|
üstü kapalı
-
Açık ve kesin olmayan
Örnek:
Onu yumuşatacağına, daha fazla alaycı yaptı; oldukça üstü kapalı bir sesle... H. E. Adıvar
-
Vague.
-
Crypto -. disguised.
-
Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, fevk, alt karşıtı
Örnek:
Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor. H. E. Adıvar
-
Bir şeyin görülen yanı, yüzü
Örnek:
Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu. M. Ş. Esendal
-
Bir şeyin dış yüzü, yüzey
Örnek:
Ağzında lokmayı birdenbire yutmaya kıyamıyor, dilinin üstünde gezdiriyordu. Ö. Seyfettin
-
Giyecek, giysi.
-
Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk.
-
Vücut, beden.
-
Artan, geriye kalan bölüm
Örnek:
Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz. A. Ş. Hisar
-
İlgilenilen, üzerinde durulan konu.
-
Bir niceliğin sağüst köşesine, kaçıncı kuvvete yükseltileceğini göstermek için yazılan sayı.
-
Covering. surface. high. senior. superior. top. upper. senior. superior. top.
-
Superior. top. upper.
-
Parent. powers. upper. exponent. top. face. immediate manager. immediate superior. superordinate.
-
Exponent
-
Exponent
-
Exposant
-
Kapanmış olan, açılmamış, mestur, açık karşıtı.
-
Geçilmez durumda olan.
-
Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).
-
Başı örtülü (kadın).
-
Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem.
-
Gizli, saklı.
-
Açık olmayan (giyecek)
Örnek:
Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti. N. Cumalı
-
Bulutlu, karanlık (hava)
-
Closed. shut. covered. enclosed. sealed. unopened. indoor. cloudy. grey. gray. backhanded. cloistered. close. impenetrable. muggy. murky. off. overcast. privy. sable. secluded. skyless. sullen. cloudyly. off.
-
Close. closed. cryptic. implicit. nebulous. obscure. off. overcast.
-
Off. closed. shut. covered. roofed. who keeps her head covered. indirect. oblique. secret. overcast. blocked. close. heavy. hidden. recondite. secluded. stuffy.
-
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
Örnek:
Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
-
Engelsiz.
-
Örtüsüz, çıplak.
-
Boş.
-
Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
-
Aralığı çok.
-
Çalışır durumda olan
Örnek:
Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
-
Kolay anlaşılır, vazıh
Örnek:
Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
-
1. Gelirin gideri karşılamaması durumu. 2. bk. gedik
-
1) sarîh. 2 ) alenî.
-
Bk. açılma
-
Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
-
Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
-
On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
-
Deficit
-
Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu
Örnek:
Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu, tersine söylemek gelir içimden. N. Ataç
-
Kesinlikle.
-
Kat'Î. ~ hesap: hesâb-ı kat'î. ~ yargı: kaziyye-i muhkeme.
-
Definitive. definite. absolute. certain. decisive. final. irrevocable. accurate. assertive. categorical. clean-cut. clear-cut. conclusive. sure as death. decided. declared. determined. dogmatic. downright. exact. express. extreme. firm. flat. frozen.
-
Absolute. accurate. bound. categorical. certain. conclusive. concrete. crucial. decisive. definite. definitive. direct. doubtless. exact. express. final. flat. immutable. implicit. incontrovertible. indisputable. indubitable. mathematical. outright. positive. precise. safe. secure. specific. square. sure. tangible. truthful. undeniable. undoubted.
-
Definite. certain. final. absolute. express appropriation. bliss. categorical. for certain. clean- cut. clear. conclusive. crisp. crucial. decided. decisive. definitive. determinate. direct. distinct. downright. drastic. emphatic. exact. explicit. express.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|