|
şekil
-
Biçim
-
Bir konuyu açıklamaya yarayan resim veya çizim.
-
Davranış biçimi, tutum, yol, tarz.
-
Bir kavramın, düşüncenin, olayın veya işin değişik oluş biçimi
Örnek:
Yalnızlığın şekilleri vardır, kimsesiz bir yerde yalnızlık, sosyete ve kalabalık içinde yalnızlık. R. N. Güntekin
-
Toplumsal bir bütünün kuruluş biçimi.
-
Olma biçimi, durum, hâl.
-
Anlatım biçimi
Örnek:
Ne yapıp yapmış, bu havai konuşmayı röportaj şekline sokmuştu. Y. K. Karaosmanoğlu
-
Biçim.
-
Bk. biçim
-
Form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-.
-
Form. shape. figure. contour. face. image. modality. mold. mould. semblance. turn. wise. morpho-. configuration. line. outline.
-
Adjective. figure. shape. form. way. kind. sort. variety. condition. state. aspect. formation. frame. picture. mould. modality. structure. king. projection. geometrical. configuration. conformation. contour. cut. diagram. fashion. image. line. make. manne.
-
Biçme işi.
-
Bir nesnenin dış çizgileri bakımından niteliği, dıştan görünüşü, şekil, eşkal
Örnek:
İtalya elçiliği bugüne değin ilk biçimini korumuştur. S. Birsel
-
Yakışık alan şekil, uygun şekil
Örnek:
Söylediklerimden çok, söyleyiş biçimi etkili oluyor kalabalığın üstünde. A. İlhan
-
Herhangi bir şeyin benzeri.
-
Sanat ve edebiyat eserlerinde dış görünüş, form.
-
Tarz
Örnek:
İngiliz biçimi ceketler, sıcak iklimler için yapılmış kısa pantolonlar. F. R. Atay
-
Yazı ve simgelerin bilgisayarda kullanılmaya elverişli düzeni, format.
-
Bilgisayarda disketi kullanılabilir duruma getirme.
-
Disketi zararlı ögelerden temizleme.
-
Dış görünüş; bir cismin yapısını ortaya koyan çevre çizgilerinin bütünlüğü.
-
Form. shape. style. cast. configuration. conformation. face. fashion. figuration. format. genre. guise. make. mode. semblance. morpho-.
-
Bathos. configuration. fashion. figure. form. format. make. manner. mode. semblance. shape. strain. stripe.
-
Format. form. manner. shape. way. well-proportioned form. conformation. cut. fashion. figure. make. method. model. stripe. turn. turn of phrase.
-
Form
-
Form
-
Forme
-
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
Örnek:
Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı. T. Buğra
-
Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat
-
Fotoğraf
-
Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç
-
Tören.
-
1. Film üzerinde çerçeve içinde yer alan fotoğraflardan her biri
-
Bir canlıresim için çizilenresimlerin her biri. TV
-
Almaç görüntülüğünde, görüntülüğün üst satırdan alt satıra değin taranması sonunda oluşan görüntü
-
İzleyicinin almaç görüntülüğünde gördüğü, izlediği görüntünün en ufak birimi.
-
Bk. görüntü
-
Öğrencilere gözlem, izlenim ve imgelemleri ile duygu ve tasarımlarınıresimle anlatabilme bilgi, beceri ve yetisini kazandırmak; sanat yapıtlarını değerlendirmek için gerekli ölçüleri kavramaları konusunda onlara yardımcı olmak; boş zamanlarını yararlı biçimde geçirmelerini sağlayacak güzel bir uğraşı alanını sevdirmek amacıyla türlü okul programlarında yer alan ders.
-
1. picture, frame, image, photographie image, film image, single frame, 2. cartoon, drawing, 3-4. television picture (image)
-
Picture. pictorial. picture. figure. drawing. painting. photo. image. illustration. tableau. tablature. dues. tax. effigy. likeness.
-
Drawing. illustration. pattern. picture. valentine. photograph. design. painting. photo fotoğraf. due. tax. toll.
-
Duty. picture. drawing. painting. fresco. mosaic. print. art of drawing or painting pictures. impost. ceremony. image. plan. figure. chart. drafting. plotting. design. draught. graphic. plate. aspect. device. tableau. due. levy. rate. charge. fee. excise.
-
Drawing
-
1. Bild, Filmbild, Einzelbild, Vollbild, Aufnahme, 2. Zeichnung, "Cartoon", 3-4. Fernsehbild
-
1. photogramms, vue, cadre, image, 2. dessin, "cartoon", 3. image de télévision
-
Çizme işi.
-
Çizilerek oluşturulmuş biçim.
-
Bir şeklin belli bir kurala göre cetvel ve pergel yardımıyla çizilmesi işi.
-
(Resim) Kurşunkalem, çini mürekkebi, kömür kalem ya da boya ile yapılmış çizgi resim.
-
Drawing. construction. illustration. picture. technical drawing. ichno-.
-
Chart. drawing. construction.
-
Artwork. drawing. design. design work.
-
Drawing
-
Dessin
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|