|
şevk vermek
-
İstek, heves
Örnek:
Bütün gençlik heyecanlarımızın, şevklerimizin, çabalarımızın mesnedi olan ve adına Atatürk ilkeleri dediğimiz inançlar... Y. K. Karaosmanoğlu
-
Sevinç, neşe
-
Desire. enthusiasm. eagerness. spirit. spiritedness. animation. ardor. ardour. elan. fervency. fervor. fervour. glow. mettle. verve.
-
Eagerness. enthusiasm. fervor. animation. ardour. fervour. glow. heart. impulsion. pep. zeal.
-
Üzerinde, elinde veya yakınında olan bir şeyi birisine eriştirmek, iletmek
Örnek:
Okumadığım zaman tavukların bahçesindeyim, yemlerini ben veririm. Ö. Seyfettin
-
Bırakmak veya bağışlamak
Örnek:
Hırsımdan bazılarına bedava verdim, alın götürün, diye bağırdım. H. C. Yalçın
-
Ondan bilmek, atfetmek
-
Düşünce veya bilgi anlatan şeyleri başkalarına iletmek, bildirmek
-
Döndürmek, çevirmek, yöneltmek
Örnek:
Arabanın burnunu, en tenha kahvelerden birinin önünde, rıhtıma verdiler. A. İlhan
-
Herhangi bir duruma yol açmak
Örnek:
Kendilerine iyi bir çalışma fırsatı verdim. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Eğlenceli toplantı düzenlemek, konuk çağırıp ağırlamak.
-
Topluluk önünde sanatını göstermek, icra etmek.
-
Accord. allow. assign. bear. bestow. bring in. cede. come across with. confer. contribute. dedicate. deliver. deliver up. dispose of. distribute. donate. endow. extend. furnish. give. give away. give in. grant. hand. hand in. hand out. hand over. imp.
-
Administer. assign. attribute. award. bestow. cede. concede. consign. deal. devote. dispense. distribute. emit. extend. furnish. give. grant. impart. lend. pass. present. provide. supply. treat. vest. to give. to hand. to pass. to give sth away. to concede. to deliver. to give in. to hand sth in. to provide. to furnish. to dispense. to present. to yield. to bear. to afford. to apply. to bend. to donate. to bestow. to grant. to assign. to devote. to sel. to pay. to sell. to offer. to attribute. just.
-
To give sth to. to hand sth to. to bequeath / to leave sth to. to vie in marriage. to produce. to yield. to hold. to give. administer. afford. ascribe. attach. bestow. blossom. concede. confer. consign. dedicate. defray. deliv.
-
Bring
-
İnsert
-
Produce
-
Adjudge
-
Award
-
Adduce
-
Throw
-
Charter
-
Place
-
Birinde bir şey yapma isteğini uyandırmak, özendirmek, teşvik etmek.
-
To encourage. to motivate.
-
Bir şeye duyulan eğilim, arzu, şevk
Örnek:
Yanıma yaklaşan gölge, o eski şarkıyı gerçek bir istekle tekrarlıyordu. Ç. Altan
-
Yerine getirilmesi başkasından istenilen şey, talep.
-
İstek ve niyet kavramı veren isteme kipi.
-
Belirli bir gereksinimi karşılayacağı düşünülen nesne veya duruma karşı duyulan özlem, arzu.
-
İrâde. ~ açığa vurması: irâde izhârı. ~ açıklaması: irâde beyânı, ~ koşulu: irâdî şart.
-
Will. desire. want. wish. request. claim. mind. adjuration. alacrity. appetite. aspiration. avidity. bent. demand. device. devoutness. disposition. earnestness. enthusiasm. grace. hunger. instance. intentness. pleasure. propensity. readiness. relish.
-
Ambition. appetite. ardour. aspiration. calling. claim. demand. desire. disposition. fancy. market. relish. request. run. rush. sale. stomach. want. will. wish. zeal.
-
Request. appetite. aida. anxiety. bidding. cry. demand. desire. disposition. eagerness. exigency exigence. inclination. itch. lyrical. mind. pretension. requisition. stomach. want. will. wish. zeal.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|