|
şeyhin kerameti kendinden menkul
-
Büyük işler gördüğünü söyleyen birinin sözüne inanılmadığını anlatmak için söylenir.
-
Ermiş kimselerin gösterdiklerine inanılan, doğaüstü, şaşkınlık uyandırıcı durum
Örnek:
Babamın, mucize ve keramet kıssaları olarak bize anlattığı şeyler bu çeşit gülünç ve çocukça masallardı. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Olağanüstü durum.
-
Keramet sayılabilecek nitelikte olan şey
-
1. Bağış. 2. Ağırlama, ikram. 3. Ermişçe yapılan iş, hareket ya da söz
-
Miracle. oracle.
-
Miracle. miraculous deed.
-
Miracle worked by God through a person. the God-given power of working miracles. miracle. wonder.
-
Kendi aklından, kendi kendine
Örnek:
Biliyor da mı söylüyor, yoksa kendinden mi uyduruyor? M. Ş. Esendal
-
[Kendi] [kendi] n. self
-
Bir yerden bir yere taşınabilen (mal).
-
Ağızdan ağıza geçerek gelmiş, söylenegelmiş
Örnek:
Kerameti kendinden menkul şeyhler gibi bu armağanlar onların eksik olan kabiliyetlerinin bir çeşit icazeti oluyor. H. Taner
-
Bir yerden bir yere taşınabilen mal, taşınır, taşınabilir.
-
Taşınır.
-
Movable.
-
Movable. personal. portable. conveyable taşınır.
-
Movable. postable. conveyable. transferable. which has been handed down by word of mouth. transportable. narrated.
-
Boyutları, benzerlerinden daha fazla olan (somut nesne), küçük karşıtı
Örnek:
Büyük ağaçların altında, gazinoya doğru gidiyoruz. Y. Z. Ortaç
-
Çok, ortalamayı aşan (soyut kavram)
Örnek:
Büyük bir cevap sıkıntısı geçirdikten sonra itiraf etti. P. Safa
-
Niceliği çok olan
Örnek:
Benim büyük kalabalıklara karşı ürkekliğim vardır. R. N. Güntekin
-
Üstün niteliği olan
Örnek:
Molière büyük adammış, yeryüzüne gelmiş kişilerin en büyüklerinden biri. N. Ataç
-
Yetişkin, belli bir yaşa gelmiş
Örnek:
Büyüklerin yanında sesim çıkmazdı. S. F. Abasıyanık
-
Önemli
Örnek:
Ömrünün tek ve büyük oyunu bitmişti. T. Buğra
-
Big. large. wide. grand. enormous. great. almighty. long. high. major. maxi. elder. older. ample. bulky. capacious. capital. cyclopean. no end. no end of. exalted. extended. handsome. healthy. keen. large-scale. magniloquent. mighty. precious. rousin.
-
Ample. big. bulky. colossal. considerable. crying. dire. edifice. expansive. extensive. grand. great. huge. large. legend. major. massive. prize. redoubtable. stupendous. substantial. sumptuous. tremendous. untold. voluminous. walloping. widely.
-
Major. big. great. large. old. senior. grand. wide. huge. giant. full grown. capital. cyclopean. macro. mega. coarse. outsized. adult. jumbo. monumental. mammoth. large-scale. mighty. main. large-size. heavy. vast. acute. ample. blockbuster. considerable.
-
Nicem düzeneğinde, bir yöneye uygulanınca başka bir yöney veren matematiksel nesne.
-
Operator
-
Opérateur
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|