|
üçüncü ayak duruşu
-
Bir ayağın ötekinin önüne konulması ve öne konulan ayağın topuğunun arkadaki ayağın orta noktasına değmesi.
-
Third position
-
Troisième position
-
Üç sayısının sıra sıfatı, sırada ikinciden sonra gelen
Örnek:
Gelir vergisinin üçüncü taksitini verdik. B. Felek
-
Third. third.
-
Tertiary. third.
-
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü.
-
Bacak.
-
Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek veya bunlardan her biri.
-
Vücudun belden aşağı bölümü.
-
Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi.
-
Basamak.
-
Fut.
-
Futun küpü alınarak hesaplanan değer.
-
(Türkiye'De) Bir ya da daha çok yapımcının, dağıtımcının yalnız kendi filmlerini oynatmak amacıyla bir mevsim boyunca kapattığı sinema ya da sinemalar topluluğu.
-
Bk. üçayak
-
Yer değiştirmeyi sağlayan ve çeşitli hayvanlarda çok değişik şekiller gösteren yapılar.
-
Yazmalarda bir sayfayı ötekine bağlayan; bir sayfanın sonunda ve ikinci sayfanın başında yinelenen sözcük ya da harf. a. bkz. murakıp.
-
Foot. foot-operated. stand. stillage. buttress. hoof. plates. pod.
-
Act. foot. histrionics. leg. step. rung. tributary. gait. pace. rhyme. put-off.
-
Foot. leg. base. pedestal. footing. stand. easel. pedlar. frontsman. pitch-man. market man. shaft. treadle. tributary. step. gait. pace. foot. buttress. prop.
-
Pous, foot
-
Pied
-
Fotoğraf makinesi, televizyon kameraları vb. aletlerin üzerine oturduğu üç ayaklı düzen.
-
Sacayağı.
-
Bir halay çeşidi.
-
Teodolit, fotoğraf makinesi gibi aygıtların üzerine oturduğu üç çubuklu düzen.
-
Alıcı ya da göstericinin çalıştırılması sırasında sallanmamalarını sağlamak amacıyla kullanılan üç ayaklı destek.
-
Tripod, stand, camera stand, support
-
Dreifuss, Stativ, Kinostativ
-
Trépied, pied
-
Trépied,Tripod
-
Durma işi veya biçimi
Örnek:
Ayol, bu kaçıncı duruş? R. N. Güntekin
-
Fotoğraf plaklarının, resmi alınacak cisme gösterilip tekrar kapatılması; ırakgörüre yerleştirilmiş plak kapağının açılıp resmin çekilmesi ve kapağın yeniden kapatılması.
-
Posture. position. pose. stand. stance. attitude. carriage. hang. poise. port.
-
Attitude. bearing. carriage. cessation. halt. pose. position. posture. presence. stand. stop.
-
Pose. position. posture. stand. stop. rest. standing. parking. repose. aspect. attitude. pause. carriage. halt. poise. presence. set. set up. stance.
-
Posture
-
Exposure
-
Tenue
-
Exposition, pose
-
Bilinenden, sözü edilenden ayrı, öbür, diğer
Örnek:
Bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış! M. Ş. Esendal
-
Sözü edilen veya benzer iki nesneden önem ve konum bakımından uzakta olan.
-
Other. the other. the further. the farther. that. far. off. remaining. other.
-
Other. second. the other. the other one. the one over there.
-
Alternate. alternative. the other one. the one over there. farther.
reklamlar
Bunları Kaçırmayın
- BİS, bir sözün içinde geçtiği başka sözler bulmak için üretilmiş bir araçtır, özellikle birden çok sözden oluşan çeşitli terim ve deyimleri bulmaya yarar. (BİS Kelime Türetmece)
- Belirli harflerini bildiğiniz kelimeleri bulabilirsiniz. (Bulmaca Yardımcısı)
- Başka dil araçlarına bakın. (Türkçe Dil Araçları)
|