Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > çevre alan kamaştırması nedir, çevre alan kamaştırması ne demek, çevre alan kamaştırmasının anlamı (çevre alan kamaştırması nnd)

çevre alan kamaştırması nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








çevre alan kamaştırması

  1. Bkz. dolaylı göz kamaşması.

dolaylı göz kamaşması (nedir)

  1. Doğrultusu, görülmesi istenen şeyin doğrultusuyle (bakış doğrultusuyle) aynı olmayan bir nesnenin yarattığı gözkamaşması. bkz. göz kamaşması, dolaysız göz kamaşması. Fr.: éblouissement indirect Alm.: indirekte Blendung, (Umfeldblendung)
  2. (en) Indirect glare
  3. (al) Indirekte Blendung, (Umfeldblendung)

çevre (nedir)

  1. Bir şeyin yakını, dolayı, etraf
    Örnek: Büyük kentlerin çevreleri gecekondularla sarılmıştır. O. Rifat
  2. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam
    Örnek: Her girdiği çevreye kişiliği ile birlikte olgun ve asil bir huzur havası getirirdi. H. Taner
  3. Sırma işlemeli mendil
    Örnek: Geçen gün sandığı karıştırırken elime işlemeli çevreler geçti. M. Yesarî
  4. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
  5. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit
    Örnek: Babanın ve çevresinin var güçleri ile destekledikleri düşünülebilir. H. Taner
  6. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst.
  7. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi.
  8. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü.
  9. Bk.çevre ülkeleri
  10. Bir organizmanın ya da bir parçasının üzerinde etki yapan dış etkenler topluluğu.
  11. (en) Radius
  12. (en) Environmental. ecological. ambient. contour. surroundings. environment. premises. adjacencies. ambiance. ambience. purlieus. neighborhood. neighbourhood. vicinity. circumference. perimeter. atmosphere. ambit. circle. climate. compass. domain. entoura.
  13. (en) Ambience. atmosphere. circle. circuit. circumference. environment. medium. milieu. neighbourhood. perimeter. periphery. sphere. surroundings. vicinity.
  14. (en) Environment.
  15. (en) Environment
  16. (fr) Milieu environnant, environnement

alan (nedir)

  1. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
  2. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran.
  3. Yüz ölçümü.
  4. Bir çalışma çevresi
    Örnek: Sanat kapalı bir alan değildir; sanat eseri herkes için, bütün toplum için yaratılır. N. Ataç
  5. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
  6. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü.
  7. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha.
  8. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılan geniş yer.
  9. Bir özdeğin, bir mıknatısın ya da bir elektrik yükü'nün çevresinde uyarılan kendini kuvvet etkisi ile belli eden yönleçsel, doğabilimsel nicelik.
  10. Çerçevenin en üst satırından en alt satırına kadar yatay taramanın tümü.
  11. 1. Açık, düz yer, meydan. 2. Ova, kır, çayır. 3. Ufuk. 4. Ülke alan, fetheden, fatih.
  12. (en) Field
  13. (en) Recipient. susceptive. space. area. range. field. arena. region. sphere. ambit. compass. domain. extent. maidan. pitch. reach. realm. scope. theater. theatre. tract.
  14. (en) Area. circus. compass. course. domain. extent. field. ground. land. pitch. place. range. realm. receiver. scope. space. sphere. square. tract. space. pitch saha. airfield. clearing kayran.
  15. (en) A wolfhound.
  16. (en) Area. field. space. open space. compass. court. domain. extent. open. plaza. range. reach. scope. sphere. spread. public square. sweep. tract.
  17. (al) Halbbild, Teilbild
  18. (al) Feld
  19. (fr) Demi-image, trame
  20. (fr) Champ

kamaştırma (nedir)

  1. Kamaştırmak işi.
  2. (en) Dazzle.

dolaylı (nedir)

  1. Doğrudan doğruya olmayan, dolayısıyla olan, vasıtalı, bilvasıta.
  2. (en) Indirect. circuitous. mediate. constructive. oblique. remote. roundabout. secondhand.
  3. (en) Indirect. oblique. roundabout. tortuous. veiled.
  4. (en) Indirect. backhanded. circuitous. circular. inferential. mediate. roundabout. secondhand.

göz (nedir)

  1. Görme organı.
  2. Bazı deyimlerde, görme ve bakma.
  3. İyi veya kötü nitelikler, tutkular, duygular anlatan bakış.
  4. Bakış, görüş.
  5. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak
    Örnek: Asıl felaket bu pınara sırt çevirmek, bu pınarın gözlerine taş tıkamak değil de ne olurdu? T. Buğra
  6. Delik, boşluk
    Örnek: Köprünün gözleri karış karış kazılmıştır. S. F. Abasıyanık
  7. Çekmece.
  8. Terazi kefesi.
  9. Kartlar üzerinde açılan ve içerisine mikrofilm parçası geçirilen delik.
  10. Görme organının, içinde dış dünyanın görüntüsünün oluştuğu ve bu görüntünün sinirsel uyarmalara dönüştüğü, başlangıç parçası.
  11. 1- Çok küçük budak. 2- Çekmece boşluğu.
  12. Bk. çekmece
  13. Bk. göz
  14. (en) Eye. optic. optical. ocular. orbital. ophthalmic. eye. orbit. orb. blinker. sight. cell. compartment. drawer. cubbyhole. cubby. cubicle. cuddy. eyehole. glim. optic. opto-.
  15. (en) Drawer. eye.
  16. (en) Drawer. eye. sight. seeing. attitude. way of behaving. spring. eye. division. part. the evil eye. bad luck caused by another's envy. love. friendship. esteem. bud. square. case. bin. source. orifice. bord. rack. pane. partition. pore.
  17. (en) Aperture
  18. (en) Eye
  19. (al) Auge
  20. (fr) Oeil

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)