|
şaka etmek
-
Bir kimseye şaka yollu takılmak.
-
Chaff
-
Güldürmek, eğlendirmek amacıyla karşısındakini kırmadan yapılan hareket veya söylenen söz, latife
Örnek:
İmamın şakasına ben de şaka ile mukabele ettim. R. N. Güntekin
-
Joke. monkeyshiness. fun. pleasantry. jest. badinage. banter. chaff. drollery. game. hell. humor. humour. josh. lark. quiz. sport. waggery. waggishness. wisecrack. witticism.
-
Gag. jest. joke. lark. play. prank. skit.
-
Gag. jest. joke. chaff. crack. fun. giggle. hoax. jape. lark. leg pull. persiflage. play. rib tickler. spoof. wheeze. wisecrack. witticism.
-
Bir işi yapmak
Örnek:
Şemsi, sıra düştükçe emlak komisyonculuğu ediyordu. H. Taner
-
Bir durumu ortaya çıkarmak.
-
"İyi, kötü" zarflarıyla birlikte davranmak.
-
Bulmak, erişmek
Örnek:
Hemşerileri gelir, kemençe gibi bir çalgıyla sabahı ederlerdi. R. H. Karay
-
Birini bir şeyden yoksun bırakmak.
-
Vermek.
-
Eşit değer kazanmak.
-
Herhangi bir değerde olmak
Örnek:
Kira dâhil olduğu hâlde aylık masrafımız tam beş lira ediyordu. Ö. Seyfettin
-
Do. make. get. add up to. cost. have. pay. practice. practise. render. send. subject. take. tender.
-
Cost. do. misbehave. put. render. send. total. to do. to make. to render. to cost. to amount to. to total. to be worth. make.
-
To do. to make. to amount to. to be worth. to deprive of. to soil or wet (with feces or urine. amount. execute. pay. ply. to cost roughly.
-
Step
-
Say
-
Total
-
Aggregate
-
Yolu herhangi bir nitelikte olan.
-
Çizgili
Örnek:
Sandığın altında, mor yollu beyaz bir iplik çul seriliydi. O. Kemal
-
Hızlı giden (taşıt).
-
Kuralına uygun.
-
Herhangi bir nitelikte, biçimde
Örnek:
İlk teklifimde direnir yollu konuşmaya başladım. F. R. Atay
-
Kolayca elde edilen kadın.
-
Stripy. having roads. striped. loose. slut. slag.
-
Barred. high speed. streaky. striated. striped. stripy.
-
Takma işi yapılmak
Örnek:
Kendisine bu ad takılmış, takıldığı gibi de kalmıştır. M. Ş. Esendal
-
Denge bozulacak bir biçimde bir yere dokunup aksaklık ortaya çıkmak
Örnek:
Önünü çok iyi göremeyen hayvanın ayağı bir taşa takıldı. O. C. Kaygılı
-
Bir yerde bir süre kalmak
Örnek:
İğne bir müddetten beri plağın bozuk yerine takılmış, ha babam ha, bir melodiyi tekrar edip duruyordu. H. Taner
-
Olumsuz veya aksayan, eksik bir yanını görerek üstünde durmak
Örnek:
Bu soru kafasına takıldıkça gülüşü mide spazmı geçirir gibi oluyordu. T. Buğra
-
Kızdırmak, üzmek, şaşırtmak amacıyla şaka yollu konuşmak
Örnek:
İstasyon memuru onun şehre seyrek indiğini bildiğinden her seferinde takılır. H. Taner
-
Karşı cins ile ilişki kurmayı veya arkadaş olmayı istemek.
-
1. Sataşmak, söz atmak. 2. Rolünü şaşırmak, duraksamak, unutmak.
-
Pull smb.'s leg. be attached. be affixed. catch. hook. hang out. stick. stick around. chip. tease. banter. kid. chaff. guy. haunt. impose oneself on. jam. jam in. jolly. josh. lark. lark about. lark around. lock. lock on. rally. rib. rot. snag. sport.
-
Catch. consort. dabble. jest. joke. kid. lodge. rally. rib. tag. tease. trip. to be tangled up. to attach oneself to a person. to annoy with ridicule. to deride. banter. to be attached. to be fastened. to get caught. to catch. to banter. to chaff. to josh. to tease. to jest. to joke. to kid. to hang out. to frequent. to haunt. to go round with sb. to go about with sb. to hobnob. to consort. to dabble.
-
To be fastened to. to be attached to. to be affixed to. to be put on. to be pinned to. to be hung on. to tease. to kid plat.
-
Seize, seize up
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|