|
açığa alma
-
Bir görevliyi geçici bir süre işten uzaklaştırma.
-
Alıntı, iktibas
Örnek:
Ondan acemicesine alma olarak. Muallim Naci
-
Almak işi.
-
Vericiden gönderilerek dalgalık yardımıyla toplanan resim ve ses imlerininalmaçta belirmesi.
-
Bk. çevirim
-
Reception
-
Acceptance. adoption. excision. extraction. grab. receipt. reception. taking.
-
Attachment. inclusion. receipt. reception. taking. receiving. buying.
-
Same as Alme.
-
Appropriation. buy. getting. receiving. reception. take. taking.
-
Analytical Laboratory Manager's Association An organization in America. , queen of 'Body Castle,' beset by enemies for seven years The besiegers are a rabble rout of evil desires, foul imaginations, and silly conceits Alma conducted Arthur and Sir Guyon over her castle 'The divine part of a man,' says Spenser, 'is circular, a circle being the emblem of eternity; but the mortal part triangular, as it consists of three things - blood, flesh, and bones ' - Prior's Poem. vierge Aalma virge secrete ou sainte.
-
Empfang
-
Réception
-
Bir kadın adı; ABDâde çeşitli şehir ve kasabaların adları; Quebecâte (Kanada) bir şehir
-
Çevirme işi.
-
Filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
-
Sinema filmi elde etmek üzere alıcının çalıştırılması, duyar katın üzerinde gizli görüntülerin belirmesi.
-
1. Sinema filmini gerçekleştirmek üzere alıcının çalıştırılarak duyarkatın üzerine gizli görüntülerin saptanması
-
Alıcının çalıştırılmasına bağlı olarak yapılan işlerin tümü
-
(Genel anlamda) Bir filmi gerçekleştirmek için yapılan işlerin tümü.
-
Filming, shooting, film shooting, camera shooting, take, taking, recording
-
Shooting. filming. taking. development of a film.
-
Filming. development of a film.
-
Aufnahme, Filmaufnahme, Kameraaufnahme, Bildaufnahme, Dreh, Dreharbeiten
-
Tournage, prise (de vues), prise de vues cinématographique, filmage
-
Çok sürmeyen
Örnek:
Bunu evvela gençliğe mahsus geçici bir heves zannettim. P. Safa
-
Kısa ve belli bir süre için olan, muvakkat, palyatif, kalıcı karşıtı
Örnek:
Eğer yazmaktan para ve ün gibi iki geçici kıymet ve zevk elde edemezsem acaba yazı yazar mıydım? H. E. Adıvar
-
Bulaşan, bulaşıcı.
-
Yaya, yoldan veya karşıdan karşıya geçen kimse, yolcu
Örnek:
Onları sokakta gördüğünüz zaman adi bir geçiciden farklı bulmazsınız, sanırsınız ki bir yazıcı ticarethanesine gidiyor. C. Şehabettin
-
Muvakkat. ~ yazım:muvakkat tescîl.
-
İnterlocutory. temporary. transient. provisional. pro forma. ad interim. band-aid. casual. curable. deciduous. ephemeral. extrinsic. fading. flying. fortuitous. fugacious. fugitive. impermanent. interim. jury. makeshift. momentary. palliative. passin.
-
Ephemeral. fugitive. interim. makeshift. momentary. passing. provisional. temporal. temporary. transient. transitory. short-lived. contagious. infectious.
-
Provisional. temporary. interim. tentative. ad hoc. momentary. transient. migrant. migratory. passing. infectious. fugacious. instant. occasional. ephemeral. fleeting. fortuitous. fugitive. impermanent. interlocutory. picknicky. provisory. temporal. trans.
-
Bir olayın başı ile sonu arasında geçen zaman parçası, zaman aralığı, zaman bölümü, müddet
Örnek:
Hükümdar gibi davrandığınız sürece hükümdar sayılırsınız. T. Oflazoğlu
-
Time. span. continuance. duration. bout. interval. length. period. respite. run. space. stretch. term. while.
-
Duration. grace. period. season. space. spell. term. time. while.
-
Duration.
-
Screen time
-
Notice
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|