|
çevre bilimleri
-
Çeşitli bilim dallarını içerisinde toplayan, insan-doğa ilişkilerini ve çevre sorunlarını inceleyen, uygulamalı ve disiplinler arası bilimler.
-
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf
Örnek:
Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır. O. Rifat
-
Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam
Örnek:
Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi. H. Taner
-
Sırma işlemeli mendil
Örnek:
Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti. M. Yesarî
-
Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
-
Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit
Örnek:
Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir. H. Taner
-
Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
-
Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
-
Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.
-
Bk.çevre ülkeleri
-
Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu.
-
Radius
-
Environmental. ecological. ambient. contour. surroundings. environment. premises. adjacencies. ambiance. ambience. purlieus. neighborhood. neighbourhood. vicinity. circumference. perimeter. atmosphere. ambit. circle. climate. compass. domain. entoura.
-
Ambience. atmosphere. circle. circuit. circumference. environment. medium. milieu. neighbourhood. perimeter. periphery. sphere. surroundings. vicinity.
-
Environment.
-
Environment
-
Milieu environnant, environnement
çevre ülkeleri (nedir)
-
Bağımlılık kuramına göre iktisadi gelişmeleri büyük ölçüde merkez ülkelerce belirlenen, biçimlendirilen ve sömürülen geri bıraktırılmış ülkeler. krş. az gelişmiş ülkeler, kuzey ülkeleri, güney ülkeleri
-
Peripheral economies
-
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi, ilim
Örnek:
Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır. H. E. Adıvar
-
Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.
-
Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.
-
1-Evrenin bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi. 2- Türlü duygusal yaşantıların mantıkça bir örnek düşünce dizgesine uydurulması için gösterilen çabalara verilen ad.
-
Science. knowledge. learning. scholarship.
-
Science. learning.
-
Science. lore.
-
Science
-
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
-
Assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.
-
Different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.
-
Cumulative. assorted. different. various.
-
Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nevi
Örnek:
Her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı. H. Taner
-
Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
-
Türlü
Örnek:
Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir. Y. K. Beyatlı
-
Kind. variety. sort. assortment. style. sample. cast. class. denomination. description. genre. ilk. item. range. species. stripe.
-
Assortment. breed. cast. class. description. form. kind. make. nature. order. rate. sort. style. type. variety. sample.
-
Sort. variety. kind. assortment. breed. choice. class. description. diversity. manner. order. quality. rate. species. stamp. type.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|