Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > üstü kapalı nedir, üstü kapalı ne demek, üstü kapalıın anlamı, ingilizcesi (üstü kapalı nnd)

üstü kapalı nedir

Türkçe'yi seviyoruz ve birçok dil aracı geliştirerek destekliyoruz.






üstü kapalı

  1. Açık ve kesin olmayan
    Örnek: Onu yumuşatacağına, daha fazla alaycı yaptı; oldukça üstü kapalı bir sesle... H. E. Adıvar
  2. (en) Vague.
  3. (en) Crypto -. disguised.

üst (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin yukarı, göğe doğru olan yanı, fevk, alt karşıtı
    Örnek: Köyün üst tarafında, saman, taş ve yangın arasında, üstü sazlarla örtülmüş bir kulübenin önünde ateş yanıyor. H. E. Adıvar
  2. Bir şeyin görülen yanı, yüzü
    Örnek: Bu sefer taşın üstünden inip yere oturdu. M. Ş. Esendal
  3. Bir şeyin dış yüzü, yüzey
    Örnek: Ağzında lokmayı birdenbire yutmaya kıyamıyor, dilinin üstünde gezdiriyordu. Ö. Seyfettin
  4. Giyecek, giysi.
  5. Birine göre yüksek aşamada olan kimse, mafevk.
  6. Vücut, beden.
  7. Artan, geriye kalan bölüm
    Örnek: Bir liranın üstü olarak uşağın getirdiği yetmiş beş kuruşu masanın üstünden kaldırmaz. A. Ş. Hisar
  8. İlgilenilen, üzerinde durulan konu.
  9. Bir niceliğin sağüst köşesine, kaçıncı kuvvete yükseltileceğini göstermek için yazılan sayı.
  10. (en) Covering. surface. high. senior. superior. top. upper. senior. superior. top.
  11. (en) Superior. top. upper.
  12. (en) Parent. powers. upper. exponent. top. face. immediate manager. immediate superior. superordinate.
  13. (en) Exponent
  14. (al) Exponent
  15. (fr) Exposant

kapalı (nedir ne demek)

  1. Kapanmış olan, açılmamış, mestur, açık karşıtı.
  2. Geçilmez durumda olan.
  3. Çalışma süresi sona ermiş (iş yeri).
  4. Başı örtülü (kadın).
  5. Açık ve kesin söz kullanmadan söylenen, müphem.
  6. Gizli, saklı.
  7. Açık olmayan (giyecek)
    Örnek: Damalı bir eteklik, açık mavi, kapalı bir yün kazak giymişti. N. Cumalı
  8. Bulutlu, karanlık (hava)
  9. (en) Closed. shut. covered. enclosed. sealed. unopened. indoor. cloudy. grey. gray. backhanded. cloistered. close. impenetrable. muggy. murky. off. overcast. privy. sable. secluded. skyless. sullen. cloudyly. off.
  10. (en) Close. closed. cryptic. implicit. nebulous. obscure. off. overcast.
  11. (en) Off. closed. shut. covered. roofed. who keeps her head covered. indirect. oblique. secret. overcast. blocked. close. heavy. hidden. recondite. secluded. stuffy.

açık (nedir ne demek)

  1. Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı
    Örnek: Açık pencerenin önünde denize karşı saatlerce dertleştik. R. N. Güntekin
  2. Engelsiz.
  3. Örtüsüz, çıplak.
  4. Boş.
  5. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal.
  6. Aralığı çok.
  7. Çalışır durumda olan
    Örnek: Bazı dükkânları açık olan caddeden sola saptılar. Ö. Seyfettin
  8. Kolay anlaşılır, vazıh
    Örnek: Açık konuşma zamanının artık geldiğine kani idim. R. N. Güntekin
  9. 1. Gelirin gideri karşılamaması durumu. 2. bk. gedik
  10. 1) sarîh. 2 ) alenî.
  11. Bk. açılma
  12. (en) Open. uncovered. wide-open. visible. apparent. obvious. bare. clear. unclouded. cloudless. definite. exposed. blank. aboveground. articulate. avowed. broad. candid. categorical. clean-cut. clear-cut. confessed. crystal. decided. declared. decollete.
  13. (en) Apparent. blunt. broad. clear. concrete. confessed. debit. decided. definite. demonstrable. distinct. evident. explicit. fine. forthright. graphic. intelligible. manifest. on. open. outstretched. overt. patent. picturesque. plain. shortage. shortfall. signal. specific. square. transparent. unequivocal. unreserved. vacant. weak.
  14. (en) On. open. deficit. offing. vacancy. uncovered. free. exposed to. vacant. unoccupied. blank. deficient. frank. clear. explicit. plain. distinct. light. indecent. obscene. saucy. frankly. closely. apparent. absolute assignment. bald. bare. bl.
  15. (en) Deficit

kesin (nedir ne demek)

  1. Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu
    Örnek: Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu, tersine söylemek gelir içimden. N. Ataç
  2. Kesinlikle.
  3. Kat'Î. ~ hesap: hesâb-ı kat'î. ~ yargı: kaziyye-i muhkeme.
  4. (en) Definitive. definite. absolute. certain. decisive. final. irrevocable. accurate. assertive. categorical. clean-cut. clear-cut. conclusive. sure as death. decided. declared. determined. dogmatic. downright. exact. express. extreme. firm. flat. frozen.
  5. (en) Absolute. accurate. bound. categorical. certain. conclusive. concrete. crucial. decisive. definite. definitive. direct. doubtless. exact. express. final. flat. immutable. implicit. incontrovertible. indisputable. indubitable. mathematical. outright. positive. precise. safe. secure. specific. square. sure. tangible. truthful. undeniable. undoubted.
  6. (en) Definite. certain. final. absolute. express appropriation. bliss. categorical. for certain. clean- cut. clear. conclusive. crisp. crucial. decided. decisive. definitive. determinate. direct. distinct. downright. drastic. emphatic. exact. explicit. express.

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Sözlük