|
çevresel etki değerlendirmesi
-
Belirli bir proje veya gelişmenin çevre üzerindeki sürekli veya geçici olası etkilerinin sosyal sonuçlarını saptamaya ve çeşitli çözümler üretmeye yönelik süreç.
-
Environmental impact assessment
çevresel (nedir)
-
Çevre ile ilgili.
-
Environmental. peripheral.
-
Environmental. peripheral. circumferential.
-
Bir kimse veya nesnenin başka bir kişi veya şey üzerindeki gücü, tesir
Örnek:
Bu etki, genç kuşak konservatuvar mezunlarında yerini daha doğal bir Türkçeye bırakıyor. H. Taner
-
Bir etken veya bir sebebin sonucu.
-
Bir kimse üzerinde bırakılan izlenim
Örnek:
Sustu, istediği etkiyi tam olarak yapmak için olmalıydı bu. T. Buğra
-
Birtakım sonuçlar, tepkiler, olaylar ya da görüngüler ortaya çıkaran neden.
-
-> Nedenin bağlılaşık kavramı. 1- Nedensellik bağlantısı içinde: a. Bir nedenin sonucu olarak düşünülen olay. b. Bir nedenin doğurduğu gerçek olay. 2- Bir şeyin verdiği izlenim. (Ör.etki yapmak, iyi biretki yapmak.)
-
Effect. influence. action. efficacy. efficiency. effectiveness. forcefulness. reflection. reflexion. bearing. clout. drag. drift. force. hold. impact. impress. impression. imprint. incidence. interest. jolt. leaven. penetration. point. potency. pull.
-
Action. effect. force. impression. influence. mark. power. pull. punch. ring. sound. stress. impact. clout.
-
Effect. impression. influence. result. action. efficacy. impact. importance. imprint. operation. potency. power. prestige. sequence. sway. sympathy. virtue. weight.
-
Effect
-
Effekt, Wirkung
-
Effet
-
Effectus
değerlendirme (nedir)
-
İletişim organlarında izlenme oranı.
-
Değerlendirmek işi, kıymetlendirme
-
Doğanın herhangi bir parçasını şu ya da bu işe yararlı kılmak amacıyla, insanın onun üzerinde yaptığı olumlu değişiklikler.
-
1. Bir filmin çeşitli yönlerden taşıdığı özellikleri ayırt edip, çözümleyip film konusunda bir yargıya varma
-
Özellikle, yetkili bir kurulca bu yolda varılmış ve gerekçeleriyle açıklanmış yargı.
-
Film appreciation, appraisal
-
Assessment. valuation. appreciation. estimation. evaluation. estimate. appraisal. appraisement. rating. reclamation. valorization.
-
Evaluation. putting sth to use. turning to account. valuing.
-
Improvement
-
Auszeichnung, Filmbewertung, "Appraisal"
-
Appreciation (cinématographique), "appraisal"
-
Mise en valeur
-
Açık ve kesin olarak sınırlanmış veya kararlaştırılmış olan, muayyen
Örnek:
Öteki arkadaşımız da belirli saatte nöbetinin başında olacaktı. E. Bener
-
Specific. certain. particular. stated. clear. definite. definitive. determinate. precise. set.
-
Certain. definite. given. particular. set. specific. determined.
-
Specific. determined. designated. definite. determinate. fixed. given. particular. stated. very.
-
[belirmek] v. appear, become clear; dawn
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|