|
şevke gelmek
-
İsteği, hevesi artmak; neşelenmek.
-
To become eager
-
Bir yere gitmek, ulaşmak, varmak
Örnek:
Gurbetten gelmişim yorgunum, hancı. B. S. Erdoğan
-
Geriye dönmek
-
Oturmaya, ziyarete gitmek.
-
İsabet etmek.
-
Varmak, ulaşmak.
-
Varlığını sürdürmek, yaşamak, intikal etmek.
-
Ortaya çıkmak, doğmak.
-
Belli bir süre dolmak
Örnek:
Vakit kuşluğu aşmış, öğleye geliyordu. N. Cumalı
-
Arrive. come to. come. attain. carry over. come up to. fall on. get. pull. roll up. set. stem.
-
To come. to appear. to seem. to suit. to come around to. to cost. accrue. draw in. draw in / into. fetch up. get. originate. pull. reach. spring. turn up.
-
Weigh, scale in, turn the scale at, go to scale at, scale out
-
Go on
-
Put in
-
Weigh
-
Halı ve kilim dokunurken kullanılan demir tarak. (-Amasya; Baykara *Selim -Kars)
-
Büyük heybe.
-
Çoğalmak.
-
Harcandıktan sonra bir miktar geri kalmak.
-
Değeri yükselmek, fazlalaşmak.
-
İncrease. augment. go up. rise. scale up. be left. be left over. accrete. accrue. advance. ascend. deepen. harden. heighten. mount up. remain. soar. step up. swell. wax.
-
Augment. develop. escalate. grow. increase. proliferate. to increase. to go up. to augment. to mount. to remain. to be left over.
-
Accrue.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|