Yazar Ol - Yazar Girişi
NND Sözlük
Ana Sayfa > üretim yeri imi nedir, üretim yeri imi ne demek (üretim yeri imi nnd)

üretim yeri imi nedir, üretim yeri imi ne demek?

üretim yeri imi

  1. Bir malın, üretildiği yeri göstermek için kullanılan im.
  2. (en) Sign of producing origin.
  3. (fr) Signe de la production d'origine

üretim (nedir ne demek)

  1. İnsanların, toplumun varlığı ve gelişmesi için gerekli olan nesneleri sağlamak üzere, amaçlı etkinlikleriyle doğal çevrelerini değiştirmeleri, istihsal, tüketim karşıtı.
  2. Bu etkinlikler sonucu elde edilen nesneler.
  3. İnsanın topraktan, doğanın her türlü kaynak ve güçlerinden kendine yararlı ürünler elde etmesi, bunları işleyerek gereksinim duyduğu özdek ve nesneler durumuna koyması, çoğaltması işi.
  4. Mal ve hizmetleri bir dizi işlemden geçirerek biçim, zaman ve mekân boyutuyla faydalı hale getirmek veya faydalılıklarını artırmaya yönelik her türlü etkinlik.
  5. Çıkarma, elde etme, ürünün tüketiciye aktarılan kısmı, istihsal.
  6. (en) Production.
  7. (en) Manufacture.
  8. (en) Output.
  9. (en) Generation.
  10. (en) Outturn.
  11. (en) Procurement.
  12. (en) Turnout.
  13. (en) Making.
  14. (en) Business corporation.
  15. (en) Manufacturing.
  16. (en) Marginal analysis.
  17. (fr) Production

yeri (nedir ne demek)

  1. (en) Suff. orium.

yer   US UK (nedir ne demek)

  1. Bir şeyin, bir kimsenin kapladığı veya kaplayabileceği boşluk, mahal, mekân
    Örnek: İzinsiz bir yere gitmek ne haddime? M. Ş. Esendal
  2. Gezinilen, ayakla basılan taban
    Örnek: Ayıp bir şey gördü mü kulaklarına kadar kızarıyor, gözünü yerde bir noktaya dikip öylece kalakalıyordu. H. Taner
  3. Bulunulan, yaşanılan, oturulan şehir, kasaba, mahalle
  4. Durum, konum, vaziyet.
  5. Ülke, bölge.
  6. Görev, makam
    Örnek: Askerden gelirse bakalım bir yere yerleştirebilecek miyiz? M. Ş. Esendal
  7. Önem.
  8. Yerküre.
  9. Dışarıdaki çevirimlerin gerçekleştirildiği uzay.
  10. Bk. bölge
  11. (en) Terraneous.
  12. (en) Earth.
  13. (en) Premises.
  14. (en) Footing.
  15. (en) Whereabouts.
  16. (en) Glebe.
  17. (en) Ground.
  18. (en) Locale.
  19. (en) Locality.
  20. (en) Location.
  21. (en) Locus.
  22. (en) Mother earth.
  23. (en) Place.
  24. (en) Position.
  25. (en) Post.
  26. (en) Quarter.
  27. (en) Room.
  28. (en) Seat.
  29. (en) Site.
  30. (en) Situation.
  31. (en) Situs.
  32. (en) Slot.
  33. (en) Space.
  34. (en) Spot.
  35. (en) Stand.
  36. (en) Standing.
  37. (en) Station.
  38. (en) Stead.
  39. (en) Terrain.
  40. (en) Ubiety.
  41. (en) Landmark.
  42. (en) Point.
  43. (en) Floor space.
  44. (en) Land.
  45. (en) Lieu.
  46. (en) Spot of land.
  47. (en) World.
  48. (al) Aufnahmegelande, Aufnahmeort, Drehort, Schauplatz, Standort, Motiv, Originalmotiv
  49. (fr) Heu
  50. Önce, evvel (Eski Kullanım)

bölge (nedir ne demek)

  1. Sınırları idari, ekonomik birliğe, toprak, iklim ve bitki özelliklerinin benzerliğine veya üzerinde yaşayan insanların aynı soydan gelmiş olmalarına göre belirlenen toprak parçası, mıntıka
    Örnek: Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri, seçildikleri bölgeyi veya kendilerini seçenleri değil, bütün Milleti temsil ederler. Anayasa
  2. Vücut yüzeyinde sınırları belli herhangi bir bölüm, nahiye.
  3. Bir kentin, bilinçli bir belgeleme yöneltisinin sonucu olarak, işleyim, tarım, konut, yönetim, tecim vb. işlevleri için, düzentasarında ayrılmış alanlardan herbiri.
  4. Bir ülkenin, doğal özellikleri, nüfus yapısı, kaynakları, çıkarları açısından türdeşlik gösteren, bir bütün olarak tasarlanmasında yarar görülen bölümü.
  5. (en) Area.
  6. (en) Country.
  7. (en) Latitudes.
  8. (en) Parish.
  9. (en) Place.
  10. (en) Dispensation.
  11. (en) Clime.
  12. (en) Closet.
  13. (en) Denuclearize.
  14. (en) Region, zone.
  15. (en) Zone.
  16. (en) Region.
  17. (en) District.
  18. (en) Division.
  19. (en) Section.
  20. (en) Belt.
  21. (en) Circumscription.
  22. (en) Climate.
  23. (en) Corner.
  24. (en) Department.
  25. (en) Latitude.
  26. (en) Phase.
  27. (en) Precinct.
  28. (en) Quarter.
  29. (en) Sector.
  30. (en) Territory.
  31. (en) Tract.
  32. (en) Ward.
  33. (en) Parts.
  34. (en) Locale.
  35. (fr) Région, zone

im   US UK (nedir ne demek)

  1. İşaret.
  2. Alamet.
  3. Artı, eksi, kökiki (karekök) +,-,(...), gibi işlemleri belirleyen biçimsel yazım,
  4. Bir yayın dizgesinde bilgi taşıyan elektrik akımı ya da radyo dalgası.
  5. Nh kökünü ifade eden ön ek.
  6. Hlk. İlaç.
  7. (en) Signal.
  8. (en) Information Memorandum.
  9. (en) Information Model.
  10. (en) Intramuscular Injection An injection into a muscle Intramuscular injections hurt, but are absorbed faster Particularly good for glucagon injections when treating a bad hypo.
  11. (en) Slang for individual medley, an event in which the swimmer uses all four competitive strokes in the following order: butterfly, backstroke, breaststroke and freestyle Top.
  12. (en) Acronym for Information Management.
  13. (en) Intramuscular.
  14. (en) Information Management.
  15. (en) Information Management The way data is collected, analysed and the results disseminated and used Images Pictures represented on a computer screen, including X-rays.
  16. (en) Inner Marker.
  17. (en) Instant messaging is the ability to easily see whether a chosen friend or co-worker is connected to the Internet and, if they are, to exchange messages with them Instant messaging differs from ordinary e-mail in the immediacy of the message exchange and also makes a continued exchange simpler than sending e-mail back and forth Most exchanges are text-only However, some services allow attachments Independent Service Organization - A firm or organization that offers to process online credit card transactions, usually in exchange for transaction fees or a percentage of sales Merchants must generally establish a merchant account before contracting for ISO services, although some ISOs claim not to require separate merchant accounts See also factoring.
  18. (en) Abbreviation for Intramuscular.
  19. (en) At , in the.
  20. (en) Sign.
  21. (en) Mark.
  22. (en) Or Instant Message - IM - Technology similar to that of chat rooms, which notifies a user when a friend is online, allowing them to 'converse' by exchanging text messages.
  23. (en) Pharmaceutical abbreviation, intramuscular.
  24. (en) İntramuscular.
  25. (en) Slang for individual medley, an event in which the swimmer uses all four competitive strokes in the following order: butterfly, backstroke, breaststroke, and freestyle.
  26. (en) İnformation management.
  27. (en) See instant messaging.
  28. (en) Slang for individual medley, an event in which the swimmer uses all four competitive strokes in the following order: butterfly, backstroke, breaststroke and freestyle.
  29. (en) İntramuscularly; injected into the muscle.
  30. (en) Short for Instant Messenger, for people too thick to use irc.
  31. (en) İn the imitation: answering of a melody with the same melody in another instrument slightly later, as in a canon impressionism: trend in French art and music of the late nineteenth and early twentieth centuries that reflects the artist's impressions of natural phenomena incidental music: music heard between or during scenes of a dramatic work intermezzo: interlude interval: pitch distance between two notes inversion: melody played upside-down.
  32. (al) Signal
  33. (al) Zeiche
  34. (fr) Signal
  35. (fr) Signe

mal (nedir ne demek)

  1. Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
    Örnek: Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı. Ö. Seyfettin
  2. Büyükbaş hayvan
    Örnek: Boz atlar yağız değildi, artık; mallar erimiş, zayıflamıştı. N. Araz
  3. Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası, tüccar malı, emtia.
  4. Bayağı, aşağılık, kötü kimse
    Örnek: İyi bir mal olsa buraya gönderirler miydi? R. H. Karay
  5. Esrar.
  6. Orospu.
  7. İnsan gereksinimlerini doğrudan veya dolaylı olarak karşılama özelliğine sahip her türlü nesne.
  8. (en) Goods.
  9. (en) Effects.
  10. (en) Livestock.
  11. (en) Wares.
  12. (en) Prefix in composition denoting ill, or evil, male, ad, fr.
  13. (en) Chattel.
  14. (en) Riches.
  15. (en) In some words it has the form male-, as in malediction, malevolent.
  16. (en) See Malice.
  17. (en) Skydiver talk for Malfunction.
  18. (en) Prefix, bad, abnormal.
  19. (en) Niii: duty, obligation; obliged.
  20. (en) Malfunction.
  21. (en) William W Malandra, Introduction to Ancient Iranian Religion.
  22. (en) Minimum Analytical Limit.
  23. (en) Merchandise.
  24. (en) Property.
  25. (en) Possessions.
  26. (en) Holding.
  27. (en) Asset.
  28. (en) Chose.
  29. (en) Commodity.
  30. (en) Hereditament.
  31. (en) Ware.
  32. (en) Malus, bad, ill.
  33. (en) Wealth.
  34. (en) Possession.
  35. (en) Estate assets.
  36. (en) Scoundrel.
  37. (en) Bastard.
  38. (en) Piece article.
  39. (en) Manufactures.
  40. (en) Supplies.
  41. (en) Consignment.
  42. (en) Produce.
  43. (en) Farm stock.
  44. (en) Capital.
  45. (en) Goods and chatt.

göstermek (nedir ne demek)

  1. Görülmesini sağlamak, görmesine yol açmak.
  2. Birini veya bir şeyi işaretle belirtmek.
  3. Belirtmek, anlatmak.
  4. Bir şeyin etkisi altında tutulmak.
  5. Kanıtla inandırmak.
  6. Öğretmek, açıklamak.
  7. Yapmasını söylemek, görevlendirmek.
  8. Güzelliğini ortaya çıkarmak, temsil etmek
    Örnek: Bu seni ablandan daha şirin gösteriyor, emin ol! R. N. Güntekin
  9. Bir filmi gösterici yardımıyla görüntülük üzerine yansıtarak izlenmesini sağlamak; gösterimi gerçekleştirmek.
  10. (en) Exhibit, screen, show, project, present.
  11. (en) Show.
  12. (en) Point.
  13. (en) Evince.
  14. (en) Exemplify.
  15. (en) Express.
  16. (en) Present.
  17. (en) Promise.
  18. (en) Record.
  19. (en) To show.
  20. (en) To make sth visible.
  21. (en) To demonstrate.
  22. (en) To evidence.
  23. (en) To expose.
  24. (en) Run.
  25. (en) Adduce.
  26. (en) Speak.
  27. (en) İndicate.
  28. (en) Point out.
  29. (en) Display.
  30. (en) Exhibit.
  31. (en) Demonstrate.
  32. (en) Prove.
  33. (en) Put forth.
  34. (en) Teach.
  35. (en) Betoken.
  36. (en) Denote.
  37. (en) Depict.
  38. (en) Designate.
  39. (en) Disclose.
  40. (en) Evidence.
  41. (en) Exercise.
  42. (en) Expose.
  43. (en) Hold up.
  44. (en) İnitiate.
  45. (en) İntroduce.
  46. (en) Look.
  47. (en) Manifest.
  48. (en) Point to.
  49. (en) Produce.
  50. (en) Represent.
  51. (en) Set out.
  52. (en) Reflect.
  53. (en) Register.
  54. (en) Reveal.
  55. (en) Suggest.
  56. (en) Tell.
  57. (en) Tinge.
  58. (en) Witness.
  59. (en) To instruct.
  60. (en) To teach.
  61. (en) To assign.
  62. (en) To set off.
  63. (en) To display.
  64. (en) To indicate.
  65. (en) To figure.
  66. (en) To manifest.
  67. (en) To exhibit.
  68. (en) To represent.
  69. (en) To illustrate.
  70. (en) To point.
  71. (en) To prove.
  72. (en) To exe.
  73. (al) Projezieren, vorführen, wiedergeben
  74. (fr) Projeter, montrer, présenter

reklamlar



Bunları Kaçırmayın

  • BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
  • Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
  • Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)


Hakkında  -  Araçlar  -  Testler  -  Son Eklenenler  -  Yasal Konular  -  Yardım  -  İletişim

© Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
Türkçe-Türkçe, Türkçe-İngilizce, İngilizce-Türkçe, İngilizce-İngilizce Nedir Ne Demek (NND Sözlük)
0.012