ışkırlak
-
Karagöz'ün başlığı
Örnek:
Tuhaf bir sepete benzeyen ışkırlağı, kısa şalvarı, saltası, tokalı pabucu ile bu adam bildiğimiz Karagöz'dü. F. R. Atay
-
Karagöz'ün serpuşu. Bu, oynak, eklemli, bir hareketle geriye ya da ileriye düşen, böylece Karagöz'ün çıplak başını açan ve örten biçimde yapılmıştır. Ortaoyunu'ndaki «kavuk devirme» ile ilintisi vardır.
-
Kımıldayan, yerinde sağlam durmayan, hareketli
-
Hareket, canlılık veren.
-
Değişken, kararsız.
-
Davranışları ağırbaşlı olmayan (kadın veya kız)
Örnek:
Bu, otuz yaşlarında çenebaz ve oynak bir duldu. R. N. Güntekin
-
Bükülüp doğrulmaya elverişli olan (eklem)
Örnek:
Bütün vücudunda, damarlarında, kemiklerinin oynak yerlerinde, etlerinde bir sızı, bir gevşeklik... P. Safa
-
Frisky. (sadece ingilizce sonuçlar)
-
Frisky. mobile. moving. skittish. wonky. playing. unstable. unreliable. playful. fickle. lively. active. flirtatious. wobbly. joint. articulation.
-
Mobile. lively. frisky. active. flickering. wavering. vacillating. irresolute. frivolous but charming. loose. joint.
BİS
Başında, içinde, sonunda "ışkırlak" geçen kayıtlar (hepsine bakın)