|
çeşitli dallarda eğitim veren teknik üniversite
-
Polytechnic
-
Çeşidi çok olan, türlü, mütenevvi
-
Assorted. various. varied. multifarious. different. divers. diverse. diversified. manifold. medley. miscellaneous. sundry. differently.
-
Different. diverse. miscellaneous. mixed. multifarious. multiple. sundry. varied. various. assorted. manifold.
-
Cumulative. assorted. different. various.
-
Aynı türden olan şeylerin bazı özelliklerle ayrılan öbeklerinden her biri, tür, nevi
Örnek:
Her çeşit insanı kavrayacak bir sunuş tarzı vardı. H. Taner
-
Canlıların bölümlenmesinde, bireylerden oluşan, türden daha küçük birlik.
-
Türlü
Örnek:
Bu camilerin her biri başka planda başka çeşittir. Y. K. Beyatlı
-
Kind. variety. sort. assortment. style. sample. cast. class. denomination. description. genre. ilk. item. range. species. stripe.
-
Assortment. breed. cast. class. description. form. kind. make. nature. order. rate. sort. style. type. variety. sample.
-
Sort. variety. kind. assortment. breed. choice. class. description. diversity. manner. order. quality. rate. species. stamp. type.
-
Fürû' (bk. çocuklar, torunlar...).
-
Belli bir bilim dalı veya sanat kolunda yetiştirme, geliştirme ve eğitme işi
-
Çocukların ve gençlerin toplum yaşayışında yerlerini almaları için gerekli bilgi, beceri ve anlayışları elde etmelerine, kişiliklerini geliştirmelerine yardım etme, terbiye
Örnek:
Eğitim, bizim istediğimiz kalıplara göre adam yetiştirmek değildir. H. Taner
-
Bilimi.
-
Eğitim bilimi.
-
İlkellerde çocukların ilerde yapacakları işleri, görevleri, davranış biçimleriyle ilgili olarak onların erginlik çağına girinceye dek aileleri, akrabaları ve toplumun yaşlı üyelerince geleneklere uygun biçimde eğitilmeleri, yetiştirilmeleri.
-
Instructional. education. training. instruction. schooling. practice.
-
Course. education. schooling. training.
-
Training.
-
Education
-
éducation
-
[veer (de) ] n. feather, quill; spring; ferryboat
-
Bir sanat, bir bilim, bir meslek dalında kullanılan yöntemlerin hepsi.
-
Fizik, kimya, matematik vb. bilimlerden elde edilen verileri iş ve yapım alanında uygulama.
-
Bu uygulamaya dayanan, bu uygulamaya ilişkin.
-
Yol, beceri, yöntem
Örnek:
Bu kızın sanatını hiç olmazsa teknik tarafından bildiğine hükmediyorum. H. E. Adıvar
-
Teknikle ilgili bir sanata, bir bilime, bir mesleğe özgü olan.
-
1- Herhangi bir sanat, üretim ve öğretim etkinliği için baş vurulması gereken beceri, işlem ya da yol. 2- Mekanik uğraşılara, sanayi ile ilgili işlere ya da uygulamalı bilimlere ilişkin.
-
Technical. technic. technique. technics. technic. mechanism. practice. science. style. wrinkle.
-
Technical. technique. technics. technology. method.
-
Technical. tech. the mechanics. technics. technique. wrinkle.
-
Technique, technical
üniversite (nedir)
-
Bilimsel özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip, yüksek düzeyde eğitim, öğretim, bilimsel araştırma ve yayın yapan fakülte, enstitü, yüksekokul vb. kuruluş ve birimlerden oluşan öğretim kurumu
-
Genellikle fen, edebiyat, hukuk, tıp, mühendislik gibi alanlarda eğitim ve araştırma yapan fakültelerden oluşan yüksek öğretim kurumu.
-
University. college. university. varsity.
-
School. university.
-
University. varsity.
-
University
polytechnic (nedir)
-
S., i. bir çok sanat veya fene ait; i. bir çok sanat veya feni öğreten okul.
-
I. çeşitli dallarda eğitim veren teknik üniversite, teknik okul
-
Sayı, nicelik, değer, güç, derece vb. bakımından büyük ve aşırı olan, az karşıtı
Örnek:
Bana matematik çok kolay geldi. F. R. Atay
-
Aşırı bir biçimde
Örnek:
Sanırım ki anamı daha çok severim. M. Ş. Esendal
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro.
-
Much. many. very. big. plenty. plentiful. good. fair. like hell. deadly. heavy. abounding. abundant. affluent. ample. countless. dead. exuberant. hearty. hell of. helluva. innumerable. lavish. multitudinous. numerous. piping. plenteous. precious. pro. awfully. badly. considerably. copious. dearly. dreadfully. eminently. enormously. exceedingly. excess. extreme. extremely. far. full. greatly. hard. heartily. highly. hugely. immensely. jolly. large. lot. madly. manifold. most. multiple. myriad. positively. power. profoundly. profuse. rich. roaring. simply. so. soaking. sorely. stinking. substantially. such. terribly. terrifically. umpteen. uncommonly. unduly. unusually. vast. vastly. whacking. wildly.
-
Many. much. very. too. too much. too many. awfully. bountiful. copious. devilish. downright. dreadfully. galore. good. great. handsome. highly. infinite. large. lavish. like blazes. multitudinous. numerous. perfectly. plentiful. a power of. profuse. profu.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|