|
ısırgan gibi batmak
-
Nettle
-
Isırgangillerden, her tarafı sert tüylerle kaplı, tüyleri kırıldığında karınca asidi denilen çok kaşındırıcı bir madde çıkartan bir ot (Urtica)
Örnek:
Sanki bir ecza kutusu şu ısırgana benzeyen koyu yeşil ot. S. F. Abasıyanık
-
Isırgan otugiller (Urticaceae) familyasından, yakıcı tüyler taşıyan bir ya da çok yıllık otsu bitkiler.
-
Nettle.
-
Nettle
-
Ortie
-
Urtica
-
...-E benzer
Örnek:
İn cin, uyanmadan denizin üstü boş gibidir. H. Taner
-
O anda, tam o sırada, hemen arkasından.
-
İmişçesine, benzer biçimde
Örnek:
Bu sade dekor, ölümün manzarasını ulvi bir tablo gibi güzelleştirmiştir. O. S. Orhon
-
...-E yakışır biçimde.
-
Like. like. as. kind of. something like. fashion. like. such as. as. like. wise.
-
As. so as. like. such. as. such as. as if. as though. kind of. about. around.
-
Like. almost. as. such as. parkinson's law.
-
Çivi, pin, saplama
-
Erkek kedi.
-
Çivi, cıvata, pim
-
Bir sıvının üstündeyken içine gömülmek
Örnek:
Sonra hani bir gemimiz batmıştı. S. F. Abasıyanık
-
Dünyanın dönüşü dolayısıyla güneş, ay ve yıldız ufkun altına inmek
Örnek:
Güneş renksiz bulutlar altında batıyordu. Ö. Seyfettin
-
İflas etmek.
-
Kirlenmek.
-
Saplanmak
Örnek:
Ayağına yolda diken batmıştı. O. C. Kaygılı
-
Tedirgin etmemesi gereken şeyler tedirgin etmek.
-
Hoşa gitmeyen bir duruma uğramak
-
Yok olmak.
-
Bir gökcisminin gözerimi altına inmesi eylemi.
-
Belly up. swim like a brick. go over the cliff. be in carey street. go to rack and ruin. sink. submerge. set. go bankrupt. break. burst up. cave. crash. decline. dip. fail. founder. go down. gravitate. hang. plunge. slide into. be swamped with. go un.
-
Fold. founder. lapse. prick. set. sink. smash. submerge. wane. to sink. to submerge. to founder. to go down. to go under. to set. to go bankrupt. to go bust iflas etmek. to prick. to get dirty. to hurt. to offend. to be ruined. to disturb.
-
To sink. to be plunged into. to be soiled with. to set. to disappear altogether. to be lost. to go bankrupt. to penetrate. to become ingrown. to go to the bottom. dip. dive. fall away. founder. make shipwreck. to go phut. prickle. to.
-
Set
-
Se coucger
-
Isırgan, bot
-
Isırgan gibi batmak, kızdırmak, sinir etmek
-
Ön, arka, sağ, sol, üst, alt vb. yanların her biri
Örnek:
Dört tarafı kesme billur kapaklı bir eski saat... R. H. Karay
-
Yön, yan, doğrultu
Örnek:
Deniz tarafındaki çayırdan bir sürü koyun geçiyor. M. Ş. Esendal
-
Yöre, yer
Örnek:
Üsküdar tarafındaki evlerin camları kor gibi parlıyordu. H. Taner
-
İstekleri, düşünceleri karşıt olan iki kişiden veya iki topluluktan her biri.
-
Bir kişinin soyundan gelenlerin hepsi.
-
Bir şeyin belli bölümü, kısmı.
-
Yan.
-
Side. part. end. party. hand. way. contractor. facet.
-
Behalf. part. side. way. aspect. direction. district. edge. border. party.
-
Part. side. portion. area. region. direction. party. aspect. behalf. facet. hand. quarter. way.
-
Member
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|