|
2. kanal
-
Bir şeyin akmasına yarayan üst yanı açık boru.
-
Yağmur sularını damların kenarlarına toplayıp akıtan yatay konumlu, genellikle çinko boru
Örnek:
Oluklardan kol gibi buzlar sarkıyordu. T. Buğra
-
Bir şeyin üzerinde oyulmuş yol.
-
Ay yüzeyinde görülen uzun yarıklardan her biri.
-
1. Elektriksel imlerin aktarılmasında kullanılan, tek ya da iki yönde olabilen tek yol (alıcı oluğu, ses oluğu, seslendirme oluğu, yinelenim oluğu, vb.). TV
-
Bir televizyon yayınında resim yayını ile buna bağlı ses yayınının kapsadığı yinelenim kuşağı; televizyon kuşaklarının ayrıldığı bölümlerden her biri.
-
1. Olgun, olgunlaşmış. 2. Irmak. 3. Çay ve dereden küçük akarsu.
-
1. channel, 2. television channel
-
Trough. gutter. channel. conduit. groove. chute. chamfer. chase. flute. gangway. gouge. gully. gully drain. rabbet. riffle. runnel. slot. spline. throat.
-
Channel. chute. groove. gutter. overflow. hopper.
-
Chamfer. chase. conduit. corrugation. furrow. gain. groove. guide. gutter. hopper. rut. trough. eaves trough. flame. chute. slide. sluiceway. sluice. raceway. race. channel. flute. gorge. canal. cannelure. fluting. undulation. flume. tunnel. runway. hollo.
-
1. Kanal, 2. Fernsehkanal
-
1. chaîne (électrique), voie, 2. canal de télévision
-
Bazı bölgeleri sulamak, kurutmak amacıyla veya gemilerin işlemesine elverişli, insan eliyle açılmış su yolu.
-
Telefon, telgraf, televizyon vb. araçlarla iletişimi sağlayan yol, hat.
-
Tahtanın liflerine dik yönde açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti.
-
İçinden damar, sinir veya bir sıvı geçen yol.
-
İki kıyı arasındaki dar ve derin deniz.
-
Bk. yatak
-
Tahtanın ya da tablanın liflerine dik yönde, kenarları 70-80° eğiklikte ve kalınlığın 1-3 ü kadar derinlikte açılan kırlangıç kuyruğu biçimli girinti.
-
Bk. kanal
-
Canal. duct. channel. station. conduit. culvert. chamfer. chute. dike. drain. flume. gullet. gully. meatus. pass. passage. vessel.
-
Canal. channel. drain. duct. chute. channel.
-
Channel. canal. duct.
-
Tv channel. groove. mortise. chute. conduit. dike. drain. fairway. inlet. oggin. vessel. vestibule.
-
Canal , channel , duct.
-
Grat
-
Arête
-
Birtakım, kimi
Örnek:
Bazı Türkler oraya eğlenmeye giderler. Ö. Seyfettin
-
Bazen
Örnek:
Bazı, mağazadan içeriye girinceye kadar kendimden geçerdim. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Some. some.
-
Certain. some.
-
Some.
-
Temel, esas.
-
Taban.
-
Bir asitle birleştiğinde bir tuz oluşturan madde, esas.
-
Bk. taban
-
1. Herhangi bir şeyin temeli veya en küçük parçası, bileşiğin ana maddesi. 2. Kimyada tuzun asit olmayan kısmı veya tuzların oluşumu için asitlerle birleşmiş madde veya bir çözeltide hidrojen iyonu (proton) alan madde.İng.: base Biyo
-
Base. alcali. alkali.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|