|
çinko fosfat örtü
-
Fosfatlama yöntemiyle, demir ve çelik yüzeylere kazandırılan gri renkli örtü.
-
Atom numarası 30, atom ağırlığı 65,37, mavimsi beyaz renkte olan sert bir element, tutya (simgesi Zn).
-
Bu elementten yapılmış
Örnek:
Odamız yaz günleri çinko damın altında yanar durur. O. V. Kanık
-
Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını doldurma.
-
Tombala oyununda kartın bir veya iki sırasını ilk olarak doldurduğunda kazandığını bildiren ve açıkça söylenen söz.
-
Zinc.
-
Zinc. zinc sheet. platinoid. tutty. tutenag. spelter.
-
Yapay gübre ve bazı ilaçların yapımında kullanılan fosforik asidin tuzu veya esteri.
-
Fosforik asit (H3PO4) tuzlarının kökü.
-
Phosphate.
-
Phosphate
-
Phosphate
-
Örtmek için kullanılan şey
Örnek:
Hekim, hastanın üstündeki örtüyü açtı. M. Ş. Esendal
-
Yapılarda çatı, dam.
-
1. Duyarkatın yalnız bir bölümünün etkilenmesini sağlamak, birtakım özel etkiler elde etmek için alıcının merceği önüne takılan çeşitli biçimlerdeki saydamsız cisimler
-
Pencere boyunu değiştirmek için alıcı, gösterici, basım aygıtı penceresine takılan parça. TV
-
Görüntü üzerinde çeşitli biçimler elde etmek üzere alıcı önüne takılan parça.
-
Mask, mat(t, te), vignette
-
Nappe
-
Cover. veil. wrap. cloth. overlay. covering. blanket. canopy. caparison. cloak. coat. cope. envelope. garment. hood. layout. mantle. shroud. spread. throw. wrapper.
-
Canopy. cloth. cosy. cover. covering. mantle. mask. rug. shroud. spread. top. wrap.
-
Blanket. apron. cover. covering. coverture. mantle. shroud. any cloth covering. roof. coat. coating. cloak. casing. kerchief. baldachin. mask. shade. wall. wagon cover. hood. wrap. vamp. throw. overlaying. shrouding. blind. cloth. cot. rug. spread.
-
Kasch, Cash, "Cache", Maske, Vignette
-
Cache, vignette, masque
-
[Ort] n. location, place, position, site, spot; locality
fosfatlama (nedir)
-
Fosfatlamak işi.
-
Bkz. fosfat örtme.
-
Phosphatization.
-
Phosphating; phosphatizing
-
Phophatation
-
İnsan veya hayvan memesi.
-
Bu elementten yapılmış
Örnek:
Hemşiresiyle rıhtımın kenarındaki demir kanepeye oturdular. P. Safa
-
Bazı nesnelerin demirden yapılmış parçası.
-
Ayakkabı topuğuna veya ayakkabı burnuna aşınmayı önlemek için çakılan, özel olarak yapılmış madenden parça.
-
Güçlü, kuvvetli, sert
Örnek:
O kadar çabuk uyanmıştı ki kalbinin demir bir elle sıkıldığını duydu. S. F. Abasıyanık
-
Çapa (II).
-
Atom numarası 26, atom ağırlığı 55,847, yoğunluğu 7,8 olan, 1510 °C'de eriyen, mavimtırak esmer renkte, özellikle çelik, döküm ve alaşımlar durumunda sanayide kullanılmaya en elverişli element (simgesi Fe).
-
Sağlamlık, dayanıklılık gibi özelliklerinden dolayı çoğu halk inanmalarında ve büyüsel işlemlerde kullanılan maden.
-
Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden.
-
Iron. irony. ferrous. ferruginous. iron. anchor. cleat. ferr-.
-
Ferrous. iron. anchor. made of iron.
-
Iron. anchor. base metal goods.
-
Iron
-
Fer
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|