Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > açık önerme nedir, açık önerme ne demek (açık önerme nnd)

açık önerme nedir, açık önerme ne demek?

açık önerme

  1. İçerisinde değişken bulunan ve bu değişkenin alacağı değerle doğruluğu veya yanlışlığı kesinleşen önerme.
  2. Bir önermede geçen bir ya da birden çok sayıda adın yerine bağsız olacak biçimde birer değişken koymakla elde edilen deyim: ||n-liaçık önerme (…) biçiminde gösterilir. Anl. açık tamdeyim. Krş.. tek düzenli birliaçık önerme, özelleme, gerçekleme. Örn. '2+2=4' önermesinde '2' sayı adı yerine 'x' değişkeni koymakla ‘x+x=4' birliaçık önermesi elde edilir.
  3. (en) Open sentence, propositional function.
  4. (fr) Énoncé ouvert, fonction propositionnelle

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. Hiçbir perdeye basılmaksızın tellerin açık bırakıldığı veya tüm tellerin herhangi bir perdeden tek parmakla kapatıldığı durumlarda bile sık kullanılan akorların elde edilebildiği akortlama biçimi.
  10. Gelirin gideri karşılamaması durumu.
  11. Bk. gedik
  12. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  13. Bk. açılma
  14. (en) Deficit.
  15. (en) Open.
  16. (en) On.
  17. (en) Uncovered.
  18. (en) Wide-Open.
  19. (en) Visible.
  20. (en) Apparent.
  21. (en) Obvious.
  22. (en) Bare.
  23. (en) Clear.
  24. (en) Unclouded.
  25. (en) Cloudless.
  26. (en) Definite.
  27. (en) Exposed.
  28. (en) Blank.
  29. (en) Aboveground.
  30. (en) Articulate.
  31. (en) Avowed.
  32. (en) Broad.
  33. (en) Candid.
  34. (en) Categorical.
  35. (en) Clean-Cut.
  36. (en) Clear-Cut.
  37. (en) Confessed.
  38. (en) Crystal.
  39. (en) Decided.
  40. (en) Declared.
  41. (en) Decollete.
  42. (en) Blunt.
  43. (en) Concrete.
  44. (en) Debit.
  45. (en) Demonstrable.
  46. (en) Distinct.
  47. (en) Evident.
  48. (en) Explicit.
  49. (en) Fine.
  50. (en) Forthright.
  51. (en) Graphic.
  52. (en) İntelligible.
  53. (en) Manifest.
  54. (en) Outstretched.
  55. (en) Overt.
  56. (en) Patent.
  57. (en) Picturesque.
  58. (en) Plain.
  59. (en) Shortage.
  60. (en) Shortfall.
  61. (en) Signal.
  62. (en) Specific.
  63. (en) Square.
  64. (en) Transparent.
  65. (en) Unequivocal.
  66. (en) Unreserved.
  67. (en) Vacant.
  68. (en) Weak.
  69. (en) Offing.
  70. (en) Vacancy.
  71. (en) Free.
  72. (en) Exposed to.
  73. (en) Unoccupied.
  74. (en) Deficient.
  75. (en) Frank.
  76. (en) Light.
  77. (en) İndecent.
  78. (en) Obscene.
  79. (en) Saucy.
  80. (en) Frankly.
  81. (en) Closely.
  82. (en) Absolute assignment.
  83. (en) Bald.

gedik (nedir ne demek)

  1. Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık, rahne.
  2. Dağ geçidi.
  3. Boşluk, eksiklik
    Örnek: ... kanunların gediğinden alabildiğine yararlanıp küpünü doldurmuş bir açıkgözdü. H. Taner
  4. Güçlük, güç durum.
  5. Yarma saldırısında düşman mevzilerinde açılan yer.
  6. Bir işi yapmak, bir şeyden yararlanmak yolunda verilen hak, imtiyaz.
  7. Eksik dişli.
  8. (gap) Bir düzey üstündeki yıkık, çatlak veya aralık
  9. Osmanlı İmparatorluğunda 1
  10. Yüzyılın başlarında İstanbul'da mal ve hizmet gereksinimlerinin karşılanmasında oluşan istem-sunum dengesizliğini gidermek amacıyla belirli bir zenaat ya da ticareti yapabilmek için devletçe verilen ayrıcalık ve bu ayrıcalık karşılığında alınan bir tür vergi.
  11. Kaynakçada, özellikle geri dönüşlü çalışmalarla doldurulması gereken boşluk ya da boşluklar.
  12. Kitaplıktaki dermede doldurulması beklenen boşluk ya da boşluklar.
  13. Büyük çentik, yıkık yer.
  14. Yüksek yer, tepe.
  15. Ayrıcalık, verilmiş hak.
  16. Görev, vazife.
  17. (en) Breach.
  18. (en) İnroad.
  19. (en) İnroads.
  20. (en) Defect.
  21. (en) Privilege.
  22. (en) Gap.
  23. (en) Lacuna (lacunae).
  24. (en) Crevice.
  25. (en) Notch.
  26. (en) Nick.
  27. (en) Rent.
  28. (en) Mountain pass.
  29. (en) Pass.
  30. (en) Difficulty.
  31. (en) Fault.
  32. (en) İndentation.
  33. (en) Notching.
  34. (en) Slap.
  35. (en) Brach.
  36. (en) Chase.
  37. (en) Serrate.
  38. (en) Skip.
  39. (en) Dent.
  40. (en) Kerfi nick.
  41. (en) Dented.
  42. (en) License.
  43. (en) Aperture.
  44. (en) Chasm.
  45. (en) Pocket.
  46. (en) Rift.

önerme (nedir ne demek)

  1. Kabul edilmesi için öne sürülen düşünce, teklif.
  2. Bir savı öne süren veya bir durumu dile getiren cümle, belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim, kaziye.
  3. Önermek işi.
  4. Bir yargı içeren, doğru ya da yanlış olabilen sav.
  5. (Klasik mantıkta).-5- Yargının sözlerle dile gelişi; doğru ya da yanlış olabilen bir anlatım. // Modern mantıkçılar doğru ya da yanlış olabilen anlatım yanında belirsiz kalan bir anlatım da bulunduğuna dikkati çekmişlerdir.önerme mantıksal terim olarak temel anlamını modern mantıkta kazanmıştır. B. Russellönermeden "İlk planda bir şeyi ya doğru olarak ya da yanlış olarak dile getiren sözler kuruluşu."nu anlar; örneğin: 2x2=4 de 2x2=5 de birerönermedir; "Sokrates bir insandır." "Sokrates bir insan değildir." de birerönermedirler; önemli olanönermedenönerme görevini ayırmaktır.önerme görevi bir anlatımda bu anlatımı kuran bir ya da daha çok belirsiz parçayı, bu parçalara değer yüklendiğinde birönerme kılacak olan anlatımdır. Ör. "X bir insandır." X belirsiz kaldığı sürece buönerme ne doğrudur ne yanlış; X e bir değer verilirse bundan doğru ya da yanlış birönerme çıkar.
  6. Bir savı öne süren ya da bir durumu dile getiren (genellikle bildiri kipinde olan) bir tümce; belli bir yorumda belli bir doğruluk değeri kazanan düzgün deyim. || Bir önermenin kaplamı kendi doğruluk değeri, içlemi de öne sürdüğü sav ya da dile getirdiği durumdur. Dizimsel türü: p. Anl. bildirsel tümce, kapalı tamdeyim, kapalıönerme, sıfırlı yüklem, sıfırlı tamdeyim. Krş.. çekirdekönerme, yalınçönerme, bileşikönerme, tekilönerme, genelönerme, doğruönerme, yanlışönerme, geçerliönerme, tutarlı önerme.
  7. Önesürüş.
  8. Sav ya da durum.
  9. (en) Sentence,.
  10. (en) Statement,.
  11. (en) Suggestion.
  12. (en) Proposal.
  13. (en) Proposition.
  14. (en) Thesis.
  15. (en) Vote.
  16. (en) Theorem.
  17. (en) Proposing.
  18. (en) Suggesting.
  19. (en) Premise.
  20. (en) Hypothesis.
  21. (en) Postulate.
  22. (en) Proffer.
  23. (en) Question.
  24. (en) Representation.
  25. (en) Resolution.
  26. (al) Antrag
  27. (fr) Proposition
  28. (fr) Énoncé,Proposition
  29. (la) Propositio

içerisinde (nedir ne demek)

  1. (en) İnside of.

değişken (nedir ne demek)

  1. Değişme özelliği gösteren, çok değişen, değişebilir, kararsız, değişici, mütehavvil
    Örnek: Sağlık bakımından canına okuyan kentler de, değişken rüzgârlara açık kentler oluyor. H. Taner
  2. Değişik sayı değerleri alabilen nicelik.
  3. Bir fonksiyonel ilişkide değişik değerler alabilen nicelikler. krş. açıklayıcıdeğişken, bağımlıdeğişken.
  4. Bir kümenin, bir dizi değerler alabilendeğişken niceliği.
  5. Örneğe ait bir veri seti için herhangi bir değeri taşıyabilen nicel değer.
  6. Her birey için sabit, belli bir değer.
  7. Karakter veya faktör yerine genel anlamda kullanılan bir terim.
  8. Bir evreni temsil eden deneklerin değişebilen özelliği.
  9. Nicelik ve ölçülebilir nitelik bakımından değişiklik gösteren gözlem.
  10. Değişik değerler alabilen (nicelik).
  11. Ağırlık, boy, zihin yeteneği gibi bireyden bireye değişen öğe ve etmenler ile olgulara verilen genel ad.
  12. (en) Changeable.
  13. (en) Flighty.
  14. (en) Floating.
  15. (en) Moody.
  16. (en) Uneven.
  17. (en) Varied.
  18. (en) Volatile.
  19. (en) Kaleidoscope.
  20. (en) Variant.
  21. (en) Variable.
  22. (en) Flexible.
  23. (en) Changeful.
  24. (en) Unstable.
  25. (en) Unsteady.
  26. (en) Uncertain.
  27. (en) Choppy.
  28. (en) İnconstant.
  29. (en) İnconsistent.
  30. (en) Mobile.
  31. (en) Capricious.
  32. (en) Erratic.
  33. (en) Fickle.
  34. (en) Fitful.
  35. (en) Flexile.
  36. (en) Fluid.
  37. (en) İncalculable.
  38. (en) İnequable.
  39. (en) Labile.
  40. (en) Mercurial.
  41. (en) Mutable.
  42. (en) Protean.
  43. (en) Shifting.
  44. (en) Sliding.
  45. (en) Wanton.
  46. (en) Wayward.
  47. (en) Factor.
  48. (al) Veränderlicher
  49. (fr) Variable

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.013