Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > açık güvence ödeği nedir, açık güvence ödeği ne demek, açık güvence ödeğinin anlamı, ingilizcesi (açık güvence ödeği nnd)

açık güvence ödeği nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






açık güvence ödeği

  1. Dokuncanın gerçekleşmesi anında değerlendirilecek ve niceliği o zaman yazılacak olan ödek.
  2. Taşınan malların değeri sonladan bulunmak üzere, geçici tutar üzerinden düzenlenen ödek.
  3. (en) Open policy
  4. (fr) Police flottante

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. Gelirin gideri karşılamaması durumu.
  10. Bk. gedik
  11. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  12. Bk. açılma
  13. (en) Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
  14. (en) Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
  15. (en) On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
  16. (en) Deficit

gedik (nedir ne demek)

  1. Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne.
  2. Dağ geçidi.
  3. Boşluk, eksiklik
    Örnek: ... kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü. H. Taner
  4. Güçlük, güç durum.
  5. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer.
  6. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz.
  7. Eksik dişli.
  8. (Gap) (gap) Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık
  9. Osmanlı İmparatorluğunda 1
  10. Yüzyılın başlarında İstanbul'da mal ve hizmet gereksinimlerinin karşılanmasında oluşan istem-sunum dengesizliğini gidermek amacıyla belirli bir zenaat ya da ticareti yapabilmek için devletçe verilen ayrıcalık ve bu ayrıcalık karşılığında alınan bir tür vergi.
  11. 1- Kitaplıktaki dermede doldurulması beklenen boşluk ya da boşluklar. 2- Kaynakçada, özellikle geri dönüşlü çalışmalarla doldurulması gereken boşluk ya da boşluklar.İng.: lacuna (lacunae)
  12. Büyük çentik, yıkık yer.
  13. Yüksek yer, tepe.
  14. Ayrıcalık, verilmiş hak.
  15. Görev, vazife.
  16. (en) Breach. inroad. crevice. notch. nick. rent.
  17. (en) Breach. inroads. gap. mountain pass. pass. difficulty. fault.
  18. (en) Breach. gap. mountain pass. fault. defect. privilege. indentation. notch. notching. slap. brach. chase. serrate. skip. dent. kerfi nick. dented. license. aperture. chasm. pocket. rift.
  19. (en) Gap
  20. (en) Lacuna (lacunae)

güvence (nedir ne demek)

  1. Bir antlaşmada taraflardan birinin sorumluluğu üzerine alması, inanca, teminat, garanti.
  2. Alınan sorumluluğa karşı olarak ortaya konulan şey.
  3. Birinin şüphelerini dağıtmak için söylenen inandırıcı söz, teminat.
  4. Bir anlaşmada taraflardan birine ait sorumluluğun bir başkası tarafından söz, mal veya para biçiminde yüklenilmesi.
  5. Bk. kefalet
  6. Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
  7. Bir elektrik çevrimine yerleştirilen ve çevrimden aşırı akım geçtiğinde, kavrularak çevrimi kesen düşük erime sıcaklıklı iletken parçasını taşıyan gereç.
  8. (en) Reassurance. guarantee. guaranty. assurance. security. indemnification. indemnity. surety.
  9. (en) Assurance. guarantee. guaranty. pledge. security. surety. to have confidence.
  10. (en) Assurance. guarantee.
  11. (en) Fuse
  12. (en) Guarantee, assurance, cover
  13. (al) Sicherung, Stromsicherung
  14. (fr) Coupe -circuit

dokunca (nedir ne demek)

  1. Kötülüğe yol açan, sağlığı bozan şey.
  2. Zarar.
  3. (en) Harm, injury; damage, loss

gerçekleşme (nedir ne demek)

  1. Gerçekleşmek işi, tahakkuk
  2. (en) Realization. materialization.
  3. (en) Fruition.
  4. (en) Realization. fulfilment. fulfillment. accrual. fruition.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük