şeyi
-
Birbirinin aynı olan veya birbirine çok benzeyen iki şeyden her biri, benzer
Örnek:
Çorabın öbür eşini yerden almak için sol ayağını uzatıyordun. Ö. Seyfettin
-
Karı kocadan her biri, hayat arkadaşı, refik, refika
Örnek:
Kadın diye eşini bellemiş, dürüst, aile babası bir adamdır. Z. Selimoğlu
-
Birlikte yaşayan dişi ve erkek hayvandan her biri.
-
İkişer kişilik gruplarla oynanan oyunlarda, ortak oynayan iki kişiden her birinin öbürüne göre durumu, partner.
-
Kuma, ortak.
-
Arkadaş.
-
Etene.
-
Nesne ile ilgili, nesneye ilişkin, öznel karşıtı.
-
Gerçeğe varmak amacıyla, taraf tutmadan inceleme yapan, hüküm veren, afaki, objektif.
-
Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan, objektif.
-
1-Nesneye ilişkin olan. 2- Nesne ile uyuşan, nesne ile uyum içinde olan. 3- Bireyin kişisel görüşünden bağımsız olan. 4- Genel geçer olan, her düşünce için geçerli olan. 5- Bireyüstü olan, örneğinnesnel tin: a. Bireyleri aşan, ama aynı zamanda onları birleştiren tinsel yaşam alanı (sanat, bilim, ahlâk, hukuk), b. Tinin, öznenin dışına çıkan ürünleri, yapıtları, kuruluşları.
-
Objective. practical. (sadece ingilizce sonuçlar)
-
Objective. objective objektif.
-
Objective. clinical. cold. quaesitum.
-
Objective
-
Objectif
BİS
Başında, içinde, sonunda "şeyi" geçen kayıtlar (hepsine bakın)