|
ülke dışında egemenlik ilkesi
-
Yabancı ülkelerde görevlendirilen siyasal işyarlara elçilik binalarındaki oturum ve işlemleri için kendi ülkelerinde imişçesine davranışta bulunabilmeleri erkinliğinin verilmesi ve böylece bir takım bağışıklıklardan yararlandırılmaları ilkesi.
-
Exterritorial principle
-
Principe d'exterritorialité
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket
-
Devlet
Örnek:
Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi. F. R. Atay
-
Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge
Örnek:
Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum. H. Taner
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan bağımsız, uluslararası antlaşmalara dayalı sınırlarla çevrili, üzerinde dil, kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan bir ulusun yaşadığı toprakların tümü.
-
Country. domain. territory. land. realm. clime. soil.
-
Country. domain. land. realm.
-
Land-Country
-
Pays
-
Except, apart from, except that, short of, short, outside of, on the outside of, outside
-
Egemen olma durumu.
-
Milletin ve onun tüzel kişiliği olan devletin yetkilerinin hepsi, hükümranlık, hâkimiyet
Örnek:
Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Anayasa
-
Sovereignty. domination. dominance. supremacy. ascendancy. ascendency. mastery. rule. hegemony. imperium. raj. reign. sway.
-
Dominance. domination. dominion. hegemony. possession. rule. sovereignty. ascendancy.
-
Dominance. sovereignty. preeminence. control. domination. hegemony. lordship.
-
Temel düşünce, temel inanç, umde, unsur, prensip
Örnek:
İlkelerine sıkı sıkıya bağlı, bilinçli ve ödün vermez bir insandı. H. Taner
-
Temel bilgi.
-
Öge.
-
Davranış kuralı
Örnek:
Bence ahlakın bir ilkesi, bir kökü vardır. Sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma. N. Ataç
-
Her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, prensip.
-
1- Temel düşünce, temel kanı. 2- Bireysel karar ve eylemlerin, tutarlı ve eleştirel biçimde değerlendirilmesine olanak sağlayan ana kural. 3- Her türlü tartışmanın dışında sayılan kural. 4- Başlangıç, hareket noktası, her şeyin kendisinden türediği ilk ve temel kaynak.
-
Principle. basis. keynote. doctrine. canon. guideline. law. tenet.
-
Canon. cause. gospel. principle. rudiments. rule. element. basic unit. basis.
-
Element. principle. basic unit. fundamental. essential. postulate. assumption. moral principle. rudiment. shibboleth.
-
Principle
-
Başka bir milletten olan, başka bir milletle ilgili olan (kimse), bigâne, ecnebi
Örnek:
Bu toprak bizimdir, içinde yabancının işi yok. R. E. Ünaydın
-
Aileden, çevreden olmayan (kimse veya şey), özge
Örnek:
Ben, yabancı bir adam, neme lazım, hiç sesimi çıkarmadım. M. Ş. Esendal
-
Tanınmayan, bilinmeyen, yad
Örnek:
Yabancı müşteri giremezdi kapısından. Gelenler hep edebiyat adamlarıydı. Y. Z. Ortaç
-
Aynı türden, aynı çeşitten olmayan.
-
Bir konuda bilgisi, deneyimi olmayan.
-
Belli bir yere veya kimseye özgü olmayan.
-
Alien. exotic. foreign. outlandish. peregrine. strange. tramontane. unfamiliar. unknown. alien. foreigner. gook. gringo. outsider. stranger. unknown. xeno.
-
Alien. foreign. foreigner. outsider. strange. stranger.
-
Alien. foreign. foreigner. strange. stranger. outsider. unfamiliar.
-
Countries.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|