Nedir Ne Demek Sözlük
Ana Sayfa > çekme çengeli nedir, çekme çengeli ne demek, çekme çengelinin anlamı, ingilizcesi (çekme çengeli nnd)

çekme çengeli nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.








çekme çengeli

  1. (en) Drawhook

çekme (nedir)

  1. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak.
  2. Parmak veya mızrapla çalınan çalgı.
  3. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
  4. İş yaparken giyilen bir tür şalvar.
  5. Çekilerek giyilen veya kullanılan
    Örnek: Erkekleri yandan lastikli çekme fotinden başkasını bilmiyorlardı. R. H. Karay
  6. Düzgün biçimli.
  7. Çekmek işi
  8. Çekmece
  9. Kolun yada öteki vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendine yaklaştırması.
  10. Bk. acı çekme
  11. Bk. çevirim
  12. Ağacın bünyesindeki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi.
  13. Bk. çekme
  14. (en) Throwback
  15. (en) Pull-off. pull-out. shrinking. towaway. towing. pull. drawing. draw. withdrawal. draft. draught. allure. allurement. extraction. shrinkage. bearing. haul. haulage. hitch. hoist. pluck. soak. traction.
  16. (en) Drag. endurance. extraction. haul. pull. traction. wrench. draw. tug. shrinkage. drawer. till.
  17. (en) Draft. drag. drawing. hauling. pull. pulling. traction. sending. photographing. drawer. till. absorbtion. tension. adhesion. shrinkage. extrusion. rolling. solid drawn. hoist. lug. haulage. sucking. attraction. induced. throttling. aspiration. bleeding. i.
  18. (en) Pulling
  19. (en) Towage
  20. (al) Schwinden des Holzes
  21. (fr) Traction

acı çekme (nedir)

  1. Üzüntü ya da büyük bunalım duygusu içinde olma.
  2. (en) Agony

ince (nedir)

  1. Kendi cinsinden olanlara göre, dar ve kalınlığı az olan, kalın karşıtı.
  2. Zayıf
    Örnek: Sarışın, kuru, ince bir kadındı. Y. K. Beyatlı
  3. Taneleri ufak, iri karşıtı.
  4. Küçük ayrıntıları çok olan, aşırı özen gerektiren, kaba karşıtı.
  5. Akışkanlığı çok olan, yoğun ve koyu olmayan (sıvılar).
  6. Tiz (ses), pes karşıtı
    Örnek: İnce bir çocuk sesinin hırçınlaştığı, ağladığı işitildi. R. N. Güntekin
  7. Hafif, gücü az
    Örnek: Hiçbir hareket bu gülüş kadar belirsiz ve ince değildir. S. F. Abasıyanık
  8. İyiden iyiye, enikonu, ayrıntılı
    Örnek: Benim hasta olduğum günlerde her şey uzun uzun düşünülmüş, ince hesaplarla hazırlanmıştı. R. N. Güntekin
  9. (en) Thin. fine. slender. slim. delicate. fragile. refined. attenuate. brittle. civilized. courteous. dainty. graceful. gracile. gracious. keen. lean. nice. polite. precision. scarious. sharp. subtile. subtle. sylphish. sylphlike. sylphy. tenuous. urbane.
  10. (en) Attentive. bland. chivalrous. courteous. dainty. decent. delicate. diplomatic. elegant. exquisite. filmy. fine. genteel. gentle. gracious. grand. kind. nice. refined. slender. slight. subtle. sugary. thin. tricky. willowy. slim. graceful. sensitive. finely.
  11. (en) Delicate. fine. refined. slim. small. subtle. slender. in small pieces. intricate. graceful. sensitive. high-pitched. dainty. acetate. chiffon. civilized. cling film. cultivated. diplomatic. exquisite. flimsy. fragile. nice. papery. precarious. se.
  12. (en) Vaporous
  13. (en) Tricky, trickish, tricksy, delicate
  14. (en) Attic

dal (nedir)

  1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri
    Örnek: Cılız dallar, yeşili fersiz, tırnak kadar yapraklar! T. Buğra
  2. Kol, bölüm, branş.
  3. Canlıların bölümlenmesinde, sınıfların bir araya gelmesiyle oluşan birlik, şube.
  4. Arka, sırt.
  5. Kol.
  6. Omuz
    Örnek: Belikler dalına dökülür gelir / İnce bel üstüne sal ala gözlüm. Halk türküsü
  7. Boyun, ense.
  8. Çıplak, yalın.
  9. Zaman belirten kelimelerin başına getirildiğinde kelimenin anlamını güçlendirir.
  10. Bk.Dalton
  11. 1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. 2. Arka, sırt. 3. Kol.
  12. (en) Twig
  13. (en) Branch. branch. bough. twig. ramification. subsection. offshoot. arm. offset.
  14. (en) Arm. branch. offshoot. section. bough. subdivision.
  15. (en) Split pulse, esp. of Cajanus Indicus.
  16. (en) Arm. branch. bough. subdivision. limb. twig. stem. offset. offshoot. spreading. spray. switch. succursal. wattle.
  17. (en) 'From the,' 'by the '.
  18. (en) Dedicated Access Line A non-switched circuit from the customer to a carrier.
  19. (en) General Data Access Library.
  20. (en) This is the Indian term for all varieties of dried beans, split peas, and lentils There are many different varieties of dal, all of which have a specific use in Indian cooking. , 'the Poor' or 'the Meek', related to ''Ani' above and 'Ebion' below.
  21. (en) Dedicated access line An analog special-access line that runs from a caller's own equipment directly to a long distance company's switch or POP Usually provided by a local telephone company The line may go through the local telco central office, but the local telco does not switch calls on this line. [From Hindi /dal/ ] diagonal, incline -- something arranged obliquely or slanted.
  22. (en) Dedicated Access Line. defended asset list; A ranked listing of facilities, forces, and national political items that require protection from attack or hostile surveillance The list is compiled from federal departments and agencies, unified and specified commands, and the armed services to ensure national security emergency preparedness functions. from dail, a field The English equivalent is 'dale'.
  23. (en) A group of persons. 1 Dedicated Access Line 2 See Data Access Language.
  24. (en) Dal. a metric unit of volume or capacity equal to 10 liters.
  25. (kıs). decaliter.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  İletişim

© NND Sözlük (Nedir Ne Demek Sözlük)