçlar)
  10. açılma ne demek (en) Deployment.
  11. açılma ne demek (en) Opening. fade-in. dehiscence çatlama.
  12. açılma ne demek (en) Commentary. praphrasing. dissection. exposition. elucidation. explaining fully. confiding. deployment. development. fade in. fading in.
  13. açılma ne demek (al) 1. Aufblende, Aufblendung, Leuchtblendung, Einblendung, Eröffnungsblende. 2. weiche Einblendung, Aufblende, Aufblendung

yara (nedir)

  1. Keskin bir şeyle veya bir vuruşla vücutta oluşan derin kesik
    Örnek: Mendilimi bir çatkı şekline sokarak başıma, yaramın üzerine sardım. R. H. Karay
  2. Bir şeyin iç veya dış yüzünde herhangi bir etki ile oluşan ve tehlikeli olabilen oyuk, gedik, yarık.
  3. Dert, üzüntü, acı.
  4. yara ne demek (en) Scotch (sadece ingilizce sonuçlar)
  5. yara ne demek (en) Bruise. canker. cut. hurt. injury. lesion. raw. sore. trauma. ulcer. wound.
  6. yara ne demek (en) Cut. lesion. sore. wound. injury. gash. boil. pain.
  7. yara ne demek (en) Injury. wound. open sore. ulcer. laceration. gash. rent. tear. hurt. insult. lesion. trauma.

sürekli (nedir)

  1. Kesintisiz olarak süren, kalıcı, devamlı, baki, daimî.
  2. Uzun süreli olarak, daima.
  3. Ötümlü.
  4. Kendi içinde kesintisiz olarak sürüp giden (uzay, zaman).
  5. sürekli ne demek (en) Continuous. lasting. constant. steady. enduring. permanent. standing. abiding. assiduous. chronic. consistent. continual. continuum. durable. habitual. hourly. imprescriptible. incessant. invariable. perennial. perpetual. persistent. running. secular. (sadece ingilizce sonuçlar)
  6. sürekli ne demek (en) Away. ceaseless. confirmed. consistent. continual. continuous. everlasting. incessant. insistent. lasting. on. permanent. perpetual. persistent. running. stable. standing. steady. together. uninterrupted. unrelenting. unrelieved.
  7. sürekli ne demek (en) Continuous
  8. sürekli ne demek (fr) Continu
  9. sürekli ne demek (la) Continuum

sürek (nedir)

  1. Süren, devam eden zaman.
  2. Hızlı süren, hızlı giden.
  3. Satmak için pazara götürülen hayvan sürüsü.
  4. sürek ne demek (en) Duration. drove. driving fast. going fast.


BİS
Başında, içinde, sonunda "açık yara" geçen kayıtlar (hepsine bakın)




Hakkında  -  İletişim  -  Yasal Konular  -  Son Eklenenler  -  Araçlar

© Nedir Ne Demek, 26.0.742
Bunları kaçırmayın!