|
çayır keneleri
-
Doğal yaşama yeri otlak olup, konakçıya oradan bulaşan ve üstten bakılınca ağız parçaları görülen, sert yapıda keneler familyası; otlak keneleri, kır keneleri.
-
Hard ticks
-
Schildzecken
-
Ixodidés
-
Ixodidae
-
Üzerinde gür ot biten düz ve nemli yer
Örnek:
Çocukların neşesi birdenbire sönmüş, çayıra bir eski mezarlık sükûtu çökmüştü. R. N. Güntekin
-
Böyle yerde biten otlar.
-
Özellikle ılıman kuşakta yaygın olan, bozkırlara göre daha nemcil, yeşilliği daha sürekli ve kimi kez ağaçla karışık otsu bitkisel örtü ve bu örtünün oluşturduğu doğal bölge.
-
Lawn.
-
Field. grass. green. meadow. pasturage. pasture. pasture grass.
-
Feeding ground. grass. meadow. pasture. fresh fodder. paddock. lawn. turf. grass plot. green grass. hay. meadow land. lea. field. hay field. verdure.
-
Prairie
-
Prairie
-
Koyun, köpek, at vb. hayvanların veya insanların derisinde asalak olarak yaşayan, bulaşıcı hastalıklara sebep olan böceklerin genel adı, sakırga.
-
Eklem bacaklı hayvanlardan, örümceğimsiler (Arachnoidea) sınıfının,keneler (Acarina) takımından, erginleri koyun, köpek vb. üzerinde, kan emerek asalak yaşayan, 4 mm. kadar boyda olan dişisi kan emdikten sonra 12 mm. kadar şişebilen, gözleri bulunmayan bir tür. Akar.
-
İnsan ve hayvanlara saldırarak, kan emici, ağılayıcı, sokup sömürücü özelliklerinden başka, çeşitli hastalıklar bulaştırmasıyle de suçlu görülen örümceğimsi eklembacaklıların genel adı; sakırga, kırışak, yavsı.
-
Tick. wood tick. acarid. hawk moth.
-
Mite. tick. acarid.
-
Blood sucking insect like tick. mite.
-
Tick
-
Zecke
-
Tique
-
Ixodes ricinus
-
Doğada olan, doğada bulunan.
-
Doğada rastlandığı gibi, doğaya uygun olan, doğa güçlerine, kurallarına uyan, tabii, natürel.
-
Kendiliğinden olan, insan eliyle yapılmamış, yapay karşıtı.
-
Yapmacık olmayan.
-
Olağan, alışılmış, her zamanki gibi olan, beklenildiği gibi.
-
Sağduyuya, mantığa, olağan düzene uygun olan.
-
Katıksız, saf.
-
Doğanın kendi düzeni içinde oluşan; yapay olarak hezırlanmamış olan.
-
1. Bir maddenin normal yapısını muhafaza etmesi. 2. Bir proteinin ya da nükleik asidin normal yapısında olması.
-
Natural. inherent. innate. artless. connatural. easy. free. inartificial. inborn. inbred. indigenous. ingenuous. native. spontaneous. unaffected. unschooled. unsophisticated. unstudied.
-
Natural. inherent. innate. artless. connatural. easy. free. inartificial. inborn. inbred. indigenous. ingenuous. native. spontaneous. unaffected. unschooled. unsophisticated. unstudied. rude.
-
Natural.
-
Native, indigenous
-
Natural
-
Einheimisch
-
Natürlich
-
Indigène
-
Naturel
-
Yaşamak işi
Örnek:
Nasıl yaşamayı bırakmak nasıl / Bir memleket mi bu, bir elbise mi ki? F. H. Dağlarca
-
Living. survival.
-
Living.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|