|
şamata yapmak
-
Make a noise, make whoopee, rag, roister, skylark
-
Gürültü, patırtı
Örnek:
Bu berbat şamata arasında yarım saat kadar bekledim. O. C. Kaygılı
-
Hilarity. pandemonium. riot. row. scrap. uproar. commotion. hubbub. din. a riot.
-
Uproar. commotion. bedlam. din. heck of a row. noise. riot. ruckus. rumpus. shindy. sound.
-
Ortaya koymak, gerçekleştirmek, oluşturmak, meydana getirmek
Örnek:
Her görevi ayrım gözetmeden aynı titizlikle yapmak başarının sırrıdır. Ç. Altan
-
Olmasına yol açmak.
-
Onarmak, tamir etmek.
-
Bir şeyi başka bir şey durumuna getirmek
Örnek:
Ayrıca terbiye edeceğim, onu yaman bir polis köpeği yapacağım. R. H. Karay
-
Bir dileği, bir isteği yerine getirmek, uygulamak, ifa etmek
Örnek:
Şu işi yapıver, diye yalvarmıştı da enişte engel olmuştu. S. M. Alus
-
Bir düşünceyi, bir davranışı, bir isteği işe dönüştürmek, gerçekleştirmek
Örnek:
Elimi ağzına götürerek sus işareti yaptım. R. H. Karay
-
Düzenli bir duruma getirmek.
-
Üretmek.
-
Father
-
Accomplish. acquit oneself. architect. build. carve out. contrive. create. do. engineer. establish. execute. fashion. fulfil. fulfill. get. go over. go through. have. implement. land. make. perform. ply. practice. practise. produce. profess. put thro.
-
Build. commit. construct. cost. deliver. discharge. do. draw. fabricate. fill. found. fulfil. have. hold. make. manage. manufacture. perform. perpetrate. practise. produce. put. redeem. transact. to do. to make. to perform. to fulfil. to carry sth out. to mend. to repair. to fix onarmak. tamir etmek. to build. to construct. to erect. to found inşa etmek. to produce. to manufacture. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek. to cost. to do with. to have. to possess. to cook. to have. to draw. to deliver. to fix onarmak. to found inşa etmek. to bring sth out üretmek. to cause yol açmak. to marry to evlendirmek.
-
To make. to build. to construct. to fashion. to create. to manufacture. to produce. to prepare. to do. to buoy oneself with sth. to do sth as one's regular work or occupation. to carry out. to perform. to affect. to execute. to repair. to fix sth. to caus.
-
Perpetrate
-
Put on
-
I. yapılış, yapı, şekil, biçim; mamulât, marka; hasılat, randıman, verim; elek. devrenin kapanması. be on the make k.dili kendi kazancı peşinde olmak; cinsi münasebet için eş aramak.
-
Yaratmak, yapmak, meydana getirmek, atamak; anlamak, kazanmak, düzeltmek, mecbur etmek, sağlamak, (yol)almak ,ulaşmak, erişmek, elek. (devreyi) kapatmak, (argo) cinsel ilişkide bulunmak, kabarmak.make a clean breast of itiraf etmek, içini boşaltmak.make a difference fark etmek. make a face suratını buruşturmak,somurtmak, make a fire ateş yakmak
-
F. yapmak, etmek, yaptırmak, sağlamak; elde etmek; varmak; ilişki kurmak
-
F. yapmak, etmek, yaptırmak, sağlamak; elde etmek; varmak; ilişki kurmak
-
F. gürültü etmek, ses çıkarmak
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|