|
üçüncü dünya ülkeleri
-
Hemen hepsi eski sömürgeler olan, ulusal bağımsızlıklarını kazanmış veya bu uğurda mücadele veren Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkeleri.
-
Yoksulluk, yüksek doğum oranları ve iktisadi olarak gelişmiş ülkelere bağımlılık gibi özellikler taşıyan Asya, Afrika, Avustralya ve Güney Amerika kıtalarındaki bazı gelişmemiş ülkeler. krş. birinci dünya ülkeleri, ikinci dünya ülkeleri, dördüncü dünya ülkeleri
-
Third world countries
-
Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen
Örnek:
Gelir vergisinin üçüncü taksitini verdik. B. Felek
-
Third. third.
-
Tertiary. third.
-
Dış, çevre, ortam
Örnek:
Biz dünyadan ayrı yaşarken dünya epey değişmiş. H. C. Yalçın
-
İnançları bir olan ülke veya insanlar topluluğu.
-
Meslek veya iş birliği içinde bulunma, camia.
-
El gün, herkes.
-
Duygu, düşünce ve hayal âlemi
Örnek:
Köprüye kadar kendi dünyaları içinde ne tatlı, ne özlü konuşurlardı. Y. Z. Ortaç
-
Güneşe yakınlık bakımından üçüncü gezegen, acun
Örnek:
Dünyanın düzeni, güneşin her gün beklenen saatte doğacağı üstüne kurulmuştur. N. Cumalı
-
1-A. Birbiriyle yasal bağlantısı olan, bir düzenle belirlenmiş tek tek şeylerin ve olayların bütünü. (Ör. öbürdünya-budünya, duyulurdünya-düşünülürdünya, dışdünya-içdünya, görüngülerdünyası - kendinde şeylerdünyası; gelip geçicidünya- idelerdünyası.) b. Aynı yasalara ve aynı düzene bağlı olan nesnelerin, varlıkların oluşturduğu bütün. (Ör. Bitkilerdünyası, hayvanlardünyası vb.) 2- Üzerinde yaşadığımız yeryüzü gezegeni. 3- İnsan varoluşunun içinde yer aldığı çevre. 4- Bilincin bağlılaşık kavramı; bilincin dışında kalan nesnelerin oluşturduğu bütün (nesnelerdünyası).
-
World. planetary. terrene. world. earth. globe. monde. terrestrial globe. nature. vale of tears.
-
Earth. globe. world.
-
The world. the earth. the universe. globe. sphere. upper world.
-
World
-
Monde
-
Mundus
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan toprakların tümü, diyar, memleket
-
Devlet
Örnek:
Vicdan hürriyetine riayet eden tek ülke Osmanlı İmparatorluğu idi. F. R. Atay
-
Herhangi bir özelliği yönünden düşünülen bölge
Örnek:
Dünyanın gelişmiş, gelişmemiş ülkelerini tek tek geziyorum. H. Taner
-
Bir devletin egemenliği altında bulunan bağımsız, uluslararası antlaşmalara dayalı sınırlarla çevrili, üzerinde dil, kültür ve ülkü bakımından birlik oluşturan bir ulusun yaşadığı toprakların tümü.
-
Country. domain. territory. land. realm. clime. soil.
-
Country. domain. land. realm.
-
Land-Country
-
Pays
-
Çabucak.
-
Aşağı yukarı
Örnek:
Hayır, yalnız ben değilim onu beğenmeyen, sevmeyen, hemen kimse beğenmiyor o şairi, sevmiyor. N. Ataç
-
Yalnız, sadece.
-
İmmediate. prompt. immediately. instantly. directly. in no time. instantaneously. on the spot. anon. bang off. right of the bat. forthwith. out of hand. incontinently. in an instant. on the instant. instanter. in a jiffy. now. at once. in short order.
-
Directly. forthwith. immediately. instantly. quick. straightaway. at once. right now. just. nearly. almost. right away.
-
At once. immediately. right away. right now. nearly. almost. about. as soon as. without delay. directly. forthwith. in the instant. instanter. instantly. in no time. right off. straight off. pronto. shortly. soon. straightaway. then and there. thereupon.
-
Bütünü, tamamı, tümü, cümlesi, hep
Örnek:
Bütün bu işlerin hepsi yapıldı. P. Safa
-
All. all of. in all. all of them. all of it. the whole shebang. all and sundry. all. the lot. total. entire. all.
-
All. lot. all of it. all of them. in all. everyone.
-
All of it. all of them. the lot. all. altogether. caboodle. gross. the whole lot. one and all. whatever.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|