|
ünlem grubu
-
Bir ünlem ile bir veya daha fazla ad ögesinin oluşturduğu kelime grubu. Bu grup içindeki ad ögesi bir kelime grubu da olabilir: || A komşu, ey gönül (Y. K. Beyatlı, Kendi Gök Kubbemiz, s. 58). || Ey talih! Ölümden de beterdir bu karanlık; || Ey aşk! O gönüller sana mal oldular artık; || Ey vuslat! O aşıkları efsununa râm et! || Ey tatlı ve ulvî gece! Yıllarca devam et! (Y. K. Beyatlı, Kendi Gök Kubbemiz, s. 122), vah zavallı, Ey Türk gençliği! Ey Türk istikbalinin evladı (M. Kemal, Nutuk). Ey garip çizgilerle dolu han duvarları (F. N. Çamlıbel, Han Duvarları) vb. ||ünlem grubu cümle kuruluşuna katılmadığı için cümle dışı öge durumundadır. Bu bakımdan cümlenin herhangi bir yerinde bulunabilir. Grup vurgusu ünlem üzerindedir.
-
Türlü duyguları anlatan veya bir doğa sesini yansıtan kelime, nida: Ah! oh! şak, çat vb.
-
İşareti.
-
Ünlem işareti.
-
Bir duyguyu, bir düşünceyi anlatan veya bir tabiat sesini yansıtan sözcük: Ah!, oh!, vah vah!, tangur tungur!, mırıl mırıl!, şakır fakır vb.
-
İnterjection. exclamation.
-
Exclamation. interjection.
-
Exclamation. ejaculation. hue. interjection.
-
İnterjection
-
İnterjection
-
Tırtıl, sürfe, kurt
-
Bıkıp usanmadan çalışan kimse
-
Argo yiyecek
-
(Bed, bing) toprağı kazmak, eşelemek
-
Adi işlerle uğraşmak
-
Monoton bir işte calışmak
-
Argo yemek yemek, yedirmek
-
Yeri kazıp ağaç köklerini çıkarmak
-
Kökünden sökmek
-
Sürfesini çıkarmak .
-
Eşelemek, didiklemek, kazmak, toprağı eşelemek, çapalamak, ot ve kökleri temizlemek, didinmek, ağır iş yapmak, yemek yemek
-
Şimdiye kadar, henüz.
-
Var olana, elde bulunana ek olarak, olana katarak
Örnek:
Bir kızım daha olsaydı, adını Meliha koyardım. P. Safa
-
Kendisinden sonra üçüncü kişi iyelik eki alan bir sıfatla birlikte sözü edilen konuda en önemli durumu belirtmek için kullanılan bir söz.
-
Bundan başka, bunun dışında
Örnek:
Daha çiçekleri de sulayacağım. H. Taner
-
Any. more. over. yet. still. any. only. plus.
-
Any. more. over. yet. still. only. plus. else. further.
-
Yet. so far. until now. still. only. more. in addition. else.
-
Gereğinden, alışılmıştan çok, aşırı olan, ziyade
Örnek:
Yaşamak için çok zorluk çekiyordu. Fazla olarak hastaydı. R. N. Güntekin
-
Daha çok, aşkın
Örnek:
Biz ancak Cumhuriyet devrinde elli yıldan fazla bir barış devri geçirmişiz. B. Felek
-
Artmış olan.
-
Gereksiz, yersiz bir biçimde.
-
Gereğinden, alışılmıştan çok olarak.
-
Excessive. superfluous. spare. plus. much. extra. unneedful. de trop. supernumerary. surplus. thick. too. over. big. in excess of. excess. surplus. super-. over. out. rising of.
-
Above. excess. extra. heartily. much. redundant. spare. superfluous. surplus. too. excessive. more. too much. too many. excessive. superfluous.
-
Too. too much. too many. more (than. acute. devilish. in excess. great. heavy. residual. residuary. spare. steep. superlative. supernumerary.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|